Silver Linings Playbook (2012)

8 dalda Akademi Ödülleri’ne aday gösterilen ve geçtiğimiz Altın Küre Ödülleri’nden “En İyi Kadın Oyuncu – Jennifer Lawrence” ödülüyle ayrılan Silver Linings Playbook, artık neredeyse bir “çöp kalıp” haline gelen romantik komedi formülünü, uyarlandığı romanın farklı hikayesinin etkisiyle başka bir kalıba sokmaya çalışıyor. “The Fighter” (2010) ile hikayesini “oyunculuk odaklı” bir yapıyla bütünleyen yönetmen David O. Russell, Silver Linings Playbook ile de aynı formülü deniyor ve yine 4 ana oyuncusuyla birlikte oyunculuğun 4 adaylığına da oynayan bir film çekiyor.

silver

Eski bir tarih öğretmeni olan Pat Salitano (Bradley Cooper), karısının kendisini başkasıyla aldattığını görünce adamı döverek hastanelik etmiştir ve 8 aydır rehabilitasyon merkezinde yatmaktadır. Çıktığında ise her şeye yeniden başlamak için bir “umut ışığı” arayacaktır ve öncelikli amacı da karısını yeniden kazanmaktır. Bu iyileşme sürecinde ise Pat’in karşısına kocasını kaybettiği için ağır bir travma geçiren çılgın Tiffany (Jennifer Lawrence) çıkar. Akıl ve ruh sağlığı açısından birbirine denk olan bu ikilinin aradıkları “umut ışığı”nı birbirlerinde bulmaları mümkün müdür?

David O. Russell, filmlerinde oyuncularına performansları açısından sayısız olanak tanıyan bir yönetmen. Bu açıdan onu Paul Thomas Anderson ve Martin Scorsese gibi oyuncularına “doğaçlama” alanlar tanıyan yöentmenler arasında anmak mümkün. Scorsese’nin “New York, New York” (1976)’ ta Robert De Niro ve Liza Minelli’ye, Paul Thomas Anderson’ın “The Master” (2012)’da Joaquin Phoenix ve Philip Seymour Hoffman”a tanıdığı “özgürlük alanı”nı David O. Russell da Bradley Cooper ve Jennifer Lawrence’a tanıyor. Fakat oyunculuklar bu denli ön plana çıkarken David O. Russell’ın, Scorsese ve Anderson gibi “yönetmenlik” anlamında güçlü bir iş çıkardığını söylemek zor. Daha çok Alexander Payne’in yönetmenlik anlayışında “sade” bir tavrı olduğunu söyleyebiliriz.

SilverLiningsPlaybook

Silver Linings Playbook, şaşırtıcı bir “romantik-komedi” şeklinde başlıyor. Daha doğrusu bir “dramatik-komedi” olarak açılıyor ve yavaş yavaş içine romantizm unsurunu da ekliyor. Filmi esas özgün kılan yan, daha çok karakterlere bahşedilen “ilginç diyaloglar” olurken, filmi ayakta tutan yön ise abartı sınırına bir yaklaşıp bir kaybolan oyunculuk performansları oluyor. Robert De Niro ve Jacki Weaver anne ve baba rollerinde tutarlı ve sevimli performanslarıyla arka planda öne çıkıyorlar.

Bradley Cooper, ucuz romantik-komedileri bırakıp yeni yeni ciddi projelerde yer almaya ve “marka”sını yükseltmeye çalışan bir isim. Performans bağlamında başarılı olduğunu söyleyebiliriz fakat kendisine bahşedilen oyunculuk alanında “sınırsız” davranması, Joaquin Phoenix veya Daniel Day-Lewis ayarında bir oyuncu olmadığından yer yer sırıtabiliyor. Jennifer Lawrence ise kuşkusuz Cooper’dan daha güçlü bir oyunculuk sergiliyor fakat o da özellikle finaldeki dans sahnesinde aşırı abartılı bir “sevinme mimiği” kullanarak tıpkı Baz Luhrmann’ın “Australia” (2008)’sında Nicole Kidman’ın korktuğu bir sahnedeki abartı yüz ifadesi gibi  inandırıcılık sınırının dışına çıkarak “itici” olabiliyor. Bu bağlamda kişisel fikrim henüz “usta”laşmamış oyunculara “doğaçlama alanı” yaratmanın büyük bir risk olduğu yönünde. (Üşenmedim bu iki sahnedeki ultra abartılı mimikleri bir araya getirdim)

jennifer nicole

Filmin en büyük artılarından birisi ise sıradan bir Amerikan romantik-komedi veya dramatik-komedide asla göremeyeceğimiz biçimde “baba ve oğul”un yumruklaşma sahnesi. Özellikle bu gibi sahnelerle film puanını arttırıyor arttırmasına fakat son 20 dakikasına kadar “özgün” bir şekilde ilerlemesine rağmen finalde ne olacağını harfiyen bildiğimiz “klişeler yumağı”na teslim oluyor. Bu da “Silver Linings Playbook”un gücünü azaltmasına neden oluyor. (Örneğin; bir karakterin bir şeyden geçmesi için 4.2 puan alması gerekiyorsa ve finalde de tam 4,2 puan alıyorsa! ) Dolayısıyla “Bu tür “klişeler” hala eskimedi mi?” diye düşünüyor insan.

Silver Linings Playbook, tüm özgün olma çabalarına rağmen finaline doğru “sisteme yenik düşen” bir film. Oyuncu performanslarıyla hatırlanacağı, güzel bir öyküsü olduğu ve “romantik-komedi” formülünü tüm eksilerine rağmen değiştirmeye çalıştığı bir gerçek. Fakat 2012 yılının en iyileri arasında yer alıp, tüm ödül törenlerinde yer almalı mı, bir oturup düşünmek lazım.

3 / 5

Reklamlar

2 comments

  1. Yorumunuza yüzde yüz katılıyorum. Film bittiğinde 7 puan verip , 8 oscar çok fazla demiştim. Heleki bugün life of pi’yi de izleyince iyice ikna oldum ki umut ışığı normal güzel bir film ama oscar hakedecek kadar değil. Bu yazıyı cesurca yazmanızdan dolayı tebrik ederim çünkü herkes bu filmi yere göğe koyamıyor.
    Sevgiler
    @guncelfilmyorum

  2. Teşekkürler. Ben de özellikle bu seneki Oscar adayı filmler arasında bir sıralama yapmak durumunda kalırsam Silver Linings Playbook’u son sıraya koyuyorum. Kendi çapında “iyi bir film”. Ki 7 puan zaten bir filme “iyi” demek için yeterlidir. Ama daha fazlasını hakedecek bir konumda olduğunu düşünmüyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s