50. Altın Portakal Ulusal Yarışma Filmleri Değerlendirmesi

50. Altın Portakal Ulusal Yarışma Filmleri Değerlendirmesi

Altın Portakal’a bu yıl rekor sayıda başvuru olmuş ve başvuran film sayısı 68’e çıkmıştı, üstelik bu sayının 46’sı ilk filmini çeken yönetmenlere aitti. Ulusal Yarışma’ya seçilen 10 filmin ise birkaçı haricinde kötü filmler oluşu kafalarda soru işaretleri bıraktı. Yarışmaya alınmayan 58 film içinde, yarışma filmlerinden daha iyileri var mıydı, yoksa bu yıl başvuran filmlerin çoğu gerçekten yarışmaya alınamayacak kadar kötü müydü? sorusunun daha uzun süre tartışılacağı kesin, zira Adana Altın Koza Film Festivali’nde yarışan filmlerin Antalya’da yarışmaya kabul edilmemesinin, festivalin film kalitesine ciddi oranda zarar verdiği aşikar.Dağıtılan ödüllerin genel anlamda hem sinema eleştirmenlerini hem de Antalya izleyicisini tatmin etmediği ortadaydı. Özellikle oyunculuk dallarında kimsenin tahmin listesine bile almadığı sürpriz kişilerin ödül alması, “en iyi” adı altında verilen bir ödülün ikiye bölünmesi gibi kararlar tepkiyle karşılandı. Festivale olan devlet desteğinin miktarının önceki yıllarda 7 milyon 700 bin tl iken, bu yıl 250 bin tl’ye kadar düşmesi de ayrıca düşündürücüydü.Bu yüzden festivalin gelecek yıl radikal kararlar alıp eski kalitesini, güvenilirliğini ve izleyici tatminini tekrar kazanması şart oldu.

Yarışma filmleri arasındaki Kürt sineması örneklerinden Cennetten Kovulmak ve Mavi Ring filmlerinin, kısa metraj yarışma filmlerinden ise Jinekolog ve Tercümanı’nın söyleşisinde ciddi tartışmalar yaşanması festivalin tatsız anlarındandı. Ödül töreni sonrası konuklardan birinden duyduğum şu söz festivalin genel hatlarını özetliyordu. “Değerlendirmede sanatsal nitelikler terkedilmiş, siyasi nitelikler öne çıkmış. Ama siyasi nitelik de kısırlaşmış, sadece Türk – Kürt çatışmasına dönüşmüş.”

10 ulusal filmin yarıştığı festivalde bu yıl “En İyi Film” ödülü, Ferit Karahan’ın Cennetten Kovulmak ve Ramin Matin’in Kusursuzlar filmi arasında paylaştırıldı. SİYAD Jürisi “En İyi Film” ödülü ise Serdar Temizkan’ın Kutsal Bir Gün filmine verildi. Uluslararası Yarışma’da ise “En İyi Film” ödülü Nawapol Thamrongrattanarit’in 36 filmine giderken, SİYAD Jürisi “En İyi Film” ödülü ise RamonZürcher’in TheStrangeLittleCat filminin oldu. En nihayetinden bu yıl 50.’si düzenlenen Antalya Altın Portakal Festivali, Cam Piramit’te düzenlenen törenle yine çeşitli tartışmalar eşliğinde son buldu.

Antalya’da Ulusal Yarışma kapsamında izlediğim 10 filmin kısa analizleri ve puanları şöyle;

Kusursuzlar (Ramin Matin)

İlk filmi Canavarlar Sofrası ile sağlam bir çıkış yapan yönetmen Ramin Matin, bu sefer Kusursuzlar ile iki kız kardeşin geçmişleriyle nasıl baş ettikleri üzerine sinemasal yönü çok kuvvetli bir filme imza atmış. Kalabalık ve hareketli bir tatil beldesi olan Çeşme’yi ıssız ve tedirgin edici bir fon olarak kullanma başarısı gösteren Matin, filme başka bir boyut kazandıran biçimsel tercihleriyle yönetmenlik ödülünü ne kadar hak ettiğini kanıtlıyor.

Yer yer Ingmar Bergman’ın Persona’sına ve David Lynch’in Mulholland Drive’ına göz kırpan Kusursuzlar, yönetmenliğiyle, yenilikçi ses tasarımı – kurgusuyla, sinematografisiyle ve kadın oyuncuların güçlü performanslarıyla gerçek bir “sinema ürünü” olmayı başarıp diğer yarışma filmleri arasında fazlasıyla profesyonel bir görüntü çizerek genel anlamda eleştirmenlerin de favorisi oldu.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: En İyi Film, En İyi Yönetmen, FİLM-YÖN En İyi Yönetmen
Yazarın Puanı: 7.6 / 10

Sev Beni (Mehmet Bahadır Er, Maryna Er Gorbach)

Kara Köpekler Havlarken ile yeraltı filmleri klasmanına çok güçlü olmasa da kayda değer bir eser bırakan Mehmet Bahadır Er – Maryna Er Gorbach çifti, bu sefer aşk ve kültürel farklılık temasına yöneliyorlar. Sev Beni, yakın zamanda Elveda Katya ve Öyle Sevdim ki Seni gibi vasatı aşamayan işlerde gördüğümüz “Türk erkeğinin yabancı kadınlarla imtihanı” sorunsalını Ukrayna’ya taşıyarak, bu sorunu en doğru ve gerçekçi şekilde işleyen film olarak iz bırakıyor.

Popülist bir imkansız aşk filmi olup beylik laflar etmek yerine, karakterlerin iletişim – iletişimsizlik, güven – güvensizlik ikilemlerini çoğu zaman derin sessizlik ve bakışlarla vermeye çalışmak filmin en doğru tavrı olarak göze çarpıyor. Güven Kıraç’ın barda genç ve yabancı uyruklu kadınlarla hoplaya zıplaya dans eden ve sokak ağzı doğallığıyla parmak ısırtan performansının ödülsüz bırakılması ise üzücü.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: –
Yazarın Puanı: 6.8 / 10

Meryem (Atalay Taşdiken)

Kız Kardeşim: Mommo ile dokunaklı bir taşra filmine imza atan yönetmen Atalay Taşdiken, yine ilk filmindekine benzer bir atmosfer kurarak sinemasını kasaba hikayeleri üzerinden devam ettireceğini gösteriyor. Feza Çaldıran’ın manzara odaklı kareleriyle sinematografik bir iş olan Meryem, aynı başarıyı iç çekimlerde ve hikayesinde tutturamayarak yer yer dizi anlatısına kaçıyor. Özellikle İsmail Hacıoğlu’nun oynadığı karakteri hikayeye etkileyici bir şekilde yedirememesi, yarım kalmışlık hissiyatı yaratarak dramatik yapının bir toparlanıp bir dağılmasına sebebiyet veriyor.

Youki Yamamoto’nun “En İyi Müzik” ödülü alan Japon ezgili besteleri çok iyi olmasına rağmen yörenin atmosferiyle uyuşmuyor. Fakat tüm bu kusurlarına rağmen yarışma filmleri arasında değerlendirdiğimizde öne çıkan Meryem, Yeşilçam’a öykünen yapısıyla Türkan Şoray’ın başkanı olduğu jüriden tahmin edildiği gibi en fazla ödül alan film olarak ayrıldı.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetimi, En iyi Müzik, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü, Antalya Kent Konseyi Seyirci Ödülü
Yazarın Puanı: 6.2 / 10

Kutsal Bir Gün (Serdar Temizkan)

İki erkek kardeşin hikayesini bir günlük zaman diliminde, karakterlerin bol bol alkol tükettiği bir atmosferde anlatan yönetmen Serdar Temizkan, absürt sinema örneği olarak yenilikçi bir işe imza atsa da türüne göre çok uzun kalan 120 dakikalık süresinin handikabını yaşıyor. Ali Düşenkalkar’ın filmin başından sonuna kadar tutarlı bir şekilde sürdürdüğü “alkolik abi” performansı çok güçlü olunca, tezatlık olsun diye yazıldığı belli olan Arda Kural’ın fazlasıyla düz karakteri de ezilme tehlikesi yaşıyor.

Bu yılki yarışma filmlerinde pek bulunmayan bir özellik olan “teknik kalite” kısmındatatmin eden yapım, kimi yan karakterlerin iyi yazılamamasından dolayı yer yer sarkmaya başlıyor. Bu da filmin başarılı tiyatral yapısına rağmen yarım kalmış bir başarı hissiyatı yaratıyor.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: En İyi Sanat Yönetimi, SİYAD En İyi Ulusal Film
Yazarın Puanı: 5.8 / 10

Cennetten Kovulmak (Ferit Karahan)

Tufandan Önce ve Yusuf’un Rüyası gibi kısa filmleriyle tanıdığımız yönetmen Ferit Karahan’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Cennetten Kovulmak, politik bir Inarritu sineması örneği gibi dursa da Türk – Kürt meselesini fazla derin sulara girmeden anlatmayı tercih ediyor. Gösterim sonrası söyleşisinde çeşitli tartışmalara konu olan film, bir çok şey söyleme derdine girişince hikayenin kurgusu büyük zarar görüyor.

Gri tonlardaki renk skalası ekseninde belgesel – kurmaca karışımı bir sinematografi anlayışını tercih etmesi, sosyal gerçekçi tabanıyla uyum sağlasa da, ilk filmini çeken bir sinemacının amatörlük – profesyonellik arasında bir denge kuramaması sorunsalına takılıyor. Yine de Ferit Karahan, yarışma filmlerindeki diğer Kürt sinemacıların aksine yetenekli bir yönetmen olduğunu ispat ediyor, fakat Cennetten Kovulmak’ın “En İyi İlk Film” ödülüne layık görülmesi daha hakkaniyetli bir seçim olmaz mıydı diye düşünmeden edemiyoruz.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: En İyi Film,  En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, Jüri Özel Ödülü
Yazarın Puanı: 5.5 / 10

Mavi Dalga (Zeynep Dadak, Merve Kayan)

Altyazı dergisi yazarı ve SİYAD üyesi Zeynep Dadak’ın, Merve Kayan ile birlikte yönettiği Mavi Dalga, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hubert Bals Film Fonu’ndan Senaryo Geliştirme Destek Ödülü’ne layık görülmüştü fakat görünen o ki, teknik anlamda gayet yeterli bir ilk film olmasına rağmen senaryo hala geliştirilmemiş!

Dramatik yapıdan yoksun bir gençlik filmi olarak nitelendirebileceğimiz Mavi Dalga, ergenlerin taşra bunalımını anlatırken kulaç atmakta zorlanıyor ve yan hikayelerin fazlalığı arasında bir batıp bir çıkıyor. Yönetmenlik, sinematografi, kurgu, müzik ve oyunculukların eli yüzü düzgün olduğu filmde ne yazık ki işin senaryo kısmı için aynı şeyi söylemek mümkün olmuyor. Buna rağmen filmin “En İyi Senaryo” ödülünü alması ise başlı başına bir tartışma konusu!

Festivalde Elde Ettiği Ödül: En İyi İlk Film, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu
Yazarın Puanı: 4.5 / 10

Mavi Ring (Ömer Leventoğlu)

Fuat Kav’ın kitabından esinlenerek uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayandığı söylenen Mavi Ring, bir hapishanede yönetimi ve adalet sistemini protesto etme amaçlı açlık grevinde bulunan Kürt siyasi tutukluların havalandırmasız bir mavi ring içine sevk edilmesini ve bu ringin içerisindeki hayat mücadelesini anlatıyor.

Ağırlıklı olarak tek mekanda geçen film, oyuncuların bulunduğu konumun darlığı itibariyle sinematografik olamıyor. Zaten filmin amacı da, derdini söylemek olduğundan sinematografi ikinci planda kalıyor. Fakat atmosferin yaratılmasına ve konunun ciddiyetine rağmen oyunculuklardaki tiyatral hava, asker karakterlere olan tek boyutlu yaklaşım ve bazı diyaloglar inandırıcılık sorunlarıyla yüzleşmemize neden oluyor. Filmden sonra çıkan yumruklu tartışma ve propagandist sloganlar ise hiç hoş değildi.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: Behlül Dal Jüri Özel Ödülü
Yazarın Puanı: 3.7 /  10

Uvertür (Alpgiray M. Uğurlu)

Alpgiray M. Uğurlu’nun ilk filmi olan ve ilaç mümessili Atıf’ın çalışma hayatı kaygılarını anlatan Uvertür, ilk film zaaflarının ve handikaplarının çoğunu bünyesinde barındıran bir iş. Yarışma filmleri içerisinde bütçe sıkıntısını en fazla yaşadığı hissedilen ve toplamda sadece 10.000 TL ile kotarılan film, şaşırtıcı bir görsel efekt metaforu ile açılsa da, hemen ardından gelen öğrenci filmi kalitesindeki görüntüsüyle bir ciddiyetsizlik yaratıyor. Sorunlu görüntülere, sorunlu sesler eşlik etmeye, uyumsuz renk skalasının ardından uyumsuz kararlar gelmeye başlıyor.Özellikle bir sahnesinde sevişme sahnesi olacakmış hissiyatı yaratıp (ki filmin gidişatına, gücüne ve karakterler arası tezatlığına büyük katkı sağlayacak son derece gerekli bir sahne olmasına rağmen) böyle bir sahne çekilmiyor. Yönetmeni muhtemelen bunu tercih olarak nitelendirecektir fakat bunun dışardan amatörlük ve oyuncu – yönetmen cesaretsizliği olarak göründüğünü belirtmek gerek. Filmin hem gerçekçi hem absürt olduğunu söyleyebileceğimiz eğlenceli ve leziz diyalogları da genele yayılan büyük teknik sıkıntıların altında ezilmekten kurtulamıyor.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: –
Yazarın Puanı: 
2.3 / 10

Uzun Yol (Nihat Seven)

Yarışma filmleri içerisindeki en zayıf filmlerden biri olan Uzun Yol, daha filmin açılış jeneriğinde isminin Ozun Yol şeklinde yanlış yazılmasıyla seyircinin saygısını ve güvenini baştan kaybetti. İlk filmini çeken bir yönetmen olsa bile kabul edilemeyecek bu durumun, 4. filmini çeken bir yönetmene ait olması ve sorunu “Kurgucumuz yabancı, Türkçe bilmiyor” diyerek dile getirmesi kabul edilebilir gibi değil.

Seslerinde ve kurgusunda bariz hatalar bulunan filmi, Samanyolu Tv’de yayınlanan kötü bir Selvi Boylum, Al Yazmalım versiyonu olarak tanımlamak mümkün. Finalinde en dramatik olması gereken sahnede izleyicilerin çoğunun kahkaha atması, filmin durumunu özetler nitelikte. Bu sahnede kahkaha atılmasına neden olan bakışı yapan oyuncu Hakan Yufkacıgil’in “En İyi Erkek Oyuncu”, dizilerdeki basmakalıp kötü adamların bir varyasyonunu canlandıran Ahmet Özarslan’ın ise “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dallarında ödüllendirilmesi ise hemen hemen herkesi şoke eden bir karardı.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Yazarın Puanı: 1.8 / 10

Kısa Film (Ali Kemal Çınar)

Festivalin en zayıf halkası olan Kısa Film ise, 62 dakikalık kısa süresine rağmen 3 saatlik bir filmden daha uzun olduğu hissiyatı yaratıyordu. Basur sorunu çeken bir kısa film yönetmenini anlatan film, gereğinden uzun ve bıkkınlık veren basur sahneleriyle filmden çıktıktan sonra basur olmuşuz gibi hissettirdi.

5 dakikalık bir diyalog sahnesini filmin ana meselesiymiş gibi gösteren yönetmen, meselesinde “hata” olarak nitelediği şeyleri bizzat çektiği filmde sergilemesi gibi komik bir paradoksa yakalanıyor. Hiçbir karesi “sinema” olmayan filme harcanan 900 TL gibi komik bir bütçenin, adı gibi “kısa film” olarak çekilmeye harcanması çok daha hayırlı olabilirmiş.

Festivalde Elde Ettiği Ödül: –
Yazarın Puanı: 0.7 / 10

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s