Stoker (2013)

2000 sonrasında Güney Kore sinemasının kalkınmasında büyük rol oynayan yönetmenler arasında başı çeken Chan wook-Park, “Stoker” ile kendi ülkesindeki başarılarından sonra Hollywood’a transfer edilen yönetmenler arasına adını yazdırdı. Klasik anlatıyı en çok yapıbozumuna uğratan yönetmenlerden biri olarak Park’ın, Hollywood’un geleneksel ve kuralcı yapısına boyun eğip eğmeyeceği tartışma ve merak konusuydu. Fakat görünen o ki şaşırtıcı bir şekilde Chan-wook Park, Hollywood’u değiştirerek Güney Kore sineması üslubuna uyarlamış.

stoker

Babasının ölümünün ardından içine kapanan depresif India (Mia Wasikowska), hiç bilmediği gizemli ve karizmatik amcası Charles’ın (Matthew Goode) gelip onlarla birlikte yaşamaya başlamasına bir anlam veremez. Hiç dostu ya da arkadaşı olmayan dengesiz annesi Evelyn (Nicole Kidman) ise kocasının ölümünden çok etkilenmemiş bir şekilde Charles ile günlerini geçirmeye devam etmektedir. India gün geçtikçe amcasının gizemine kendini kaptırınca masumiyetini kaybetmeye başlayacak ve “aile” psikolojik bir sınavın eşiğinden geçecektir.

Stoker’ın fragmanı ilk çıktığında sert filmler çeken Chan-wook Park’ın oldukça hafif bir filme imza attığını düşünmüş, hatta daha ileri gidip “Aşk-ı Memnu” usulü basit bir Hollywood gerilimine imza attığına inanmıştım. Film ise fragmanının tam tersi bir şekilde oldukça şaşırtıcı bir üslup operasına dönüşmüş. Yer yer slow-motion çekim tekniklerini klasik müzikle harmanlayıp, bunu oldukça iddialı ses tasarımıyla destekleyerek her yönden Hollywood’un anlatısına ters, muhtemel bir Hollywood izleyicisinin sevemeyeceği ve özdeşleşemeyeceği bir film modeli yaratılmış. Hikaye olarak Alfred Hitchcock’un “Shadow of a Doubt” (1943)’ına öykündüğünü söyleyenler olacaktır elbet fakat Hitchcock nasıl bir klasik anlatı ustası olarak gerilimi yaratıyorsa, Chan wook-Park bu anlatı yapısını bozup biçimsel bir şölene dönüştürerek gerilimi had safhada tutmuş. Özellikle gerçeküstücü estetik piyano sahnesi unutulacak gibi değil.

stoker2

Stoker, Hitchcock’a öykünüyor öykünmesine fakat sinematografisini ve sanat yönetimini “kitsch” ögelerle doldurarak klasik anlatılı psikolojik/erotik gerilimlerle de dalgasını geçmeyi ihmal etmiyor. Bu yüzden Brian De Palma’nın son filmi “Passion” (2012) ile bir benzerlik kurmak da kaçınılmaz oluyor.Her iki filmde de olabildiğince plastik ve karton gözüken karakterler kendilerini, filmin biçimsel estetiğine ve alaycı tavrına hizmet ederken buluyorlar. Dolayısıyla ne Stoker’ın ne de Passion’un gişesi yüksek olmayacaktır zira bu tür zeka içeren ve anlatıdan ziyade biçime yönelen yapıtlar popüler izleyicinin yüksek oranda anlamayacağı ve bir kalıba sığdıramayacağı işler olarak kalıyor. Bu durumu yakın zamanda eleştirmenler ve sinemasal çevreler tarafınca son yılların en zeki korku/gerilimlerinden biri olarak görülen (ki o da zeki ve alaycı) The Cabin in The Woods (2011)’un popüler izleyici nezdinde anlaşılamayıp komik bulunması olarak örneklendirebiliriz.

Chan wook-Park, intikam üçlemesi ve diğer filmlerinde kullanmayı çok sevdiği “anime estetiği” karelerini başarılı bir şekilde Stoker’a da entegre ediyor. Güney Kore filmlerinde alıştığımız anime karelerini bir Hollywood yapımında görmek başta şaşırtıyor fakat kötü durduğunu kim söyleyebilir ki? Üstelik Mia Wasikowska tıpkı bir Kore filminden fırlamışçasına başarılı bir psikolojik performans vermişken. Matthew Goode ve Nicole Kidman ikilisi de plastikliği fazlasıyla hissettiren performanslarıyla filmin soğuk ve mesafeli duruşuna gerekli katkıyı yapıyorlar. Chan Wook-Park ise, sürpriz finalleri seven bir yönetmen olarak filmin finalinde yine şaşırtmayı başarıyor ve Hollywood’a göre alışılmışın dışında bir sonla hikayesini sona erdiriyor.

stoker1

Lanetli Kan: Masumiyetin Sonu adıyla vizyona giren Stoker, muhtemelen popüler izleyicinin bir kalıba sokmakta zorlanacağı ve ne tür bir filme geldiğini anlamlandıramayıp karmaşa yaşayacağı, bu yüzden salondan mutsuz ayrılacağı bir film. Fakat Chan wook-Park hayranları ve klasik anlatıyı yapıbozumuna uğratan tür denemelerini sevenler için kuşkusuz önemli bir eser olarak hatırlanacaktır.

3.5 / 5

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s