12. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde Görülmesi Gereken 20 Film + Bonus

14 Şubat – 24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da “Cinemaximum Fitaş”, “Cinemaximum Budak” ve “Cinemaximum İstinye Park” sinemalarında bu yıl 12.si gerçekleşecek olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 2013 yılındaki seçkisine çok güçlü filmler getirerek festival severlerin iştahını kabartacağa benziyor. Ayrıca “Leos Carax” ve “Miguel Gomes” de !f İstanbul kapsamında gösterilecek filmlerini sunmaya geliyorlar.  Bu yıl “84 film” gösterecek olan !f İstanbul’da “Keş!f”, “Galalar”, “!f Müzik”, “Oyun”, “Sev&Değiştir”, “Gökkuşağı Filmleri”, “Ev”, “Karanlık&Köşeli”, “!f Özel Gösterimler”, “Sundance: Özel Çalışma” ve “!f Kısalar” bölümleri bulunmakta.

12. if

!f İstanbul’a gitmek isteyenler için yol gösterecek bir rehber olmasını amaçlayarak program içerisinde “kesinlikle görülmesi gerektiğine inandığım 20 film” listesini ele aldım. İyi okumalar ve festivalde iyi seyirler!

1) Holy Motors / Kutsal Motorlar (2012) – Leos Carax (115 dk)

“20-30 yaş arası üç film yaptım. 30-41 arası bir. 40-50 arası sıfır. Şimdi 51 yaşındayım. Tablo hiç iyi gözükmüyor.” Léos Carax

Sıradışı Fransız yönetmen Leos Carax’ın 13 yıllık aradan sonra çektiği ve dünyaca çok konuşulan son filmi “Holy Motors”, sadece son 10 yılın, 50 yılın değil sinema tarihinin en özel işlerinden biri olduğu için izlenmeli. Carax,  ”gizem”, “drama”, “bilimkurgu”, “müzikal”, “gerilim”, “kara mizah”, “fantazya” gibi geleneksel “tür filmi” kalıplarını kendine has neon ışıklarıyla bezeli deneysel atmosferinde aykırı bir şekilde işleyerek filmi “sinefil bir sanat eseri”ne dönüştürüyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=NWu9WjEcdbk

Gösterim Tarihleri: 15 Şubat “22.00” (Cinemaximum Fitaş), 16 Şubat “22.00” (Cinemaximum Budak), 19 Şubat “19.30” (Cinemaximum İstinye Park)

holy

2) Tabu (2012) – Miguel Gomes (110 dk)

“Bence sinema ve hafıza arasında bir ilişki var. Hafıza cennet olabileceği gibi cehennem de olabilir.” Miguel Gomes

Senenin en sıradışı filmlerinden biri olmayı başaran Tabu, senaryo ve kurgunun bildiğimiz tüm kurallarını tersyüz ederek “sinemaya getirdiği yeni bakış açısı” nedeniyle izlenmeli. Sinema tarihinin usta yönetmenlerine yaptığı “usta işi göndermeler” ile de “sinemaya saygı duruşu” açısından “Holy Motors” ile akraba oluyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=HoelUhjVXas

Gösterim Tarihleri: 20 Şubat “21.30” (Cinemaximum Fitaş), 23 Şubat “17.30” (Cinemaximum Fitaş)

tabu

3) Laurence Anyways (2012) – Xavier Dolan (161 dk)

“Filmde çok fazla müzik olduğunu düşünenler olabilir, ama bence öyle değil. Benim için müzik filmin ruhudur.” Xavier Dolan

J’ai tue ma mere (2009) ve Les Amours Imaginaires (2010) filmleriyle genç kuşağın en iyi yönetmenlerinden bir haline gelen Xavier Dolan, bu sefer Cannes Film Festivali’nden “Queer Palm” ödülüyle dönen 161 dakikalık bu “transgender” hikayesinin ilgi çekiciliği nedeniyle izlenmeli. “LGBT” sineması içerisinde 161 dakikalık süresiyle çok farklı bir yerde duracağa benzeyen film, fragmanıyla merak sayısını tavan yaptıran filmlerden.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=rwDzRzqFaIE

Gösterim Tarihleri: 20 Şubat “22.00” (Cinemaximum Fitaş), 21 Şubat “22.00” (Cinemaximum Budak), 23 Şubat “13.30” (Cinemaximum İstinye Park)

laurence

4) Berberian Sound Studio / Berberian Ses Stüdyosu (2012) – Peter Strickland (92 dk)

“Belki kutlamak yanlış kelime ama ben Berberian’ı kesinlikle sesin korkutucu ihtişamı ve onun değiştirme, aldatma ve şaşırtabilme gücüne olan saygımla işlemek istedim.” Peter Strickland

İngiliz yönetmen Peter Strickland’ın ikinci filmi Berberian Sound Studio,  yakın zamanda aldığı ödüllerle,  bir “korku” filminin ödüller nezdinde bu derece sahiplenilmesi ve Toby Jones’un merak konusu olan performansı nedeniyle izlenmeli. Son derece ilgi çekici ve karmaşık fragmanından gördüğümüz kadarıyla görsel ve kurgusal açıdan bir “korku kült”ü yaratma potansiyeli bulunan film, merakla beklediklerimiz arasında.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=pKG63WoOFGI

Gösterim Tarihleri: 16 Şubat “17.30” (Cinemaximum Fitaş), 19 Şubat “17.00” (Cinemaximum İstinye Park), 22 Şubat “00.15” (Cinemaximum Fitaş)

berberian

5) Reality / Gerçeklik (2012) – Matteo Garrone (116 dk)

“Bu filmle ilgili en büyük zorluk gerçeklikle rüyalar arasında bir bağ kurmaktı.” Matteo Garrone

İlk filmi “Gomorra” (2009) ile birçok festivalde “En İyi Yabancı Film” ödülüne layık görülüp büyük bir çıkış yakalayan İtalyan yönetmen Matteo Garrone, ikinci filmi Reality’de “reality şov manyaklığı”nı “mizahi” açıdan ele alıp “hiciv dolu” bir İtalyan kara komedisine dönüşmesi nedeniyle izlenmeli. Cannes Film Festivali’nden “Grand Prix” ödülüyle dönen film, eleştirmenler ve izleyiciler nezdinde “ya çok beğenilen, ya nefret edilen” filmler arasında bulunuyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=LzNbwEoBHfQ

Gösterim Tarihleri: 21 Şubat “21.30” (Cinemaximum Fitaş), 22 Şubat “22.00” (Cinemaximum Budak)”, 23 Şubat “22.00” (Cinemaximum İstinye Park)

reality

6) Antiviral (2012) – Brandon Cronenberg (108 dk)

“Bunun bir romantik komedi olduğunu söyleyip duruyorum ve öyle, ama herkes dalga geçiyorum sanıyor. Aslında bu film her şeyden öte bir romantik komedi.” Brandon Cronenberg

Usta yönetmen David Cronenberg’in oğlu Brandon Cronenberg, babasının şimdilerde uzaklaştığı,  ilk zamanlarındaki “et, kan ve teknolojinin insan vücuduyla metamorfozu” bileşimindeki filmlerini anımsatan bir işle sinemaya adım atıyor. Fragmanındaki birçok sahnesinde “David Cronenberg” tadı veren “Antiviral”, Cronenberg’in eski “horror, sci-fi, thriller” işlerine geri dönmeyi reddettiği bugünlerde oğlu tarafından bu türlere getirilen yeni bir soluk olabilmesi ihtimaliyle izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=XIZb50HiBCo

Gösterim Tarihleri: 17 Şubat “15.30” (Cinemaximum Fitaş), 22 Şubat “22.00” (Cinemaximum İstinye Park)

antiviral

7) Jin (2013) – Reha Erdem (122 dk)

“Gerçek siyasi film zihinleri allak bullak eder.” Reha Erdem

“Kosmos” (2009)’ dan sonraki projesi merakla beklenen Reha Erdem, 4 yıl aradan sonra “Jin” ile sinemaya geri dönüyor. Yılın en merak edilen Türk filmlerinin başında gelen “Jin”, “Kosmos” gibi doğa harikası bir görsellik ve şiirsel anlatım ekseninde bu sefer dağlardan inen PKK kaçağı Kürt bir kızın batıya doğru yaptığı tehlikeli yolculuğu konu almakta. “Siyasi film” normlarıyla, Reha Erdem’in hikaye anlatısının nasıl bir sonuç doğuracağını görmek açısından izlenmeli.

Fragmanı:

Gösterim Tarihleri: 18 Şubat “21.30” (Cinemaximum Fitaş), 20 Şubat “22.00” (Cinemaximum Budak)

jin

8) Seven Psychopaths / 7 Psikopat (2012) – Martin McDonagh (110 dk)

“Göze göz bütün dünyayı kör bırakmaz. Sonunda geriye tek gözlü bir adam kalır. Peki, kalan son kör adam bu kalan son adamın tek gözünü nasıl çıkaracak?” (Filmden)

“Six Shooter” (2004) adlı kısa filmi ve “In Bruges” (2008) adlı ilk uzun metrajı ile bir “kara komedi dehası” olduğunu kanıtlayan İngiliz yönetmen Martin McDonagh, son bombası “Seven Psychopats” ile yine aynı sularda daha fazla karakterler eşliğinde yüzüyor. “In Bruges”, McDonagh’ın “Lock, Stock, and Two Smoking Barrels” (1998) ‘ı ise, “Seven Psychopats” da “Snatch” (2000) ‘idir deniyor. Doğru söze ne hacet?

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=tygJCY9vX-s

Gösterim Tarihleri: 21 Şubat “22.00” (Cinemaximum Fitaş), 22 Şubat “19.30” (Cinemaximum Budak), 24 Şubat “13.30” (Cinemaximum İstinye Park)

seven psychopaths

9) Room 237 / 237 No’lu Oda (2012) – Rodney Ascher (102 dk)

“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.” Rodney Ascher

Rodney Ascher, Stanley Kubrick’in kült filmi “The Shining” (1980)’in altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup çılgın sinefille tanıştırıyor izleyiciyi. The Shining’i didik didik etmiş olan bu sinefiller, akla hayale gelmeyecek teoriler üreterek “The Shining”in adeta baştan sona okumasını çıkarıyorlar. Bize de Empire Magazine’in “Nirvana for Film Fans” dediği günümüzün muazzam sinefil kültürünün bu bakış açısını izlemek kalıyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=rOxukprEwjg

Gösterim Tarihleri: 14 Şubat “15.30” (Cinemaximum Fitaş), 17 Şubat “13.00” (Cinemaximum Fitaş)

room 237

10) The Imposter / Hayat Avcısı (2012) – Bart Layton (99 dk)

“O onların ailesinden biri, kimse böyle bir konuda hata yapmaz ki.” (Filmden)

Teksas’ta yaşayan 13 yaşındaki Nicholas Barclay ortadan kaybolur ve 3 yıl sonra İspanya’da bulunur. Ailesine geri döndüğünde fiziksel özelliklerinden aksanına bambaşka bir çocuktur. “Gerçek bir hikayeden uyarlanan bu kurmaca / belgeselin (Mockumentary) , Bart Layton’un zekasıyla akıl almaz bir suç belgeseli ve kara film tadında bir polisiyeye dönüştüğü söylendiği için izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=2LuFOX0Sy_o

Gösterim Tarihleri: 14 Şubat “22.00” (Cinemaximum İstinye Park), 17 Şubat “17.30” (Cinemaximum Fitaş)

the imposter

11) Zerre (2012) – Erdem Tepegöz (80 dk)

“Seyirciyi bu filmden mutlu çıkarmak istemedim.” Erdem Tepegöz

Kurmacayı belgesel gerçekçiliğiyle sade ama sarsıcı bir şekilde işleyen Zerre, Yılmaz Güney’in “Umut” filminin “kadın karakter” üzerinden yansıması gibiydi. Türk sinemasında sayısı çok az olan “kadın filmleri” ve erkek egemen dünyada onurlu ve güçlü bir şekilde dimdik ayakta durmaya çalışan bir kadının öyküsünü, distopik tarzdaki görsel yapısı ile başarıyla sinemasallaştıran bu Erdem Tepegöz filmi izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=wb5xlQKn9uo

Gösterim Tarihleri: 16 Şubat “17.00” (Cinemaximum Fitaş), 20 Şubat “17.00” (Cinemaximum Fitaş)

zerre

12) The Act of Killing / Öldürme Eylemi (2012) – Joshua Oppenheimer (159 dk)

‘Son on yılda, bundan daha etkileyici, gerçeküstücü ve tedirgin edici bir belgesele rastlamadım.’ Werner Herzog

Karaborsada sinema biletleri satan Anwar ve arkadaşlarının ufak sinema çetesinin, daha sonra milyonlarca kişinin öldürülmesinden sorumlu olan aşırı sağcı bir örgüte dönüşmesini anlatan bu Endonezya yapımı belgesel, şimdiden son zamanların en iyi belgesellerinden biri kabul edilmesi nedeniyle izlenmeli. Gerçeküstü ve kan donduracak nitelikte zulüm incelemesi olarak nitelendirilen film, festivalde “119 dk” ve “159 dk” olmak üzere 2 farklı versiyonuyla gösterilecek. “159 dk”lık versiyonunun izlenmesi tabii ki tavsiyemiz.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=tQhIRBxbchU

Gösterim Tarihleri: 14 Şubat “19.30” (Cinemaximum Budak), 23 Şubat “14.00” (Cinemaximum Fitaş), 24 Şubat “15.30” (Cinemaximum Fitaş)

the act of killing

13) Parada / Onur Yürüyüşü (2011) – Srdjan Dragojevic (115 dk)

“Çoğunluğun azınlığa nasıl davrandığını olabildiğince çok insana anlatabilmek istedim ve başardım. Yalnızca Sırbistan’da 330.000 kişi filmi izledi. Ben bu insanların çoğunun homofobik olduğuna inanıyorum.” Srdjan Dragojevic

Berlin Film Festival’nde “Kiliseler Birliği Özel Mansiyon”, “Panorama İzleyici Ödülü” ve Torino Gay ve Lezbiyen Film Festivali’nde”İzleyici Ödülü”ne layık görülen Srdjan Dragojevic imzalı bu film, bu sene “eşcinsellik” olgusu üzerine yapılmış en etkili filmlerden biri olması sebebiyle izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=8GQmIRQBdLg

Gösterim Tarihleri: 17 Şubat “19.30” (Cinemaximum Budak), 18 Şubat “17.30” (Cinemaximum Fitaş)

PARADA_poster_gledanje_besplatno

14) Higuita (2012) – The Boy (67 dk)

“Unut artık onları Orfeus, Geriye bakma.” (Filmden)

“The Boy” lakaplı Yunan yönetmen Alexander Voulgaris’in tuhaf ve hipnotize edici olduğu fragmanının her karesinden belli olan filmi, psikanalitik referansları eşliğinde  gerçeküstü, deneysel ve sürreal bir ziyafete benzediği için izlenmeli. Özellikle “Yeni Yunan Dalgası”nın yaratılmaya çalışıldığı Yunan Sineması örneklerine çok zor rastladığımız bir ortamda, afişine rastlamanın bile mucize olduğu “Higuita”nın koyulduğu tek seans kaçırılmamalı. İleride filmi internetten bulmak için google üzerinde araştırma yaptığınızda Kolombiyalı efsane kaleci “Rene Higuita”nın fotoğraflarından başka bir şeye ulaşamayacağınızı da garanti ederim.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=9p-jinTwTPg#!

Gösterim Tarihleri: 20 Şubat “13.00” (Cinemaximum Fitaş)

higuita the boy

15) Pusher (2012) – Luis Prieto (87 dk)

“Sonuçta biz yepyeni bir film yapmak istedik. Sözün gelişi olarak bu bir ‘yeniden yapım’ ama aslında biz geçmişe değil önümüze bakıyoruz.” Luis Prieto

Nicholas Winding Refn’in unutulmaz “suç ve uyuşturucu üçlemesi” Pusher serisi yeniden uyarlanıyor, üstelik Refn’in yapımcılığında. Luis Prieto, fragmandan gördüğümüz kadarıyla “hızlı kurgu” ve “halüsinatif algı” üzerine kurulu sahneleriyle atmosfer yaratmada oldukça başarılı gözüküyor. Yeni “Pusher”ın nasıl olacağını görüp Refn’inkilerle kıyaslamak için izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=sTxtPEAa1Ac#!

Gösterim Tarihleri: 16 Şubat “00.15” (Cinemaximum Fitaş), 20 Şubat “17.30” (Cinemaximum Fitaş)

pusher

16) Maniac (2012) – Franck Khalfoun (89 dk)

“Tür sineması günümüzde daha geniş kitlelerin kabulünü görüyor. Malzeme ne kadar yoğun ve karanlık, şiddet ne kadar sert olursa olsun görsel olarak güzel bir şey var burada ve bence bu çok sinemasal.” Elijah Wood

William Lustig’in 80’lere damgasını vuran “kült” korku filmi “Maniac” geri dönüyor, hem senaryosunda “Alexandre Aja” imzasıyla hem de başrolde psikopat bir “Elijah Wood” ile… İzlenmemesi veya merak edilmemesi için hiçbir sebep olmasa gerek.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=4umIfrP_vMk

Gösterim Tarihleri: 15 Şubat “00.15” (Cinemaximum Fitaş), 23 Şubat “00.15” (Cinemaximum Fitaş)

maniac

17) Safety Not Guaranteed / Zaman Yolcuları (2012) – Collin Trevorrow (86 dk)

“Bana zaman yolculuğunda eşlik edecek birisi ARANIYOR. Bu bir şaka değil. Döndüğümüzde, paranız ödenecek. Kendi silahlarınızı getirmelisiniz. Emniyetiniz garanti edilmez. Bunu daha önce sadece bir defa yaptım.” (Filmden)

Colin Trevorrow’un ilk filmi olan bu bağımsız bilimkurgu, zaman yolculuğunun klişelerini altüst ettiği iddia edilen zeki senaryosu nedeniyle izlenmeli. Küçük bütçeli bağımsız bilimkurguların başarısına daha önce “Primer” (2004) gibi filmlerle rastlamıştık, ki Safety Not Guaranteed de şimdiden ödüller almaya başlayıp kendine has bir kitle edinmeye başladı bile.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=xE94RKIE7xQ

Gösterim Tarihleri: 16 Şubat “15.30” (Cinemaximum Fitaş), 17 Şubat “19.30” (Cinemaximum İstinye Park”, 18 Şubat “19.30” (Cinemaximum Budak)

safety not guarenteed

18) Vanishing Waves / Kaybolan Dalgalar (2012) – Kristina Buozyte (120 dk)

“Niyetimiz sadece bir bilimkurgu filmi yapmaktan ziyade insan ilişkilerinin anlaşılması güç yanlarını keşfetmek ve tutku ile arzu hissetmenin nasıl bir şey olduğunu görsel olarak ifade etmenin yollarını araştırmaktı.” Kristina Buožyte

Varoluşun karmaşıklığıyla ilgili bu halüsinatif bilimkurgu, fragmanıyla yılın en çok merak edilen bilimkurgularından biri olması nedeniyle izlenmeli. Aşkın ve tutkunun görsel koreografisini büyüleyici bir sinemasal anlatımla beyazperdeye aktarmış gözüken yönetmen Kristina Buozyte, yılın keşfedilmesi gereken en önemli filmlerinden birine imza atmış olabilir.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=yk-bLCJz2KA

Gösterim Tarihleri: 18 Şubat “19.30” (Cinemaximum Fitaş), 21 Şubat “13.00” (Cinemaximum Fitaş)

aurora

19) On the Road (2012) – Walter Salles (124 dk)

“Benim için insanlar sadece deli olanlardan ibaret; yaşamak için, konuşmak için, kurtarılmak için deli olanlardan…” (Filmden)

“On the Road” romanının yazarı Jack Kerouac, seneler önce Marlon Brando’ya bir mektup yazmış ve romanının sinema uyarlamasında Brando’yla beraber oynamak istemişti. Tabii ki Brando’dan bir geri dönüş olmamış. Tam yarım asır sonra ise “beat kuşağı”nı anlattığı roman sonunda Walter Salles tarafından filme dönüştürülüyor ve Kristen Stewart, Sam Riley, Kirsten Dunst, Viggo Mortensen, Amy Adams gibi oyuncular yer alıyor. Şimdi tüm bunlar için izlenmeyi hak etmiyor mu?

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=DZhM-AcCzNU

Gösterim Tarihleri: 18 Şubat “22.00” (Cinemaximum Fitaş), 19 Şubat “22.00” (Cinemaximum İstinye Park), 20 Şubat “19.30” (Cinemaximum Budak)

on the road

20) In Another Country / Bambaşka Bir Ülkede (2012) – Hong Sang-soo (89 dk)

“ – Ama neden bu kadar çok korkuyorum? – Çünkü korkuyorsun. – Ne anlama geliyor bu söylediğiniz? – Hiç bir anlama gelmiyor. – Şaka mı yapıyorsunuz? – Yoksa anlam mı arıyorsunuz ?” (Filmden)

Hong Sang-soo filmlerine aşina olanların bayılacağı bir film gibi duran “In Another Country”, Isabelle Huppert’ın 3 farklı karakteri (aslında aynı karakteri!) canlandırıyor. Kadın-erkek ilişkilerini zamansal ve mekansal boyutta farklı bir düzlemde anlatıp kültürel farklılıklardan güçlü bir mizah anlayışı çıkartan yönetmenin filmi izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=Ha6PK1cR7uE

Gösterim Tarihleri: 17 Şubat “22.00” (Cinemaximum İstinye Park), 23 Şubat “22.00” (Cinemaximum Fitaş)

in another country

Bonus: The Capsule / Kapsül (2012) – Athina Rachel Tsangari (37 dk)

“Ne olduğunuzu bilmiyorsunuz. Siz kadınsınız.” (Filmden)

Yorgos Lanthimos ile birlikte “Yunan Yeni Dalgası”nı yaratma oluşumunda “Attenberg” (2010) gibi güçlü bir “ilginçlik sineması” örneği veren Athina Rachel Tsangari, yeni bir uzun metraj beklerken 37 dakikalık ısmarlama bir avant-garde proje çekiyor. Modayı sanat ve büyük bir ilham kaynağı olarak sunması beklenen bu projede Tsangari, tahmin edeceğimiz gibi çok daha ileri gidip kadının özünü, imgesini ve ruhunu da incelemeye koyulmuş. İzlenmeli…

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=3Gy3AiZa-zU

Gösterim Tarihleri: 16 Şubat “19.30” (Cinemaximum İstinye Park), 19 Şubat “17.30” (Cinemaximum Fitaş)

the capsule

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s