RSS

Küf (2012)

03 Ara

Ali Aydın’ın bu sene Venedik Film Festivali’nden “Geleceğin Aslanı”, Selanik Film Festivali’nden ise “Gümüş İskender” ödülleriyle dönen ilk filmi “Küf”, “Cumartesi Anneleri”ni temel alan öyküsündeki “erkek karakterler” üzerinden  90’lardaki çürümüş, kokuşmuş, “küf”leşmiş sisteme, grenli sinematografisiyle çarpıcı bir bakış atmış.

küf

18 yıl önce kaybolan oğlunu bulabilmek için yıllardır aralıksız devlete dilekçe yazan Basri’nin hayatı ekseninde dönüyor her şey. Polis müfettişi Murat, Basri’yi bir gün odasına çağırtır. Bitmek bilmeyen dilekçelerden artık usanmıştır ve uzun bir süre onu sorgular. Basri, her şeye rağmen dilekçe yazmaya devam eder, hayata küsmüştür, ağzından 1-2 kelime zor çıkmaktadır fakat her şeye rağmen oğlunu bulmaya dair bir ümidi vardır. Ölüsü de gelse oğluna kavuşmak istemektedir.

18. Gezici Festival kapsamında izlediğim “Küf”, yönetmeni Ali Aydın’ın katılımıyla gerçekleşti. Film sonrasında ardı arkası kesilmeyen soru-cevaplar ve övgüler, filmin bittikten sonra bile izleyiciyi çokça düşündürdüğüne ve önemli bir film olduğuna dair kanıt niteliğindeydi. Ali Aydın, “Küf”ün politik bir film olarak tanımlanabileceğini fakat kendisinin “Küf”ü politik bir film olarak görmediğini dile getirdi.

ali aydın

Film bitimindeki Ali Aydın ile söyleşi esnasında usta oyuncu Tuncel Kurtiz’in köşeden Ali Aydın’ı yüzünde bir tebessümle dikkatle dinlediği gözlerden kaçmadı. Ali Aydın konuşmasını bitirir bitirmez alkışlamaya başlayan Tuncel Kurtiz’in “Büyük bir sevinçle seyrettim. Genç nesilden birinin dünya sinemasına bu eseri bırakmasıyla gurur duydum. İyi ki varsınız.” sözleri etkiliydi.

tuncel

Küf, etkili sinematografisiyle, Ercan Kesal’in benzersiz performansıyla, Muhammet Uzuner ve Tansu Biçer’in başarılı yardımcı rollerinin katkısıyla ve tokat gibi vurucu, etkili finaliyle “Türkiye 2012” sinemasının etkileyici yapımlarından biri olmayı başarıyor. Tren yollarında çalışan Basri’nin 18 yıldır kayıp oğlunu arayışının ekseninde bir yan hikayeye de kapı açılıyor. Tren yolları çalışanlarından Cemil ile Basri’nin ilişkisine. Basri’nin oğlunu arayışı “faili meçhul cinayetler”, “devletin yetersizliği ve ilgisizliği” gibi konular üzerinde dururken, bu yan hikaye de  “Adalet nedir?”, “Kötü bir insanın cezası ölüm mü olmalıdır?”, “Bu yargıyı kim verebilir?”, “Bu yargıya varmak doğru mudur?” gibi sorular ekseninde “adalet” kavramını sorgulamamıza olanak sağlıyor.

küff

Ercan Kesal’in film boyuncaki suskunluğu, tepkisizliği ve polis müfettişiyle konuşurken sarfettiği “kader!” sözcüğü çeşitli okumalara gebe. Ali Aydın’ın söyleşide “Bana göre sigara içmek bir intihardır” sözcüğü, filmde durmadan sigara içen karakterlerin “kaderci bir intihar”ı seçtiği yönünde Aydın’ın sözlerinin peliküle yansımasıdır. Basri’nin epilepsi hastalığının da nerede ve nasıl başladığına dair bir fikrimiz olmasa da, bunun sebebini gayet iyi anlıyoruz. “Epilepsi sahneleri”nin ise Semih Kaplanoğlu’nun “Süt” (2008) ündeki Yusuf’un epilepsi krizlerini akla getirmesi de bir başka ayrıntı. Filmin başlarındaki 15 dakika süren tek plan karşılıklı diyalog sahnesi ise hafızalara kazınacak cinsten.

Ali Aydın, yetenekli bir sinemacının izlerini taşıyan bu uluslararası ödüllü ilk filmiyle “minimalist Türk sineması”na önemli bir film kazandırmış oluyor. Bundan sonraki filmlerini merakla bekleyeceğimiz ve ele alacağı konuları merak ettiğimiz ise bir gerçek.

Not: Gezici Festival fotoğrafları alıntıdır.

7.5 / 10

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: