The Master (2012)

Günümüzün Stanley Kubrick’i olma yolunda emin adımlarla ilerleyen genç usta Paul Thomas Anderson, “az ama öz filmografisi”ne baştan sona “gerçek sinema” kokan bir başyapıt daha armağan ediyor.

Tipik bir Paul Thomas Anderson karakteri olan savaş gazisi Freddie Quell (Joaquin Phoenix), psikolojik ve fiziksel olarak sorunlu, su gibi alkol tüketen, hiçbir işte tutunamayan, çıldırmanın eşiğinde, kavgacı, çaresiz, yaralı bir figür. Savaş sonrasında bir türlü oturtamadığı kişiliği boşlukta kalan Quell, kaçak bindiği ışıl ışıl parlayan bir teknede karşısına çıkan ve “The Cause” adında yeni bir dinsel örgütlenme kuran yazar, doktor, filozof ve “efendi” Lancaster Dodd (Philip Seymour Hoffman) ile tanışır. “Ak” ve “kara” kadar birbirinden farklı bu iki adam, “usta-çırak”, “baba-oğul”, “efendi-köle” ve “dostluk” ilişkisi ekseninde bir hayata başlarlar.

Filmdeki “The Cause” tarikatının “Scientology” olup olmadığı merak konusuydu. Bu sorunun cevabı hem “evet” hem “hayır”. “Scientology” tarikatından ilham alındığı kendisini belli ediyor fakat “din”, “inanç”, “körü körüne bağlılık” gibi konularda oldukça evrensel bir bakış sunuyor “The Master”. Bunu yaparken de sinema tarihine her zaman hatırlanacak “anti-kahramanlar” hediye ediyor.

Bir yanda “ehlileştirilmeye çalışılan” Freddie Quell, diğer tarafta ise karizmatik din adamı Lancaster Dodd… Bu iki karakterin hep hatırlanacak olmasının en büyük sebepleri kuşkusuz Joaquin Phoenix ve Philip Seymour Hoffman’ın üstün ötesi performansları. 2007’de There Will be Blood’da Daniel Day-Lewis’in yaptığını bu sefer The Master’da Joaquin Phoenix yapıyor ve karakterini mimikleriyle, duruşuyla ve vücut diliyle sentezleyip adeta yaşayarak en güçlü karakter oyunculuklarından birine imza atıyor. Oynadığı her role ayrı bir karakter, bir duruş katan Philip Seymour Hoffman’ın aksanından giyimine kadar yayılan karizması ve oyunculuğu da unutulacak cinsten değil.

70 mm ile çekilen The Master, eski zamanlara atıfta bulunarak “gerçek sinema algısı”nı diri tutarken, son yılların en özenli, akılda kalıcı sinematografilerinden birine imza atıyor. Bu sinematografi, akılda kalıcı o kadar çok sahneye imza atıyor ki… Çıplaklığın hakim olduğu “The Cause töreni”, tarihi tuvaletin kırılması (ki bu planlanmamış bir sahneymiş ve tuvalet kırıldığı için Paul Thomas Anderson çok azar işitmiş), köpeğiyle oynayan bir efendiyi andıran ikilinin yerlerde sarılıp boğuşması ve sinema tarihine geçeceğini düşündüğüm, göz kırpmadan yapılan sorgu-terapi sahnesi. Bu sahnelere bir de Johnny Greenwood’un tekinsiz müzikleri eklenince ortaya büyüleyici bir sinema deneyimi çıkıyor.

The Master’ın “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, “En İyi Sinematografi” ve “En İyi Özgün Senaryo” dalları olmak üzere 6 dalda Oscar adaylığı şimdiden kesin gözüküyor. “En İyi Kurgu”, “En İyi Sanat Yönetimi”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”, “En İyi Müzik”, “En İyi Kostüm Tasarımı” gibi dallarda da adaylık şansı yüksek.

9.5 / 10

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s