RSS

Django Unchained (2012)

31 Oca

Çılgın ve arıza filmlerin yönetmeni Quentin Tarantino’nun uzun zamandır beklenen son filmi olan “Django Unchained”, nihayet gösterime giriyor. “Inglourious Basterds” (2009) ile kendine has üslubuyla harmanladığı aykırı bir “Nazi filmi”ne imza atan Tarantino, bu sefer “spagetti western” türünü kara mizahın ve grafik şiddetin dozunu maksimuma arttırarak yeniden yorumluyor. Ortaya çıkan sonuç ise “Bu her şeyiyle tam bir Tarantino filmidir!” olarak damgalanacak şekilde muazzam!

django unchained

Amerikan İç Savaşı’nın 2 sene öncesinde, köle karşıtı ödül avcısı Alman Dr. King Schultz (Christoph Waltz), kölelikten kurtardığı Django (Jamie Foxx) ile bir anlaşmaya varır. Schultz, başlarına büyük ödül konan Brittle Kardeşler’i aramaktadır fakat neye benzediklerini bilmemektedir. Django, eski efendisi olan Brittle Kardeşler’i ele verecek, Schultz da karşılığında Django’ya hem özgürlüğünü hem de para ödülü verecektir. Django’nun köle ticareti yüzünden kaybettiği eşi Broomhilda (Kerry Washington) ‘yı bulma isteği ise ikiliyi “Candyland” adlı bir çiftliğin sahibi olan zengin ve acımasız Calvin Candie (Leonardo Di Caprio) ‘nin yanına kadar götürecektir.

Tarantino, vazgeçilmez ögeleri olan “nev-i şahsına münhasır karakterler”i, “tadına doyum olmayan diyaloglar”ı ve “kan-şiddet bileşimi”ni “blaxploitation*” aracılığıyla Sergio Leone ve Sam Peckinpahvari bir “western konsepti”ne transfer ediyor. Sinema tarihinin önemli filmlerine ve sahnelerine yapılan göndermeler yine had safhada. Tarantino’nun “mükemmel” müzik seçimleri ise kuşkusuz filme en çok artı yön katan değerlerin başında geliyor. Özellikle Ennio Morricone’nin “Two Mules for Sister Sara” (1970) filmindeki unutulmaz bestesi “The Braying Mule”, “Django Unchained” ile özdeşleştirilecek kadar güçlü bir uyum sağlıyor.

foxx di caprio

Süresi uzun filmlerin tadı ve havası her zaman başkadır. Özellikle “uzun film” seven birisi olarak senelerdir buna inanıyorum. 169 dakikalık “Django Unchained” için “Güzel film ama keşke biraz daha kısa olsaymış” gibisinden yapılacağına inandığım yorumlara şimdiden katılmıyor ve bu tür yorumları anlamsız buluyorum. Tıpkı yakın zamandaki başyapıtlar “Bir Zamanlar Anadolu’da” (2011) – 157 dk – ve “Dupa Dealuri” (2012) – 150 dk- için söylenilen “Neden 157 dakika?”, “Neden 150 dakika?” şeklindeki “gereksiz sorular” gibi. Ben de şunu söylemek istiyorum. Django Unchained, bir 169 dakika daha olsaydı aynı keyifle seyrederdim!

Öncelikle “Django Unchained”in özgün bir senaryo olduğunu ve 1966 yapımı “Django”dan uyarlama olmadığını belirtelim. Birçok kişi filmin uyarlama olduğuna inanıyor fakat “Django Unchained”in ödül törenlerinde “En İyi Özgün Senaryo” dalında yarıştığını hatırlatmak gerekiyor. Kaldı ki 1966 yapımı “Django”da siyahi oyuncular yok denecek kadar az, ki “Django”yu oynayan Franco Nero da bir beyaz! Tabii ki Tarantino, bu mütevazi filme saygı duruşunda bulunmakta çekinmiyor ve “açılış jeneriği yazıları” dahil olmak üzere birçok sahnede atıfta bulunuyor. Bunlardan en büyüğü ise Franco Nero’nun küçük bir rolle de olsa “Django Unchained”de rol alması!  Ku Klux Klan benzeri bir örgüt niteliği taşıyan, başlarına çuval geçiren grubun bulunduğu sahne ise kuşkusuz filmdeki en zekice diyalogların yazıldığı, en çok eğlendiren sahnelerin başında geliyor.

Django Unchained 2

“Django Unchained”, “kült” olma potansiyeli içeren o kadar çok “sahne” içeriyor ki. “Alexandre Dumas” muhabbeti, mandingo dövüşü esnasındaki Christoph Waltz’ın mimiği, Leonardo Di Caprio’nun gerçekten elini kanatmasına rağmen bozuntuya vermeden devam etmesi, başlarına çuval geçiren grubun zekice “sinema eleştirmenleri”ni eleştirmesi, Django’nun eski sahibini kırbaçlaması, say say bitmez… Kaldı ki sahneler haricinde filmdeki karakterlerin de her biri “kült” potansiyelinde. Christoph Waltz filmin en başarılı oyuncusu olarak göze çarpıyor. Tarantino’nun Robert De Niro’su olacakmış gibi gözüken Waltz, beden dili, konuşması, mimiği ile “Inglourious Basterds”taki “Albay Hans Landa”dan sonra unutulmaz bir karaktere daha imza atıyor. Tarantino’yla tanıştıktan sonra adeta “hayatı değişen” Waltz, kendisine önemli bir başrol verilmediği sürece “Yardımcı Erkek Oyuncu” kategorilerinin vazgeçilmez oyuncusu olacakmış gibi duruyor.

Samuel L. Jackson ise filmin en çok mizah unsuru taşıyan şaşırtıcı karakterine büyük bir ustalıkla hayat vererek adeta parlıyor. “Yardımcı Erkek Oyuncu” kategorisinde adaylık almayı kişisel görüşüme göre Leonardo Di Caprio’dan daha fazla hakediyor. “Babyface” lakabını yıllar geçtikçe üzerinden atan, son yılların en başarılı oyuncularından Di Caprio ise, tam bir Tarantino karakterine bürünerek arıza bir kimliğe bürünmeyi başarıyor. Başroldeki Jamie Foxx ise, şüphesiz bu üç oyuncunun yanında en az akılda kalanı oluyor. Çünkü karakteri gereği daha sade bir kompozisyonda kalması gerekiyor ve “diyalog” bazında da kendisine çok alan tanınmıyor. Bu yüzden başrol olmasına rağmen kötü adamlara duyduğumuz sempatiyi kendisine duymakta güçlük çekebiliyoruz.

Django-Unchained-31

Tarantino, tüm bunların ekseninde “Django Unchained” ile en iyi filmlerinden birine imza atmış oluyor. “Inglourious Basterds”ın son sahnesinde “Teğmen Aldo Raine” karakterine söylettiği “Bu benim başyapıtım oldu!” sözcüğü, sanırım bundan sonra her Tarantino filmi için beklediğimiz sözcük olacak. Yeter ki Tarantino, süresi uzun!, zeki ve lezzetli diyaloglar içeren, kan ve şiddetin gövdeyi götürdüğü, oyunculukların zirve yaptığı, enfes müziklerin kulağımızı çınlattığı filmler yapmaya devam etsin.

4.5 / 5

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 31, 2013 in Film Kritikleri

 

Etiketler: , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: