RSS

Blancanieves (2012)

21 Ara

İlk filmi “Torremolinos 73” (2003) ile “sinema sevgisi”ni dramatik/komedi karışımı bir türle harmanlayarak unutulmayacak bir filme imza atan İspanyol yönetmen Pablo Berger, Blancanieves (2012) ile de aynı formülü uygulayarak kendi başyapıtını oluşturuyor. Bu sefer “melodramatik ögeler”in ağır bastığı bir hikaye ekseninde bildiğimiz “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” metnini, 1920’lerin İspanya’sındaki boğa güreşleri ve “sessiz sinema” ile birleştirerek yapıbozumuna uğratan bir “sessiz sinema klasiği”ne imza atıyor.

blanca

Efsanevi matador Antonio Villalta (Daniel Gimenez Cacho), boğayla yaptığı şovun ardından bir kaza geçirir. Kazanın şokunun etkisiyle hamile karısı komaya girer ve hayatını kaybeder. Bebek Carmencita doğmuştur fakat Antonio kötürüm kalmıştır. Hastanedeki kötü kalpli hemşire Encarna (Mariel Verdu) ile evlenen Antonio’nun serveti artık Encarna’nın ellerindedir. Gösteriş meraklısı Encarna hayatını yığınla para harcamak ve absürd fanteziler yapmak arasında geçirirken, Antonio’ya bir köpek gibi davranmaktadır. Carmencita’nın da saraylarına gelmesiyle beraber Encarna kötülüklerini göstermeye devam eder. Babasıyla tanışan Carmencita’nın hayali de babası gibi efsanevi bir matador olmaktır. Bu yolda ona yedi cüceler eşlik edecektir.

15. Randevu İstanbul Film Festivali kapsamında izlediğim, 1920’lerin İspanya’sında geçen gotik bir Pamuk Prenses uyarlaması olan film, Tim Burton’un gotikliğini Luis Bunuel’in sürrealizmiyle birleştirerek ortaya boğa güreşleri içerisinde sinema sevgisiyle dolu bir “The Artist” (2011) çıkarıyor. “Ayna ayna, söyle bana”nın ve “prens”in olmadığı  bir Pamuk Prenses fikri bile yeterince orijinalken bunu İspanya’ya has “matador”, “flamenko” ve “Carmen” hikayeleriyle birleştiren Pablo Berger, Torremolinos 73’teki “sinema sevgisi” ve “Carmen hikayesi”ni ikinci filmine de başarılı bir şekilde adapte ediyor. Bunu yaparken bolca kullandığı yakın planları ve görüntü bindirmelerini müthiş müzik kullanımıyla görsel ve işitsel bir şölene dönüştürmeyi ihmal etmiyor.

blancanieves-2012

Bu postmodern Pamuk Prenses uyarlamasında büründüğü “femme-fatale” karakterinde harikalar yaratan Mariel Verdu’ya ayrı bir parantez açmak lazım. Mimikleriyle ve beden diliyle bu yılın en iyi kadın oyuncu performanslarından birine imza atan Verdu, bunun karşılığını San Sebastian Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görülerek almıştır. Bu yılki Oscar ödüllerinde İspanya’nın Oscar aday adayı olan “Blancanieves”, Akademi tarafından “Yabancı Film” kategorisinde ilk 9’a alınmasa da, oluşturduğu postmodern sinema büyüsüyle sinema tarihine adını yeni dönem “sessiz sinema” ürünlerinin başyapıtı olarak yazdıracaktır.

9.2 / 10

Reklamlar
 

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: