Taş Mektep (2013)

“Bir Zamanlar Osmanlı – Kıyam” dizisinin yönetmeni Altan Dönmez, “tarihi film” çekme konusunda bu sefer şansını sinemada “Taş Mektep” filmi ile deniyor. Murat Saraçoğlu’nun 120 (2008) ‘si gibi çocuklar üzerinden işleyen bir “kahramanlık öyküsü” anlatmayı hedefleyen Dönmez, hem sinemasal olarak hem de hikaye örgüsü açısından 120’nin epey gerisinde kalıyor. Bu da “Fetih 1453” gibi “A sınıfı tarihi epik” ve “Son Osmanlı Yandım Ali” (2007) gibi “çizgi roman uyarlaması dönem filmi” örnekleri haricinde “başarısız Türk işi tarihi filmler” kervanına bir film daha eklememize neden oluyor.

taş mektep

1920-1921 yılları arasında Kayseri Lisesi’nde okuyan 62 lise son sınıf öğrencisi, öğretim döneminde okullarını terk ederek vatan aşkıyla Sakarya Meydan Savaşı’na katılıp orduya destek olmaya karar verirler. Okul müdiresi Güzide öğretmen (Ayça Varlıer), çocuklarla beraber yola çıkar ve onları Tevfik Yüzbaşı (Orhan Kılıç)’nın karargahına götürür. Bu 62 çocuk vatanı uğruna çarpışarak şehit düşecektir ve kahramanlıkları yıllar sonra bile olsa konuşulacaktır. Evet, bu 62 çocuğun kahramanlıkları konuşuluyor, fakat “Taş Mektep” değil yıllar sonra, bir yıl sonra bile hatırlanacak mı? İşte burada durmak gerekiyor.

Taş Mektep için “dizi filmlerden hallice” diye bir ibare kullanmak sanırım en doğrusu olacaktır. Her görüntünün ardından oldukça yüksek bir sesle bindirilen müzikler bir noktadan sonra dayanılmaz bir hal alıyor. Kimi zaman diyalogların anlaşılmasını engelliyor, kimi zaman ise dizilerde rastladığımız bol müzikli bol bakışmalı sahneleri hatırlatıyor. Özellikle Barış Küçükgüler ve Elit İşcan’ın olduğu sahnelerin tamamının “dizi mantalitesi”nde çekilmesi çok fazla rahatsız ediyor. Bütün bunların üzerine olabildiğince “didaktik diyaloglar” da eklenince “müsamere havası” estiren “Kubilay” (2010), Nene Hatun (2010) gibi vasat işler arasında değerlendirebileceğimiz bir film ortaya çıkıyor. Özellikle filmde “Mustafa Kemal Atatürk”ü canlandıran Serkan Kuru, bugüne kadarki en “pasif” ve “karizmatik bir lider”den uzak Atatürk portresini çiziyor. Savaş meydanında öylece dolaşıyor, bir iki söz söylüyor, bakışını atıyor ve ortadan kayboluyor.

IMG_2270

Senaryosu ve hikaye örgüsü açısından da oldukça “vasat” bir ilerleyişi var “Taş Mektep”in. Yunanlılar’ı destekleyen Rumlar elbette “karikatürize edilen kötü adam tipleri” olarak lanse ediliyor. Milliyetçilik hemen hemen her sahnede tavan yaptırılırken, bunları kötü yazılmış “özlü sözler” eşliğinde çocuklara söylettirmek ister istemez sırıtıyor ve filme büyük zarar veriyor. Sinematografik açıdan oldukça “tozlu” ve “paslı” bir görünümü tercih eden görüntü yönetmeni Bülent Özer, bilinçli olarak görsel ihtişamdan uzak duruyor olabilir. Fakat bir dönem filminde akılda kalıcı kadrajlar yaratmada başarılı olduğunu söylemek güç. Zaten filmin “dizi estetiği”ne yakın bir üslup benimsemesi “savaş sahneleri” dışında pek de “sinemasal” bir anlatım beklemememize neden oluyor. Örneğin Türk tarihi dizisi standartlarında bir dönüm noktası olarak nitelendirebileceğimiz “Muhteşem Yüzyıl”ın, tekniğinden görselliğine, oyunculuklarından sanat yönetimine kadar “Taş Mektep”den fersah fersah daha “sinemasal” durduğu ortada.

Filmin son çeyreğindeki savaş sahnelerinin “amatör bir üslup” ile yansıtılması aslında pek de şaşırdığımız bir nokta olmuyor. “Bütçe yetersizliği” veya “çok fazla çocuğa yönelik oyuncu yönetimi” gibi nedenler öne sürülebilir. Fakat hala savaş sahnesi çekmenin “yavaşlat görüntüyü, bastır müziği” mantığıyla eşdeğer olmasına bir anlam veremiyorum. Özellikle filmin en çok eleştirilecek yanının ise, vatanları uğruna savaşıp ölen bu 62 çocuğun, filmde daha çok savaşmaktan ziyade pisi pisine ölmeleri olduğunu düşünüyorum! Bir kişi vurulduğunda , savaş esnasında deneyimli Yüzbaşı dahil olmak üzere herkesin “slow-motion” eşliğinde bağırması, savaşmayı bırakıp birbirlerine dönmeleri ve bu arada vurulmaları filmi komik bir duruma bile sokuyor. Dolayısıyla ortaya daha çok “savaşarak ölen kahraman çocuklar”dan ziyade “drama yaparken dikkatsizlikten ölen kahraman çocuklar” gibi garip bir tablo çıkıyor. Ayrıca savaş alanında ölen 62 çocuğun arasında koşuşturup duran Güzide öğretmene  tek bir kurşun bile elbet isabet etmiyor. Filmin sonunda okul bahçesinde çocukları kahraman ilan edeceği için kurşun yağmuru içerisindeki savaş arenasında bir nevi “ölümsüz” kılınıyor!

IMG_3544

Sonuçta “Taş Mektep” de, “tarihi başarı hikayelerimiz”den başarısız sinema ürünü çıkarma furyasını tam gaz devam ettiriyor. Tarihi film çekecek yönetmenlerimiz için en büyük temennimiz ise, abartılı şekilde müziğe yüklenmenin filmi daha duygusal kılmadığını, slow-motion savaş sahnelerinin sinemamızı ileriye götürmediğini ve didaktik diyalogların her yere yapaylık saçıp filme zarar verdiğini artık anlamaları…

1 / 5

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s