RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2012

Total Recall (2012)

Yeni Total Recall; “Inception”, “Matrix” ve “Bourne filmi” melezi olmayı denediği mükemmel ilk yarısıyla iyi bir atmosfer ve tempo yakalamış. Fakat ikinci yarıdan itibaren “vizyonu”, “misyonu” ve “felsefesi”ni unutup, A sınıfı bir aksiyona dönüşüp popüler kitleyi memnun etme çabası hem bir re-make olduğunu unutturmuş, hem de filmin bulunduğu konumun sorgulanmasına neden olmuş.

Bir fabrika işçisi olan Douglas Quaid (Colin Farrell), çok sevdiği güzel bir karısı (Kate Beckinsale) olmasına rağmen, sinir bozucu hayatında sahip olabileceği en güzel anıların, süper ajan olduğu bir hayattan gerçek anılara sahip olmak olduğunu düşünmektedir. Ancak, korkunç bir prosedür hatası yüzünden Quaid, aranan bir adam olur ve kendisini, lider Cohaagen (Bryan Cranston), tarafından kontrol edilen, polis güçlerinden kaçarken bulur.

Eski filmdeki efsane “üç memeli kadın”ın gösterilmesi bir saygı duruşundan çok “eklektik” durmuş. Çünkü bu seferki hikayede önceki hikayenin özünü kapsayan “mutantlar” diye bir şey bile yok! İlk filmdeki “gerçek mi, anı mı?” sorusunu her dakika sorduğumuz kurgu akışı bu filmin ikinci yarısında kendisini felsefeden yoksun bol görsel efekt ve aksiyona bırakıyor.

Yeni Total Recall’e eskisini bilmeyen yeni nesil popüler kitle gençlerinin ayılıp bayılacağı, hatta yeni bir Inception ilan edecekleri neredeyse kesin. Kate Beckinsale’ın güzelliği, müzik, kurgu ve tempo arasındaki uyum, görsel efektler, post-apokaliptik – fütüristik atmosfer derken bir şekilde kendini izlettiriyor izlettirmesine fakat re-make patlaması yaşadığımız günümüzde  “Ne gerek vardı?” sorusunu yeniden sormamızı sağlıyor…

6.2 / 10

 
Yorum yapın

Yazan: Ağustos 15, 2012 in 2012, Film Kritikleri

 

Etiketler: , , , , ,

Cosmopolis (2012)

Cosmopolis… 2002’deki Spider filminden itibaren filmografisinde bir nevi “2. dönem”e geçtiği öngörülen Cronenberg’in bu son filmi, 2 döneme de ait olmayan, muhtemelen de “tek” olarak yer edecek sıradışı bir taşlamaya dönüşmüş. Kendi ülkemizden yönetmen ve filmografi örneği verecek olursak Ümit Ünal filmografisindeki “Gölgesizler” gibi düşünebiliriz Cosmopolis’i.

28 yaşındaki milyoner Eric Packer için sıradan gibi görünen bir gün, 24 saat içerisinde hayatının çizgisini değiştirecek cehennemvari bir hal alacaktır. Oldukça uzun görünen limuziniyle Manhattan’da bir iş için “şehre” inen Packer trafikte sıkışınca, limuzinine giren insanlar bir şekilde hayatına etki edecektir.

Don De Lillo’nun romanının çok sadık bir uyarlaması olan Cosmopolis, olabildiğince geveze bir film. Sinema diline açıkça bir saldırı olarak anlamlandırılabilecek yarı kurmaca yarı deneysel anlatım stili filmin asıl meselesini oluşturuyor aslında. Global finansal çöküşle antikapitalist eylemlerin paralel olarak ilerlediği sahnelerde ruhsuz multimilyoner Eric’in kontrolden çıkarak kendi kendini yok edişini izlemeye başlıyoruz.

Baştan sona diyaloglarla dolu olup diyalogların hiçbir anlam ifade etmemesiyle, soyut ve teatral bir düzlemde ilerlemesiyle Alain Resnais’in “Last Year at Marienbad” (1961) ıyla uzaktan akrabalık taşıdığını da söyleyebiliriz. Kapitalist sistemi bir nevi “laf tiyarosu” eşliğinde aktaran bu yapıbozucu anlatım stilini hikayenin amacına uygun kadrajlarla, ışıklarla, mekanlarla ve müzik kullanımıyla destekleyen Cronenberg, ya çok sevilecek ya da nefret edilecek kadar kesin çizgilerle belirlenmiş bir filme imza atıyor.

8 / 10

 
Yorum yapın

Yazan: Ağustos 10, 2012 in 2012, Film Kritikleri

 

Etiketler: , , ,