2013 Yılının En İyi 20 Yabancı Filmi

2013’ü geride bırakmışken geleneksel listeyi yapmanın zamanı geldi. Değerlendirmeyi yaparken 2012’de Türkiye’de festival kapsamında izlediğimiz filmleri listeye almadım. Bir yıl önce izlediği filmi sırf Türkiye’de 2013’te vizyona girdi diye 2013 filmi ilan etmekten hoşlanmayan ben, geçen yıl Holy Motors, Django Unchained, Dupa Dealuri gibi filmleri “2012’nin En İyi 20 Filmi” listem kapsamında ele almıştım. Listeye ulaşmak için; https://sinefilinseyirdefteri.wordpress.com/2012/12/31/2012-yilinin-en-iyi-20-filmi/ En erken 2013 yılında vizyon, festival ya da dolaylı yollar vasıtasıyla izleme şansı bulduğumuz filmleri değerlendirerek “2013 Yılının En İyi 20 Yabancı Filmi” listemi belirledim. Keyifli okumalar.
1) La vie d’Adele / Blue is the Warmest Color (2013) – Abdellatif Kechiche

180 dakikalık epik bir anlatımın peşine düşen Kechiche’nin mükemmeliyetçi yönetmenliğiyle ve Adele Exarchopoulos – Lea Seydoux ikilisinin unutulmayacak performanslarıyla dramatik, estetik, kışkırtıcı, seksi ve fazlasıyla cesur bir LGBT başyapıtına dönüşen, bizleri sinemanın özlenen diyarlarında dolaştıran “La vie d’Adele” yılın en iyi filmiydi.

blue is the warmest colour
Puanı: 10/10

Eleştiri Yazısı: https://sinefilinseyirdefteri.wordpress.com/2013/09/28/la-vie-dadele-blue-is-the-warmest-colour-2013/

2) The Wolf of Wall Street (2013) – Martin Scorsese

Jordan Belfort’un gerçek yaşam öyküsünden uyarlanan film, uyuşturucu – seks – para üçgeni üzerine kurulu dünyasıyla, Terence Winter’ın her bir sahnesi ve diyalogu akılda kalan güçlü senaryosuyla, Thelma Schoonmaker’ın 180 dakikayı su gibi geçiren usta işi kurgusuyla Scorsese’nin en güçlü ve görkemli filmlerinden birine dönüşüyordu. Leonardo Di Caprio ve Jonah Hill’in Oscar’a aday olan performansları, Margot Robbie’nin güzelliği ve özellikle uyuşturucu etkisindeki uzun sekansı unutulacak gibi değil.

twowss

Puanı: 10/10

Eleştiri Yazısı: https://sinefilinseyirdefteri.wordpress.com/2014/02/15/borsa-gangsterleri-the-wolf-of-wall-street/

3) Aurora / Vanishing Waves (2012) – Kristina Buozyte

Örneklerini çok az gördüğümüz Litvanya Sineması’ndan çıkan “arthouse” görünümlü bir bilimkurgu harikası olan Vanishing Waves, !f İstanbul’un bu yılki en büyük sürpriziydi. Kristina Buozyte imzalı yapım, yarattığı evrenle ilk dakikasından son anına kadar izleyiciyi görsel açıdan hipnotize altına alıyordu. Sinematografisi ve sanat yönetimiyle ön plana çıkarken fütüristik tasarımlarıyla ve erotizm dolu sekanslarıyla Kubrick, Bergman, Resnais filmlerinin ustalığında bir zihinsel deneyim yaşatan Vanishing Waves için rahatlıkla gelecekte “kült” olma potansiyeli taşıdığını söyleyebiliriz.

vanishing waves
Puanı:  9.7/10

4) Her (2013) – Spike Jonze

her

Puanı: 9.5 / 10

 

5) La Grande Bellezza / The Great Beauty (2013) – Paolo Sorrentino

Sorrentino’nun, yılların klasiklerini hatırlatan “Muhteşem Güzellik”i adeta 60’larda Fellini’nin elinden çıkmış bir başyapıtın yine Fellini tarafından çekilmiş 2013 versiyonu gibi duruyordu. Büyüleyici parti sahneleriyle, Toni Servillo’nun güçlü karakter oyunculuğuyla, sanat yönetimi – sinematografi bağlamındaki görsel yetkinliğiyle, Holy Motors’u hatırlatan absürtlüğü ve kurgu akışıyla yılın en güçlü yapımlarının başlarında geliyordu.

la grande bellezza

Puanı: 9.3/10

6) Mud (2012) – Jeff Nichols

Shotgun Stories (2007) ve Take Shelter (2011) filmleriyle Amerikan bağımsız sinemasının önemli yönetmenlerinden olma yolunda ilerleyen Jeff Nichols’un kariyerinin en önemli bağımsız sinema klasiği olarak nitelendirebileceğimiz “Mud”, dostluk, aşk, güven, sadakat, saygı ekseninde etkileyici bir büyüme hikayesi ortaya koyuyordu. Son yıllarda adeta küllerinden yeniden doğan Matthew McConaughey ve oldukça yetenekli bir çocuk oyuncu olan Tye Sheridan’ın performansları unutulacak gibi değildi.

mud
Puanı: 9.1/10

7) Locke (2013) – Steven Knight

Ülkemizde Filmekimi kapsamında “Sürpriz Film” olarak gösterilen “Locke”, yılın en büyük sürprizlerinden biriydi. Başarılı senarist Steven Knight’ın hem yazıp hem yönettiği Locke, 85 dakika boyunca tek mekan ve tek karakter eşliğinde izleyiciyi sürüklemeyi, germeyi ve güldürmeyi aynı anda başarıyordu. Zekice yazılmış senaryosuyla her daim hatırlanacak olan film, yılın en akılda kalıcı seyir deneyimlerinden birine dönüşüyordu.

locke
Puanı: 8.9/10

8) Maniac (2012) – Franck Khalfoun

Zoru başararak zaten bir kült film olan 1980 tarihli aynı adlı orijinalinin çok daha üzerine çıkmayı başaran Maniac, bunu orijinal filmi birebir kopyalamak yerine, biçimsel ve duygusal tercihleriyle getirdiği yenilikçi bakış açısına borçluydu. Görüntü yönetmeni Maxime Alexandre’nin öznel kamera kullanımıyla sinematografik açıdan adeta bir şova giriştiği film, Khalfoun’un doğru tercihleriyle modern bir korku kültü olmayı başarıyor ve “Elijah Wood gibi bebek yüzlü birinden psikopat bir katil olur mu?” sorusunun cevabını hafızamızdan hiç çıkmayacak şekilde veriyordu.

maniac
Puanı: 8.9/10

9) Final Cut: Hölgryeim es uraim / Final Cut: Ladies and Gentlemen (2012) – György Palfi

Hukkle (2002) ve Taxidermia (2006) gibi rahatsız edici filmlerin Macar yönetmeni György Palfi’nin yönettiği ve 3 yıldan fazla bir süreyi kurgusuyla uğraşarak geçirdiği “Bayanlar ve Baylar”, hafızalarda yer etmiş 450’den fazla filmin sahnesini “üstün adam ve üstün kadın”ın aşk hikayesi üzerinden kolaj ederek sinema tarihine benzersiz bir armağan bırakıyordu. Marcello Mastroianni’den Lilian Gish’e, Alain Delon’dan Greta Garbo’ya, Brad Pitt’den Audrey Hepburn’e kadar hafızamızda yer etmiş oyuncuların farklı filmlerden sahnelerini 84 dakika boyunca ana hikayeye bağlı tutarlı diyaloglar halinde örerek tarifsiz bir nostalji hissi yaratan film, İstanbul Film Festivali’nde dakikalarca ayakta alkışlanmıştı.

final cut
Puanı: 8.6/10

10) Only Lovers Left Alive (2013) – Jim Jarmusch

Jim Jarmusch’un uzun bir süre merakla beklenen son filmi, vampir filmi kalıplarını genişleten postmodern dokunuşlarıyla sinemayı, müziği, mimariyi, tarihi, felsefeyi, edebiyatı ve resmi aynı anda kucaklayarak sanatı seven herkese hitap ediyordu. Yer yer entelektüelliğin nirvanasına ulaşan filmde Tilda Swinton ve Tom Hiddleston’un performansları kadar muhteşem bir şey daha vardı ki, o da hem varlığıyla hem sesiyle arz-ı endam edip adeta büyüleyen Yasmine Hamdan ve onun “Hal” parçasıydı.

only lovers left alive
Puanı: 8.5/10

11) Rush (2013) – Ron Howard

İki F1 yarışçısının hayatlarını tıpkı 2008’de Frost/Nixon’da yaptığı gibi rekabet-düşmanlık-dostluk üçgeni çerçevesinde ele alan Ron Howard, canlı renk skalası, göz alıcı sinematografisi, Chris Hemsworth ve Daniel Brühl’ün başarılı performansları, F1 yarışlarını sevmeyen birisini bile dikkat kesilerek izlettirecek kurgusu ile yılın en başarılı filmlerinden birine imza atıyordu.

rush

Puanı: 8.4/10

12) Before Midnight (2013) – Richard Linklater

Richard Linklater’in 1995’te “Before Sunrise” ile başlayan, 2004’te “Before Sunset” ile devam eden ve “9 yılda bir devam filmi” geleneğini devam ettirerek en son 2013’te Before Midnight ile izlediğimiz Jesse ve Celine’in ilişkileri genel anlamda serinin en çok sevilen filmi oldu. Ethan Hawke ve Julie Delpy, 18 yıllık bu seride hala hissettirdiklerinden bir şey kaybetmeyerek, 2022’deki hikayelerini yine merakla beklememizi sağlıyordu.

before midnight

Puanı: 8.3/10

13) The Place Beyond the Pines (2013) – Derek Cianfrance

“Blue Valentine” filmiyle sağlam bir çıkış yapan yönetmen Derek Cianfrance’in yönettiği “Babadan Oğula”, enfes tek plan sekansları, güçlü oyunculukları ve “suç draması” tanımının hakkını veren üç epizotlu senaryosuyla yılın en etkileyici yapımları arasında yer alıyordu. Özellikle Psycho’dan (1960) beri bir ana karakterin filmin yarısından önce ölmesi şokunu bu denli etkileyici yansıtmaktaki başarısı görülmeye değerdi.

the place beyond the pines
Puanı: 8.2/10

14) The Congress (2013) – Ari Folman

Bilimkurgu edebiyatının ustalarından Stanislaw Lem’in “Gelecekbilim Kongresi” romanından uyarlanan The Congress, Waltz with Bashir ile (2008) animasyon tekniğine yeni bir soluk getiren yönetmen Ari Folman’ın gerçek ve animasyonu yine iç içe geçirdiği benzersiz bir görsel deneyimin eseriydi. Karanlık bir geleceğin tablosunu rüya gibi anlatan film, izleyicide halüsinatif bir etki bırakıyordu.

the congress
Puanı: 8.2/10

15) El Cuerpo / The Body (2012) – Oriol Paulo

2010’da “Los ojos de Julia” ile ilk sinema filmi senaryosunu yazarak yeteneğini kanıtlayan Oriol Paulo, “Güney Kore intikam filmi kalıbı”nın İspanyol şubesi olarak nitelendirebileceğimiz “El Cuerpo” ile son yılların en güçlü polisiye gerilimlerinden birine imza atıyordu. Yeşil ve gri tonların ağırlıkta olduğu güçlü bir gece sinematografisi ekseninde çoğunluğu kapalı mekanlarda geçen film, sürekli yaptığı geriye dönüşlerle hikayesinin dramatik yönünü geliştirirken her seferinde daha fazla soru işareti ortaya çıkarıyor, merak duygusunu sürekli maksimum seviyede tutuyor, kurduğumuz teorileri teker teker çökertiyor ve finaliyle adeta doruk noktasına çıkarak hem tüm soruları cevaplandırıyor, hem de güçlü etkisini bittikten sonra da hissettiriyordu.

elcuerpo2

Puanı: 8.1/10

16) L’ecume des jours / Mood Indigo (2013) – Michel Gondry

Boris Vian’ın dünyanın en iyi edebiyat eserleri arasında yer alan “Günlerin Köpüğü” romanının sinemadaki üçüncü ve en iyi uyarlaması olan filmde yönetmen Michel Gondry, romanın gerçeküstücü ve şiirsel yapısını, Jan Svankmajer’in stop-motion tekniği ile birleştirip, üstüne de kendi video klip estetiğini ekleyerek görsel tasarım açısından büyüleyici, hareketli, çılgın ama bir o kadar da depresif ve hüzünlü bir hikayeye imza atıyordu.

l'ecume des jours
Puanı: 7.9/10

17) Upstream Color (2013) – Shane Carruth

2004’te sadece 7 bin dolarlık bütçesiyle Sundance Film Festivali’nde “Jüri Büyük Ödülü”ne layık görülen “Primer”a imza atarak, iyi bir bilimkurgu filmi çekmek için büyük bütçelere gerek olmadığını ispatlayan yönetmen Shane Carruth, Upstream Color’da muazzam bir ses tasarımı ve kurguya imza atarak sinemasal ve duyusal açıdan büyüleyici bir işe imza atıyordu. Yoğun felsefesi ve metaforik anlatısıyla Tarkosvky, Malick gibi ustaların sinemasal doygunluğunu yakalayan Carruth, bilimkurgu sinemasına  özgün bir bakış açısı getiriyordu.

upstream color
Puanı: 7.9 /10

18) Moebius (2013) – Kim Ki-Duk

Yaptığı sansasyonel filmlerle her daim çok konuşulan Kim Ki-Duk, Moebius ile hem Güney Kore sinemasının bu yıl en tartışmalı filmine imza atıyor, hem de “neredeyse diyalogsuz” filmi Bin-Jip (2004)’in de üzerine çıkarak “tamamı diyalogsuz” film isteğini gerçekleştiriyordu. Oldukça sert bir film olmasına rağmen “gore” sahneler bulundurmaması, yer yer kahkaha attırabilecek bir mizah duygusuna sahip olması ve tüm bunları tek bir diyalog bile kullanmadan sürükleyici bir şekilde başarabilmesi Moebius’u yılın en iyi filmleri arasına sokuyordu.

moebius

Puanı: 7.8/10

 

19) Post Tenebras Lux (2012) – Carlos Reygadas

Carlos Reygadas’ın Cannes Film Festivali’nden “En İyi Yönetmen” ödülüyle döndüğü son filmi Post Tenebras Lux, özellikle finaliyle Cannes’da izleyiciyi ikiye bölüp yuhalamalar ve alkışlar arasında kalmasıyla merak ettirmişti. 32. İstanbul Film Festivali kapsamında izlediğimizde gördük ki gerçekten en sıra dışı finallerden biriydi. Reygadas’ın kullandığı özel merceklerle ve şok etkisi yaratan bazı tercihlerle filmi başka bir boyuta sokan etkisi, film bittiğinde derin düşüncelere dalmamıza yol açıyordu ve bu kesinlikle iyi bir şeydi!

post tenebras lux
Puanı: 7.8/10

20) La cinquieme saison / The Fifth Season (2012) – Peter Brosens, Jessica Woodworth

Ülkemizde 32. İstanbul Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşan “Beşinci Mevsim”, Reha Erdem filmlerini hatırlatan atmosferiyle, metaforlarıyla, doğayı ele alış şekliyle yılın en güzel sürprizlerinden biriydi. Oldukça yetkin bir sinema ürünü olan film, insanoğlunun neden olduğu kıyameti tedirgin edici, sarsıcı ve şiirsel bir üslupla sinemasallaştırıyordu.

the fifth season
Puanı: 7.8/10

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s