RSS

Aylık arşivler: Eylül 2013

“Biz de Varız!” Seçkisi 3-13 Ekim “İstanbul Modern”

3-13 Ekim

İstanbul Modern Sinema, yeni Türkiye sinemasından bir program sunuyor: Biz de Varız! Program, son iki yıldır adından söz ettiren, Türkiye’de veya yurtdışında merak uyandırmış, festivallerden ödüllerle dönmüş ama vizyonda şans bulamamış veya az yer bulmuş filmlerden oluşuyor. Bu filmler son 20 yıldır gelişmekte olan Türkiye sinemasına yeni karakterler, yeni kimlik temsilleri, yeni toplumsal yaklaşımlar katarken, toplumda “öteki” olana yer ayırarak çok sesli bir seçki oluşturuyor.

biz de varız

 Köksüz, Yozgat Blues, Devremülk, Daire, Hayat boyu, Benim Çocuğum, Türkiye’de Caz, Küf, Zerre, Devir, Gözetleme Kulesi, Güzelliğin On Para Etmez, Şimdiki Zaman, Siirt’in Sırrı, Sen Aydınlatırsın Geceyi filmlerinden oluşan bu seçkide uzun metrajların yanı sıra, bu yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan ve DAAD ödülüne değer görülen Köken Ergun’un kısa filmi Aşura da yer alıyor. Gösterimlere filmlerin yönetmen ve oyuncuları da katılacak.

Detaylı bilgi için; http://www.istanbulmodern.org/tr/sinema/pek-yakinda/biz-de-variz_1243.html

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 29, 2013 in Haberler

 

Etiketler: , , , ,

Fil’m Hafızası & Mama Love Short Movies “29 Eylül Pazar”

Mama Shelter’da Fil’m Hafızası ile Film Geceleri başlıyor!

Kısa sürede Beyoğlu’nun sevilen mekanı olan Mama Shelter, sonbaharı kısa filmlerle karşılıyor. Fil’m Hafızası işbirliğiyle Pazar akşamları, Mama DJleri, lezzetleri ve Fil’m Hafızası’nın kısa film seçkisiyle hareketleniyor. Farklı türlere ait kısa filmlerin gösterileceği ilk etkinlik 29 Eylül’de. Program, 18:30 itibarıyla erken akşam yemeğinde DJ’lerle buluşturup, 20:30’da filmlere davet ediyor.

mama love short
Mama Shelter, bağımsız sosyal sinema platformu Fil’m Hafızası işbirliğiyle festivallerde ödüller almış uluslararası kısa filmlerin gösterimlerine ev sahipliği yapıyor… Pazar akşamları rahat bir ortamda, özgün kısa filmlere ulaşacak sinefiller için Mama Shelter, gösterimler öncesinde özel fiyatlarla lezzetli bir menü oluşturdu. Vazgeçilmeyen fasulye kızartması, fish&chips, füme patlıcanlı antrikot menünün öne çıkanları… Mama DJ’leri ise film öncesinde müzik ziyafeti sunacak. Film gösterimi misafirler için ücretsiz.

KISA FİLMLER

Fear of Flying (2013)

İrlanda / Connor Finnegan / 10’

Korkularının esiri olan Dougal’ın, güney sahillerine göç eden Lucy’nin peşinden gidişini keyifli bir dille anlatan, unutulmayacak bir animasyon.

fear of flying

The Silent City (2006)

Ruairi Robinson / İrlanda-İngiltere / 7’

Akademi Ödülü’ne adaylığı bulunan Ruairi Robinson’dan bu defa savaş yorgunu gezegende hayatta kalma mücadelesi veren üç askerin hikayesi.

the silent city

Sadece Tek Bir Gün (2013)

Tunç Şahin / Türkiye / 24’

Bir dost meclisinden gergin bir halde ayrılan ve birbirlerini yalnızca iki haftadır tanıyan Can ile Ece’nin ilişkisi, Can’ın daha önce tanıştıklarını söylemesiyle yepyeni ve sürprizli bir boyut kazanır.

* Film gösterimi sonrasında yönetmenle küçük bir söyleşi yapılacak.

sadece tek bir gün

Without Snow (2011)

Polonya / Magnus von Horn / 35’

En yakın arkadaşının sevgilisine aşık olan Linus’un, epilepsi hastası sınıf arkadaşının ve çevrelerindeki gençlerin yaşadığı zorlukları karanlık ve sade bir dille aktaran, karlar içinde, içimizi titretecek bir hikaye.

without snow

http://www.filmhafizasi.com/
http://www.mamashelter.com/tr/istanbul/

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 24, 2013 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , , ,

20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Ödülleri Açıklandı

20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ödüller dün akşam yapılan törenle sahiplerini buldu. En İyi Film ödülünü, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun yönettiği ‘Gözümün Nuru’ ile Mahmut Fazıl Coşkun’un yönettiği ‘Yozgat Blues’ paylaşırken, Deniz Akçay Katıksız’ın filmi ‘Köksüz’ ise Yılmaz Güney Ödülü’ne layık görüldü.

20. altın koza

En İyi Film: Yozgat Blues / Gözümün Nuru

En İyi Yönetmen: Reha Erdem (Jin)

En iyi Senaryo: Hakkı Kurtuluş-Melik Saraçoğlu (Gözümün Nuru) ve Tarık Tufan-Mahmut Fazıl Coşkun (Yozgat Blues)

En İyi Kadın Oyuncu: Ahu Türkpençe ve Lale Başar (Köksüz)

En İyi Erkek Oyuncu: Ercan Kesal (Yozgat Blues)

En İyi Müzik: Mihaly Vig (Eve Dönüş Sarıkamış 1915)

En İyi Görüntü Yönetmeni: A. Emre Tanyıldız (Soğuk)

En İyi Sanat Yönetmeni: Tural Polat (Eve Dönüş Sarıkamış 1915)

En İyi Kurgu: Ali Aga (Gözümün Nuru)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Melis Ebeler (Köksüz)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tansu Biçer (Yozgat Blues)

Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu: Deniz Hasgüler (Jin)

Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Savaş Alp Başar (Köksüz)

Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü: Mahmut Fazıl Coşkun (Yozgat Blues) ve Atıl İnaç (Daire)

SİYAD En İyi Film Ödülü: Gözümün Nuru (Hakkı Kurtuluş-Melik Saraçoğlu)

Adana İzleyici Ödülü: Çanakkale Yolun Sonu (Mustafa Kemal Uzun)

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 22, 2013 in Haberler

 

Etiketler: , , , ,

İnsanlık Suçu ve Utanç: Menekşe’den Önce

“Kamili taşlamak cahilin işi

Cahilden kötülük hiç uzak değil”

Nesimi Çimen

2 Temmuz 1993. Türkiye tarihinde kara bir leke. Yazarlar, ozanlar ve aydınlardan oluşan 35 kişinin göz göre göre alevler içinde katledildiği utanç verici bir tablo. Sivas Katliamı, Madımak Katliamı, Madımak Olayı; ismi farketmez: Katliam.

menekşe'den önce

Gazeteci yazar Soner Yalçın’ın, çekimlerine başladıktan sonra OdaTV davasından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmesinin ardından kendi isteği üzerine arkadaşları tarafından tamamlanan Menekşe’den Önce (2012), 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilmesine rağmen jüri tarafından “Toplumsal Vicdan Ödülü”ne layık görülmüştü. Belgesel, Madımak Katliamı’nın 20. yılında vizyon şansı bularak geçen yıl gösterime girmişti.

Menekşe’den Önce, katliamın gerçek görüntüleriyle başlıyor. Otelin çevresini saran ve “Allahu ekber!” diye bağıran 15.000 kişilik bir grup otelin camlarını, çerçevelerini taşlayarak aşağı indiriyorlar. İçlerinden birisi cama tırmanarak oteli yakmaya başlıyor. Dışarıdaki konuşmalar ve protestolar akıl alacak gibi değil. “Aziz Nesin içeride mi?”, “Yak, yak, ne bekliyorsun yak orayı!”, “Allah’ım bu senin ateşin!”, “Cehennem ateşi işte!”… Güvenlik güçleri ise sekiz saat süren bu vahşeti müdahalesiz şekilde izliyor.

menekşe1

 Bu şok edici, insanın kanını donduran vahşet görüntülerinden sonra katliamda 12 yaşındaki oğlu Koray’ı ve 15 yaşındaki kızı Menekşe’yi kaybeden Hüsne Kaya, tekrar yaşama tutunabilmek için Menekşe adını verdiği bir kız çocuğu dünyaya getiriyor. Menekşe, katliam esnasında otelde önce öldü sanılıp morga götürülen, daha sonra yaşadığı anlaşılan yazar Lütfiye Aydın’ın “Gri Gül” kitabını okuyup olayları araştırmaya başlayarak geçmişin acı dolu tarihinin günümüzdeki yansımalarına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Sivas Katliamı’ndan kurtulan fakat arkadaşlarını kaybeden kişilerin, ölen insanların ailelerinin anlattıkları olaylar ve yaşadıkları acı, kalbinize mızrak saplanmış gibi oturuyor adeta. Nutkunuz tutuluyor, yüreğiniz dayanmıyor, vicdanınız titriyor, gözyaşlarınız durmuyor.

Polis kayıtlarına göre 15.000 kişilik kalabalıktan sadece 160’ının göz altına alındığını, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan 15 sanığın firar ettiğini ve 13 Mart 2012 tarihinde mahkemenin hâlâ aranmakta olan firari sanıklar lehine zaman aşımı kararı aldığını bilmek utançla dolduruyor içimizi. Daha büyük bir utanç ise günümüzde hâlâ bu katliamdan bahsedildiğinde sessiz kalan, içten içe katliamı savunup “Oh olsun o ateistlere, Alevilere.” diyebilecek kadar kindar, vicdansız, yobaz ve insanlıktan nasibini almamış kişilerin içimizde yaşıyor olduğunu bilmek.

menekşeden önce1

Bir belgesel olarak, teknik açıdan belki çok üst düzey bir film değil Menekşe’den Önce. Hataları var, kusurları var elbet ama her şeyden önce vicdanı var, hesaplaşması var. Bu yüzden bir belgesel olarak olmasa bile, bir belge olarak büyük değeri var. Yine düşünce suçundan yargılanan bir sanatçı olan piyanist Fazıl Say’ın bestelediği ve Cem Adrian’ın seslendirdiği “İnsan İnsan” eşliğinde otelin merdivenlerinde oturup ellerinde temizlik sopasıyla bekleyerek kendini savunmaya çalışan üç önemli şairimizin, Metin Altıok, Uğur Kaynar ve Behçet Aysan’ın çaresizliğine tanık olmak… İyisi mi son sözü Soner Yalçın’ın kendi cümlelerine bırakalım.

“İnsanlığın en büyük ve tehlikeli hastalığı bellek kaybıdır. Unutturmamak bir gazetecinin görevleri arasındadır. Madımak katliamını hafızalardan sildirmeyeceğiz. Menekşe’den Önce bu amaçla hayata geçirildi. Ne yazık ki, tam bitiremeden Silivri Cezaevi’ne atıldım. Şaşırmıyorum, Madımak gibi bir vahşeti yapanlar, tarihin her döneminde düşüncenin düşmanı olmuşlardır. Bu büyük yolculuğumuzu sürdürmeye devam edeceğiz. Belgeselimin tamamlanmasında emeği geçen sevgili dostlarıma teşekkür ederim.”

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 17, 2013 in Film Kritikleri

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Animated Shorts hosted by Özgül Gürbüz “21 Eylül Cumartesi”

Fil’m Hafızası İstanbul’daki sinefilleri ve sanatseverleri özel etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor. Her ay farklı bir tema ve farklı bir konuk yönetmenle hazırlanan kısa film seçkisi ve eğlenceli müziklerle birlikte Tematik Gece, Eylül ayında da sizlerle. Çeşitli ülkelerden özenle seçilmiş animasyonlar izleyeceğimiz Animated Shorts ülkemizin sayılı kadın animasyoncularından Özgül Gürbüz’ün sunumuyla 21 Eylül Cumartesi akşamı yine Ortaköy’ün renkli ve enerjik mekanı Bloom’da gerçekleşecek.

animated shorts

İlk kısa animasyonu Aşk ve Evlilik (2004) ile festival seyircisiyle buluşan Özgül Gürbüz, 2006 yılından beri Anima İstanbul’da çalışmalarını sürdürmekte. Yönetmenin son kısa animasyonu Flawless Life (2011) yurtiçi ve yurtdışında kazandığı birçok başarının ardından Tematik Gece seçkisinde seyirciyle buluşacak.

özgül gürbüz

Özgül Gürbüz ile tanışma ve sohbet etme imkanı bulacağınız, geceye özel küçük sürprizlerin tadını çıkaracağınız ve gecenin sonunda müthiş bir parti ile dansa doyacağınız bu etkinliğin mekan sponsorluğunu Bloom, medya sponsorluğunu Base Post ve Beyogluin.com üstlenirken, dünyanın önde gelen özel medya eğitim kurumlarından SAE Enstitüsü proje desteği sağlıyor.

beyogluin

Bir Fil’m Hafızası organizasyonu olan Animated Shorts hosted by Özgül Gürbüz biletlerini 9 Eylül itibariyle Biletix web sitesinden, satış noktalarından ve etkinlik akşamı Bloom’un girişinden temin edebilirsiniz. Bu özel etkinlik için biletler sınırlı sayıdadır.

Bilet fiyatı: 31,5 TL (Biletix hizmet bedeli ve kredi kartı komisyonu dahildir)

ANIMATED SHORTS SEÇKİSİ

Peau de Chien (2012)

Nicolas Jacquet/14’/Fransa

Her şeyin karnelerle alınıp satılmaya başlandığı kıtlık zamanında açlıktan kemikleri derisine yapışan bir köpek karnını doyurmak için bir karne peşine düşer.

peau de chien

Benjamin’s Flowers (2012)

Malin Erixon/12’/İsveç

Kafkaesk dünyasını küçük bir odaya sığdıran Benjamin kendi varoluşunu, gerçekle fantezi dünyası arasında bir noktada sorgulamaya başlar.

benjamin's flowers

Kick-Heart (2013)

Masaaki Yuasa/12’/Japonya

Lady S. ile Masked Man M.’in şiddetli ve örtülü aşkı, güreş ringlerinden kiliseye kadar uzanan delişmen bir aşk hikayesidir.

kick-heart

Oh Willy… (2012)

Emma De Swaef, Marc Roels/16’42’’/Fransa

Kötü bir haberle annnesinin yaşadığı nüdist topluluğa yıllar sonra geri dönen Willy, annesinin ölümünün ardından hiç istemese de maruz kaldığı bu ortamda fantastik bir maceraya atılır.

oh willy

Don’t Go (2010)

Turgut Akaçık/3’51’’/Türkiye

İnsanlar tarafından gözle görülemeyen bazı yaratıklar kedilerin en iyi dostudur ve bu dostlar kedilerimizin oldukça çılgın hamleler yapmalarına neden olur.

don't go

Flawless Life (2012)

Özgül Gürbüz/4’/Türkiye

Kusursuz bir hayat için neler gereklidir? Tüm eksikler tamamlandığında vurucu dokunuşu yapacak olan son parçanın nereden geleceği hiç! belli olmaz.

flawless life

Finger’s Tale (2013)

Luca Schenato-Sinem Vardarlı/4’/Türkiye

Tokyo’da canı sıkılan parmaklar sıcak bir günde güzellik salonu, kola şişeleri, yakuzalar ve satırlarla dolu bir maceranın içine atılırlar.

finger's tale

Dimanche (2011)

Patrick Doyon/10’/Canada

Pazar günleri hep aynıdır. Sabah anne-baba kiliseye gidilir, sonra büyükannenin evinde sıkıcı akraba toplantılarına. Bir Pazar tüm bunları değiştirecek bir şey olur.

dimanche

366 Tage (2012)

Johannes Friedrich Schiehsl/12’/Germany

Sosyal hizmetli olarak çalışan Patrick için yardımına koştuğu hastalara karşı kayıtsız kalması mümkün değildir. Ancak, insanlara destek olurken teknik davranmayı öğrenmek zorundadır.

366 tage

İçine Kaçan Kız (2012)

Işık Dikmen/4’/Türkiye

Meditasyon yaparken üçüncü gözü açılan bir kız kendi içinde tarifsiz bir yolculuğa çıkar. Bu film “tüm regl ağrılarına” ithaf edilmiştir.

içine kaçan kız

http://www.filmhafizasi.com/

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 17, 2013 in Haberler

 

Etiketler: , , ,

12. Filmekimi’nde Mutlaka Görülmesi Gereken 15 Film

28 Eylül – 6 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da Atlas, Beyoğlu ve Nişantaşı City’s sinemalarında bu yıl 12.si gerçekleşecek olan Filmekimi, 2013 yılındaki seçkisine çok güçlü filmler getirerek festival severlerin iştahını kabartmaya devam ediyor. Bu yıl 37 film gösterecek olan Filmekimi’nde, Avrupa’nın çeşitli festivallerinden ödüllü çok önemli filmlerin yanı sıra, Türkiye’de vizyona girmeyen Sen Aydınlatırsın Geceyi de yer alıyor.

12. filmekimi

Filmekimi’nin yolunu aylardır gözleyen sinefiller için yol gösterecek bir rehber olmasını amaçlayarak program içerisinde “kesinlikle görülmesi gerektiğine inandığım 15 film” listesini ele aldım. İyi okumalar ve festivalde iyi seyirler!

1) Moebius (2013) – Kim Ki-Duk (89 dk)

Kim Ki-Duk’un her yeni filmi kuşkusuz sinefiller için ayrı bir önem arz etmekte. Bir önceki filmi Pieta (2012) ile eski filmlerindeki şiddet dozunu tekrar gün ışığına çıkaran Kim Ki-Duk, Moebius ile bunu devam ettirerek hem Kore’de sansür tartışmaları yaratarak zar zor gösterim izni koparabilmesiyle, hem de bu sefer Bin-jip (2004)’i de geçerek tamamen diyalogsuz bir filme imza atması nedeniyle izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=4ttdRp39fH8

Gösterim Tarihleri: 1 Ekim Salı “16.00” (Nişantaşı City’s), 3 Ekim Perşembe “16.00” (Beyoğlu), 4 Ekim Cuma “19.00” (Atlas), 6 Ekim Pazar “16.00” (Beyoğlu)

moebius

2) Heli (2013) – Amat Escalante (105 dk)

Sangre (2005) ve Los Bastardos (2008) filmleriyle sinemada gerçekçilik ve şiddetin dozajını yükselterek şok edici ve arıza filmlerin yönetmeni olarak anılan Amat Escalante’nin, bu yıl Cannes Film Festivali’nden “En İyi Yönetmen” ödülüyle döndüğü bu filmi kaçırmak elbette festival kurtlarına yakışmaz! Fragmanıyla yine çok arıza bir filmin sinyallerini veriyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=tUY5kZmgxpc

Gösterim Tarihleri: 28 Eylül Cumartesi “19.00” (Atlas), 1 Ekim Salı “16.00” (Beyoğlu), 5 Ekim Cumartesi “13.30” (Nişantaşı City’s), 6 Ekim Pazar “19.00” (Beyoğlu)

heli

3) Only Lovers Left Alive / Sadece Aşıklar Hayatta Kalır (2013) – Jim Jarmusch (123 dk)

Jim Jarmusch’un, Dead Man (1995)’den bu yana çektiği en iyi film olduğu söylenen Only Lovers Left Alive, sinefillerce merakla beklenen filmlerin başında gelmekte. Oldukça estetik ve postmodern bir vampir filmi görünümü veren ve hem Jim Jarmusch, hem de Tilda Swinton hayranlarını son derece heyecanlandıran bu filmi elbette kaçırmıyoruz!

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=n6WYqY4YSYk

Gösterim Tarihleri: 29 Eylül Pazar “21.30” (Atlas), 30 Eylül Pazartesi “19.00” (Nişantaşı City’s), 4 Ekim Cuma “16.00” (Beyoğlu), 6 Ekim Pazar “16.00” (Atlas)

only lovers left alive

4) La vie d’adele / Blue Is the Warmest Colour / Mavi En Sıcak Renktir (2013) – Abdellatif Kechiche (179 dk)

Popülerliği nezdinde bu yılın “Amour”u olarak nitelendirebileceğimiz La vie d’adele, Abdellatif Kechiche imzalı 3 saatlik bir eşcinsel sinemasının Cannes’da “Altın Palmiye” almasıyla hala konuşulmaya devam ediyor. Filmin başrol oyuncularının, 10 dakikalık sevişme sahnesinden ötürü Kechiche hakkında ağır sözler söylemelerine rağmen, kendisiyle verdikleri samimi pozlar arasındaki çelişki, bu işin reklam koktuğunu düşündürüyor. Bunun kararını elbette, yılın en merak edilen bu filmini izleyerek vereceğiz.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=hbohNo3cs1c&feature=youtu.be

Gösterim Tarihleri: 28 Eylül Cumartesi “21.30” (Atlas), 29 Eylül “Pazar” “16.00” (Nişantaşı City’s), 30 Eylül Pazartesi “21.30” (Beyoğlu), 2 Ekim Çarşamba “16.00” (Atlas)

la vie d'adele

5) A Field in England / Büyülü Tarla (2013) – Ben Wheatley (90 dk)

 Baştan sona kült bir korku olması üzerine tasarlanmış Kill List (2011) ile dikkatleri üzerine çeken İngiliz yönetmen Ben Wheatley, yine fragmanından kült bir psikedelik gerilim olacağı izlenimini veren ve Karlovy Vary Festivali’nden “Jüri Özel Ödülü” ile dönen siyah-beyaz A Field in England ile merak ettiriyor. İngiltere’nin kırsalında halüsinasyonlar, kan, kara mizah, delilik ve mantarlarla dolu bir “trip filmi” olarak ifade edilen film, 2013’ün sürpriz “kült film”i olabilir. Dikkat!

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=cRRvzjkzu2U

Gösterim Tarihleri: 28 Eylül Cumartesi “16.00” (Atlas), 29 Eylül Pazar “11.00” (Beyoğlu), 3 Ekim Perşembe “13.30” (Beyoğlu), 5 Ekim Cumartesi “16.00” (Nişantaşı City’s)

a field in england

6) When Evening Falls on Bucharest or Metabolism / Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma (2013) – Corneliu Porumboiu (89 dk)

Romanya sinemasının çıkış yapan önemli yönetmenlerinden Corneliu Porumboiu, kuşkusuz 12:08 East of Bucharest (2006) ve Police, Adjective (2009) filmleriyle hem ödüle doydu hem de sinefiller tarafından takip edilen yönetmenler listesine girdi. Minimalist sinemasını etkileyici ve zekice bir mizahla harmanlayan Porumboiu’nun bu filmi için tam sinefillerin ağzına layık olduğu söyleniyor. O vakit kaçırmıyoruz elbet!

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=2DLMlRIGvZo

Gösterim Tarihleri: 28 Eylül Cumartesi “11.00” (Nişantaşı City’s), 30 Eylül Pazartesi “11.00” (Beyoğlu), 2 Ekim Çarşamba “13.30” (Beyoğlu), 5 Ekim Cumartesi “13.30” (Atlas)

When_Evening_Falls_on_Bucharest_or_Metabolism

7) Fruitvale Station / Son Durak (2013) – Ryan Coogler (84 dk)

Sundance’den Büyük Jüri ve İzleyici ödülü, Cannes’dan ise Gelecek ödülüyle dönen Fruitvale Station, bu yılın Beasts of the Southern Wild’i olacak gibi duruyor. Şimdiden Oscar’larda adı geçen son derece güçlü ve vurucu bir bağımsız yapım olduğu söylenen film, akıllarda iz bırakacak kadar güçlü bir film olacak mı, izleyip göreceğiz.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=ZxUJwJfcQaQ

Gösterim Tarihleri: 29 Eylül Pazar “19.00” (Beyoğlu), 30 Eylül Pazartesi “13.30” (Beyoğlu), 3 Ekim Perşembe “21.30” (Atlas), 5 Ekim Cumartesi “11.00” (Nişantaşı City’s)

fruitvale station

8) Ain’t Them Bodies Saints / Ölümsüz Aşk (2013) – David Lowery (105 dk)

Sundance’dan “En İyi Görüntü” ödülüyle dönen Ain’t Them Bodies Saints, bu yılın en çok merak edilen filmlerinden biri. Özellikle western kalıbına duygusal yaklaşımıyla nasıl bir farklılık getireceği ve Casey Affleck – Rooney Mara ikilisinin performansları merak konusu.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=ga0c0v-stK0

Gösterim Tarihleri: 29 Eylül Pazar “19.00” (Nişantaşı City’s), 1 Ekim Salı “11.00” (Nişantaşı City’s), 5 Ekim Cumartesi “21.30” (Beyoğlu), 6 Ekim Pazar “19.00” (Atlas)

ain't them bodies saints

9) The Congress / Son Şans (2013) – Ari Folman (120 dk)

Waltz with Bashir (2008) ile büyük bir çıkış sağlayan İsrail’li yönetmen Ari Folman, farklı animasyon tekniğine The Congress’te de devam ediyor ve bu sefer Stanislaw Lem’in kült bilimkurgu romanı “Gelecekbilim Kongresi”nin serbest bir uyarlamasını yapıyor. Robin Wright’ın kendini oynamasıyla ve farklı senaryosuyla dikkati çeken film, özellikle fragmanı izlendiğinde görsel açıdan verdiği doygunlukla izlenmeyi hakediyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=sfc9Lzap8-M

Gösterim Tarihleri: 28 Eylül Cumartesi “16.00” (Nişantaşı City’s), 1 Ekim Salı “19.00” (Atlas), 2 Ekim Çarşamba “19.00” (Beyoğlu), 3 Ekim Perşembe “11.00” (Nişantaşı City’s)

the congress

10) Le passe / The Past / Geçmiş (2013) – Asghar Farhadi (130 dk)

A Separation (2011) ile belki de son yıldaki yönetmen çıkışlarının en büyüklerinden birini gerçekleştiren Asghar Farhadi, bu sefer Berenico Bejo ve Tahar Rahim gibi Fransız oyuncuları bünyesine katarak yine senaryosu çok güçlü bir filmle dönüyormuş izlenimi veriyor. Cannes’dan “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüyle dönen film, bu yılın en çok merak edilenlerinden. Kaçırılmamalı!

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=6pg1lyP_vcQ

Gösterim Tarihleri: 30 Eylül Pazartesi “13.30” (Atlas), 1 Ekim Salı “21.30” (Nişantaşı City’s), 3 Ekim Perşembe “21.30” (Beyoğlu), 4 Ekim Cuma “21.30” (Atlas)

le passe

11) La danza de la realidad / The Dance of Reality / Gerçeğin Dansı (2013) – Alejandro Jodorowsky (130 dk)

Gerçeğin Dansı, benim otobiyografik romanımın bir uyarlaması, kendi sinemamın bir rönesansı. Bana kalırsa bu film, zihinsel bir atom bombası gibi. Kendimi yeniden keşfetmek için çocukluğumun dibine iniyorum, büyüdüğüm yere geri dönüyorum.” Alejandro Jodorowsky

Jodorowsky sinemasının müdavimleri için kuşkusuz çılgınca beklenen bu film, Jodorowsky’nin “derin tarihi” üzerine bir zihin egzersizi olmasıyla sinefilleri mest edeceğe benziyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=I8FlkeueV2s

Gösterim Tarihleri: 30 Eylül Pazartesi “13.30” (Nişantaşı City’s), 1 Ekim Salı “21.30” (Atlas), 2 Ekim Çarşamba “21.30” (Beyoğlu), 3 Ekim Perşembe “13.30” (Atlas)

the dance of reality

12) Tian zhu ding / A Touch of Sin / Günahın Dokunuşu (2013) – Jia Zhang-ke (133 dk)

Nuri Bilge Ceylan’ın en sevdiği yönetmenler arasında yer alan ve günlüklerinde sürekli bahsettiği yönetmen Jia Zhang-ke, sıkı sinefillerin gözden kaçırmadığı bir isim. Taşra sinemasına aşina olan yönetmen, Cannes’dan bu yıl “En İyi Senaryo” ödülüyle dönen filmi A Touch of Sin ile Çin’in Twitter’ı sayılan Weibo’da denk geldiği dört gerçek olayı ele alarak dört farklı hikaye anlatıyor. Bizlere de tabii ki bu filmi kaçırmamak düşüyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=8u7NlLcBwGA

Gösterim Tarihleri: 29 Eylül Pazar “16.00” (Beyoğlu), 30 Eylül Pazartesi “21.30” (Atlas), 1 Ekim Salı “11.00” (Beyoğlu), 2 Ekim Çarşamba “16.00” (Nişantaşı City’s)

tian zhu ding

13) Sen Aydınlatırsın Geceyi / Thou Gild’st the Even (2013) – Onur Ünlü (107 dk)

Ülkemizde bilinçli olarak vizyona sokulmayan ve Türkiye’nin her tarafında isteğe göre gösterim düzenleyerek izleyiciyle buluşan Sen Aydınlatırsın Geceyi, hem Onur Ünlü sinemasının en iyi örneği, hem de şimdilik 2013’ün en iyi Türk filmi. Türk sinemasında minimalist sinema anlayışıyla fantastik sinema kalıplarını birleştirerek devrimci bir film modeline ulaşan filmin, Toronto gösterimlerinde biletlerinin kapışılması ve konulan ek gösterimlerinin de biletlerinin bitmesi, yurtdışında da ulaştığı başarıyı gösteriyor.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=yeibu2aqO5M

Gösterim Tarihleri: 28 Eylül Cumartesi “21.30” (Beyoğlu), 4 Eylül Cuma “16.00” (Atlas)

sen aydınlatırsın geceyi

14) Soshite Chichi Ni Naru / Like Father, Like Son / Benim Babam, Benim Oğlum (2013) – Hirokazu Kore-eda (120 dk)

Cannes’da bu yıl “Jüri Ödülü” ile dönen Like Father, Like Son, “bebeklerin hastanede karışması ve geçen yıllar” temalı konusuyla Yeşilçam filmlerimizi hatırlatsa ve ismiyle de Hirokazu Kore-eda’nın “Babam ve Oğlum”u (2005) gibi düşünmemize yol açsa da, şimdiden birçok kişiyi etkilemiş gözüküyor. Japon sinemasının konuya olduğu kadar sinematografiye de önem verdiğini düşünürsek, drama açısından bu yılın “Amour”u (2012) olabilme potansiyeli taşıdığını söyleyebiliriz.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=6UHWBCMfgN0

Gösterim Tarihleri: 29 Eylül Pazar “21.30” (Beyoğlu), 2 Ekim Çarşamba “11.00” (Atlas), 3 Ekim Perşembe “19.00” (Atlas), 5 Ekim Cumartesi “19.00” (Nişantaşı City’s)

like father, like son

15) Jeune & Jolie / Young & Beautiful / Genç ve Güzel (2013) – François Ozon (95 dk)

Geçen yıl “Dans la maison” (2012) ile sinefilleri ve eleştirmenlerin gönlünü adeta fetheden yönetmen François Ozon, bu yeni filmini  “4 mevsim ve 4 şarkıyla 17 yaşındaki bir kızın çağdaş portresi” olarak tanımlıyor. Konu itibariyle Luis Bunuel’in “Belle de jour”unu (1967) anımsatan film, Ozon’un bu sefer neler yaptığını ve genç Fransız aktris Marine Vacth’ın performansını merak edenler için izlenmeli.

Fragmanı: http://www.youtube.com/watch?v=m9lLtOxlQDY

Gösterim Tarihleri: 30 Eylül Pazartesi “16.00” (Atlas), 3 Ekim Perşembe “19.00” (Nişantaşı City’s), 4 Ekim Cuma “21.30” (Beyoğlu), 5 Ekim Cumartesi “19.00” (Atlas)

jeune jolie

Bu filmlere dikkat;

Gloria (2012) – Sebastian Lelio

3x3D (2013) – Jean Luc-Godard, Peter Greenaway, Edgar Pera

Les salauds (2013) – Claire Denis

As I Lay Dying (2013) – James Franco

The Broken Circle Breakdown (2012) – Felix van Groeningen

 
1 Yorum

Yazan: Eylül 14, 2013 in Özel Dosyalar

 

Etiketler: , , , , , ,

3. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Başlıyor

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından, 13 – 19 Eylül 2013 tarihleri arasında düzenlenecek olan 3. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali kapsamlı akademik programıyla, izleyici karşısına çıkıyor. Bilet satışları başlayan festivalde bu yıl da ana tema kapsamında uluslararası sempozyum, paneller ve söyleşiler düzenlenecek. 46 farklı ülkeden 100′e yakın filmin gösterileceği festivalde, programdaki filmlerin çoğunluğu sinemaseverlerin karşısına ilk kez çıkacak. Film programı Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması, Çocuk(ça) Adalet, Adalet Terazisi, Suç Hikayeleri ve Panorama başlıklı bölümlerden oluşuyor.

Festival programı için; http://www.icapff.com/gosterim.php

3. suç ve ceza

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 12, 2013 in Haberler

 

Etiketler: , , ,