Lincoln (2012)

Epik filmlerin usta yönetmeni Steven Spielberg kuşkusuz son 3 filmiyle ( “Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull” (2008), “War Horse” (2011), “The Adventures of Tintin” (2011) ) eski filmlerinin başarısından uzaklaşmaya başlamıştı. Hatta Spielberg’in yeni hikayelerinin heyecanlandırmadığını dahi söyleyenler oldu. Spielberg, bu sefer eski Amerikan başkanı Abraham Lincoln’ün hayatını ele almaya karar verince eski “epik film” beklentisi tekrar devreye girdi. Bu noktada ise Daniel Day-Lewis’in üstün performansıyla şekillenen bir politik ve bürokratik mücadele biyografisi ortaya çıkmış.

lincoln

1861-1865 yılları arasındaki Amerikan İç Savaşı’na son veren Abraham Lincoln, bildiğimiz gibi Temsilciler Meclisi’nde “köleliği kaldırmak” için 13. Anayasa Değişikliği’ni uygulamaya sokmaya çalışıyor. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olarak ikiye ayrılmış olan kabine üyeleri tabii ki hararetli bir tartışmaya girişiyorlar. Filmi izlemesek bile, bu yasa tasarısının oy çoğunluğuyla kabul edildiğini ve köleliğin kaldırıldığını biliyoruz. Spielberg işte tam bu olayı hedefine alıyor ve adeta adım adım bir devre ve dolayısıyla günümüze yön veren bu devlet adamının çetin mücadelesini gözler önüne seriyor.

Spielberg, kurduğu başarılı mizansenlerle görsel açıdan birçok unutulmayacak sekans yaratıyor. Açılıştaki kısa savaş sahnesi filmi izleyenleri yanıltabilir. Çünkü eğer bol bol savaş sahnesi göreceklerini zannediyorlarsa yanılacaklar. Bu sahneden sonrası tam bir “biyografi filmi” konumu ekseninde Tony Kushner’in başarılı diyaloglarıyla ve güçlü oyunculuklarıyla öne çıkan bir “politik mücadele” hikayesine dönüşüyor. Bu noktada ise popülist filmlerin anlayışından uzak bir sinematografi ve sanat yönetiminin ardından filmin kuşkusuz en güçlü yanı, yaşayan en iyi oyunculardan biri olan Day-Lewis’in unutulmaz Lincoln kompozisyonu oluyor. Liam Neeson’un yaşlı olduğu gerekçesiyle reddettiği rol, kuşkusuz “iyi ki reddetmiş!” dedirtecek kadar Day-Lewis ile bütünleşiyor. Özellikle “ses tonu” için inanılmaz bir çalışma yaptığı belli olan Day-Lewis, son gözüktüğü karedeki arkadan çekilen “Lincoln’un son yürüyüşü”nde ise vücut diline ne kadar hakim olabilen bir aktör olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

lincoln yürüyüşü

Her şeyden önce “Lincoln”ün, Spielberg’in sadece “Oscar” almak için yaptığı bir proje olduğunu düşünenler ve savunanlar olacaktır. Fakat filmi incelediğimizde durumun tam olarak böyle olmadığı aşikar gözüküyor. Spielberg, savaşın hüküm sürdüğü belli bir dönemi ele aldığı filmlerinde ( “Schindler’s List” (1993), “Saving Private Ryan” (1998) “Munich” (2005) ) hiç yapmadığı bir şey yapıyor bu sefer. Her şeyi sıradanlaştırıyor ve dönemi oldukça sade bir şekilde görselleştiriyor. Özellikle Janusz Kaminski’nin harika görüntü yönetimi, “Oscar kokan bir biyografi” için fazlasıyla ışık ve gölgelendirmenin karanlık ve kasvetli olduğu bir atmosfer teşkil ediyor. Ayrıca Daniel Day-Lewis’i “yakın plan”da almamak için maksimum özen gösteriyor. Daha çok genel plan ve boy planlarda karşımıza çıkıyor.  Böylelikle mimikleriyle öne çıkan ve Oscar’a oynayan bir Abraham Lincoln profilini değil, duruşuyla, ses tonuyla, yürüyüşle “abartısız, sade ama büyük oynayan” bir Lincoln profilini tercih ediyor. Bu tarz bilinçli tercihler ise “Lincoln”ü, devasa bir Oscar biyografisi olmaktan çok elbette ticari bir proje olmasına rağmen sanatsal tercihleriyle ön plana çıkan bir biyografi yapıyor. John Williams ise yine başarılı müzikleriyle bir Spielberg filmine daha ruh katıyor.

Filmin en güçlü yanlarından biri olarak kabul edebileceğimiz “Temsilciler Meclisi” sahneleri ise filmin hem en keyifli, hem de en akıcı anlarını oluşturuyor. Tony Kushner’ın yazdığı zeki diyaloglar, Spielberg’in kalabalık sahnelere olan hakimiyetiyle bütünleşiyor ve ortaya hem gerilim dozu yükselen hem de mizah dozu yerinde olan güçlü sahneler çıkıyor. Tommy Lee Jones’un “Yardımcı Erkek Oyuncu” ve Sally Field’ın “Yardımcı Kadın Oyuncu” performansları ise kuşkusuz bir biyografi filminin olmazsa olmaz “başarılı yardımcı oyuncu karakterleri işlevi”ni eksiksiz yerine getiriyorlar. Kameranın genelde oyunculara mesafeli yaklaşımından dolayı bu performansların Oscar yarışındaki rakipleri “Christoph Waltz (Django Unchained), Philip Seymour Hoffman (The Master), Anne Hathaway (Les Miserables) kadar öne çıkmadığını söylemek doğru olacaktır.

day lewis lincoln

Lincoln, Spielberg’in 3 filmlik uzun bir moladan sonra eski günlerine geri dönen, sanatsal niteliklerini ön plana çıkaran ve direkt olarak Oscar’a oynamayan başarılı bir biyografi/dönem filmi. Spielberg’in son dönem eserleri arasında “olgun sinema dili”yle öne çıkan film, kuşkusuz Lincoln’le özdeşleşen Daniel Day-Lewis’ın performansı ve popülist filmler için riskli görsel yapısıyla en başarılı Lincoln uyarlamalarından biri olarak hatırlanacaktır.

4 / 5

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s