RSS

Le Passe (2013)

01 Şub

Ülkemizde 2013 yılının Ekim ayında Filmekimi kapsamında gösterilen Asghar Farhadi’nin son filmi Le Passe, Başka Sinema kapsamında vizyona girdi. İran sinemasına About Elly (2009) ile Antonionivari bir gerilim filmi, A Separation (2011) ile ise evrensel bir başyapıt kazandıran Farhadi, Le Passe ile yine bildiği sularda yüzerek senaryosu ve dramatik yapısıyla kendi tarzında bir filme imza atıyor fakat A Separation kadar kusursuz olmayı başaramadığı gibi küçük bir tekrar hissiyatı da yaratıyor.

le passe

İyi yönetmenlerin mutlaka kariyerlerinde bir doruk noktası vardır. Bir yönetmen öyle bir film çeker ki, onun üzerine başka kaç film çekse yaranamaz izleyiciye. Bu yüzden yeni bir Andrei Zyvagintsev filmi için “İyi ama bir The Return değil”, yeni bir Nuri Bilge Ceylan filmi için “İyi ama bir Bir Zamanlar Anadolu’da değil” cümlelerini duymamız ne kadar yüksek bir olasılıksa, Le Passe için de “İyi ama bir A Separation değil” cümlesini duymamız da o kadar olasıdır.

Farhadi’nin A Separation’ı, dört karakteri ekseninde öyle güçlü ve eksiksiz bir dramatik yapı kuruyordu ki, bu dört karakterin hepsine aynı anda hem hak veriyor, hem vermiyorduk. Aslında herkes kendince haklıydı, ama herkes de haksızdı. Mükemmeliyetçi senaryo her biri güçlü oyunculuklarla da birleşince ortaya sinema eleştirmenlerinin %99’unu fikir birliğine vardıran (dünya başyapıtı bile çekseniz o %1 her zaman çıkacaktır) evrensel bir başyapıt çıkmıştı. Farhadi bu sefer üç karakteri odak noktasına alarak yine sırlar ve çıkmazlarla dolu, A Separation’ın kalıbında bir senaryo formülüyle yola çıkıyor fakat karakterlerin “haklı-haksız” ikileminde izleyiciyi aynı oranda çaresiz bırakmayı başaramıyor. Çünkü Berenico Bejo’nun canlandırdığı Marie karakteri gibi bariz şekilde suçlayabileceğimiz bir karakter barındırıyor. Elbette bu noktada A Separation’un “haklı-haksız” ikileminin kopyasında bir çatışma yaratılmak zorunda değil fakat esas sorun Farhadi’nin tam da böyle bir yapı oluşturduğunu düşünmesi. Oysa ki bariz şekilde suçlayacağımız ve haklılık payı vermeyeceğimiz karakter(ler)in bulunması Farhadi’nin bu ayrımı bu sefer kusursuzca oluşturamadığını gösteriyor.

le passe1

Filmin hesaplaşmalar ve çıkmazlarla dolu hikayesi, “polisiye film” motifine doğru kaymaya başladığı andan itibaren ana odak noktasından uzaklaşmaya başlayıp “twist” yaratma uğruna uzatılmış hissiyatı yaratıyor. Tüm bu eksikleri ve hatalarına rağmen etkileyici final sahnesi bazı şeyleri görmezden gelmemize olanak sağlayabiliyor. Yine de başından sonuna kadar renk oranında tutarlı bir şekilde kotarılan görsel yapı, izleyiciyi 130 dakikalık diyaloga dayalı bir kurgusal düzleme yormadan. merak duygusuyla dahil eden düzgün ve akıcı yazılmış senaryo, finalinde yarattığı duygusal ve vicdani boyut, iyiye yakın bir Farhadi filmi izlememizdeki önemli etkenler olarak göze çarpıyor.

3 / 5

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: Şubat 1, 2014 in Film Kritikleri, Filmekimi

 

Etiketler: , , , ,

One response to “Le Passe (2013)

  1. rotcerid

    Şubat 2, 2014 at 2:03 am

    Yazılarınızı dikkat ve beğeniyle takip ettiğimi belirtmek isterim. “La Passe” eleştirisindeki tespitlerin çok büyük kısmına katılıyorum, elinize sağlık, çok iyi bir gözlem ve analiz olmuş. Fakat; izin verirseniz birkaç noktadan bahsetmek istiyorum: film yaratıcıları (yönetmenler) incelik ve hassasiyetlerini hayatlarında büyük travmalar veya değişiklikler yaşamazlar ise kaybetmez ve değiştirmezler, bu konuda ketum olduklarını sayısız örnek göstermiştir. Eserlerin birbirine karşı üstünlüğü tezini Antonioni, Tarkovsky veya Kubrick gibi hemen hızla akla gelebilecek yönetmenler kolayca yıkmışlardır. Bu durumun, yönetmenlerin büyük oranda tüm eserlerine yaklaşımını belirlediğini düşünüyorum. Farhadi, insan ilişkilerini diyaloglar ve kişilik özellikleri üzerinden anlatmayı seven bir yapıda olduğunu bize göstermiştir. Ayrıca İran’daki rejim ve yıllar içinde artık fark edilemeyecek biçimde normalleşmiş bir sosyolojinin sonucu kapalı mekan (sansür veya maliyet açısından film yapım kolaylığı) ve karakter odaklı anlatılar kurma yönünde stilini belirlemiştir. Kapalı toplum yanılgıları ve yanlış anlamaları üzerinden gelişen bir anlatı örgüsü kurmaya özen gösteriyor. “Geçmiş” filminde de çizgisini korumayı başarıyor. Filmin, A Seperation’dan daha başarılı olduğu ve sinema tarihine geçebilecek final sahnesi dışında diğer üstünlüğü bence, A Seperation’daki gibi ortak milli kimlik, ortak geçmiş, zorunlu birliktelik, ülke, yasalar ve yaşamla ilgili kolayca gözardı ettiğimiz önkabullere karşılık, “Geçmiş”te birbirinden farklı psişik, etnik, yaş, tecrübe, kişilik ve sosyolojik farklılıkta karakterlerden oluşan oyuncu kadrosu arasındaki çok iyi dengelenmiş bir kimya. Ana karakterlerden biri olan Ahmet hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden ve öğrenemeden bitiririz öyküyü ama filmin her şeyi etkileyen eksen karakteri yine de o olur. Son olarak Fouad’ı oynayan çocuk oyuncu Elyes Aguis’in iyi performansından bahsetmeden geçmemek lazım.
    Not: Yazının uzunluğu için kusura bakmayın ve katkı sağlamak amacıyla yazıldığını bilmenizi isterim. Selamlar.

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: