RSS

Aylık arşivler: Mart 2014

Silsile (2013)

2004’te Polonya Ulusal Film Okulu’ndayken (LODZ) yönettiği  “Marlis” adlı kısa film ile dikkatleri üzerine çeken yönetmen Ozan Açıktan, 2010 yılına kadar daha çok reklam yönetmenliği ile tanınıyordu. 2010’da Çok Filim Hareketler Bunlar, 2012’de ise Sen Kimsin? adlı ısmarlama BKM projelerinin yönetmenliğini üstlenen Açıktan, birden “komedi filmleri yönetmeni” tanımıyla sinemaya adım attı. Bu, Açıktan’ın kısa filmlerini (özellikle de Marlis’i) izleyenler için üzücü bir durumdu, zira sanatsal ve estetik bakış açısıyla, akılda kalıcı replik yazmaktaki başarısıyla vizyon sahibi bir yönetmen olma yolunda ümit vadeden bir yeteneğe sahip olduğunu hissettiriyordu. İlk iki filmiyle daha çok zanaatkâr kimliğiyle ortaya çıksa da üçüncü filmi Silsile (2013) Açıktan’ı tanıyan ve takip eden insanları şaşırtmayan bir film olmuş.

Silsile, daha açılış sahnesiyle Avrupai bir sinemasal doku yakalayarak işe başlıyor. Fonda Dead Man Bones’un “Lose Your Soul” şarkısıyla açılan dört dakikalık sahnede Ozan Açıktan, reklam-klip estetiğini başarıyla yansıtarak mizansenler içerisinde verdiği ayrıntılı nüanslarla karakterlerin ruh hâlini ve aralarındaki ilişkiyi görsel-işitsel açıdan güçlü bir şekilde sinemasallaştırıyor. Açılış sahnesinde üç ana karakter ekseninde döneceğini zannettiğimiz hikâyeye bir anda çok fazla yan karakter dâhil olmaya başlayınca olaylar silsilesi gelişmeye başlıyor.

silsile1

Bol karakterler geçidi eksenindeki çıkmaz odaklı hikâyesiyle ve kara komediyi temel alan yapısıyla Silsile’nin zaman zaman bir Coen Kardeşler ya da Guy Ritchie filmini andırdığını söylemek mümkün. Bu benzetmelerin yanında bir Amerikan filminden çok Fransız filmlerinin marjinal üslubunu barındırdığını söylemek ise işi daha çok çıkmaza götürecektir fakat Silsile tam da bu özelliklerinden dolayı Türk Sineması’na farklı ve yenilikçi bir soluk getirmeyi başararak dikkat çekiyor. Aşk ve dostluk kavramlarının sınırlarını sorgulayan film, bir noktadan sonra alt sınıf-üst sınıf katmanları arasında dolaşarak her iki tarafın da savunmaya geçmek için kendi yollarına başvurmasıyla hikâyenin rengini değiştiriyor. Karaköy’de yaşayan alt tabaka bıçakla, kaba kuvvetle, küfürle olayı çözüme kavuşturmaya çalışırken, sosyetik ve zengin olan taraf ise tanınmışlıklarını ve bağlantılarını kullanarak olayı bertaraf etmeye çalışıyor.

Silsile’nin fragmanını izlediğinizde Nehir Erdoğan’ın bir şarkıcıyı/fahişeyi, Tardu Flordun’un pezevengi, İlker Kaleli’nin ise fahişeye âşık olan delikanlı bir genci canlandırdığını düşünüyoruz, zira hem fragman, hem de saç – kostüm çalışması böyle bir hikâye hissiyatı ve tiplemeler yaratıyor gibi gözüküyor fakat filmin sinopsisini okuduğumuzda ya da dört dakikalık açılış sahnesini izlediğimizde bu düşüncenin tamamen yanlış olduğunu fark ediyoruz. Görünenin tam tersini uygulayıp “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir” mottosu şeklinde yapılan bu ters köşe hareketinin bilinçli ya da bilinçsiz olduğu tartışılır fakat filmin geri kalanındaki olaylar silsilesinde her şeyin beklenildiği gibi sürprizsiz ilerlemesi hikâye içinde ayrı bir tezat yaratıyor. Örneğin, Amour’un (2012) güvercin sahnesini hatırlatan odadaki martı sahnesi, duygusal boyuttan ziyade İlker Kaleli’nin oynadığı karakteri evden dışarıya çıkarmak için kullanılan kara komediye yakın bir trük işlevi görüyor. Fakat filmin içerisindeki romans duygusuyla özündeki kara komedi etiketinin de pek uyumlu olmadığını söylemek gerekiyor. Ozan Açıktan, tıpkı kısa filmi Marlis’teki gibi akılda kalıcı güçlü duygusal replikler oluşturmayı başarıyor lâkin bu, bir insanın hayatta kalma çabası, statüko karşısında çaresiz bir tarafın bekleyişi gibi durumlarla karşılaştırıldığında hafif ve bazen önemsiz kalıyor.

Açıktan, Silsile’yi baştan bir aşk üçgeni / çıkmazı şeklinde tasarlasaydı muhtemelen diyalogların etkisi daha fazla olurdu fakat bu hâliyle yaralı adamın ölüp ölmeyeceğini, alt sınıf – üst sınıf ekseninde tarafların ne tür hamleler yapacağını “aşk” olgusundan daha çok merak ettiğimiz bir gerçek. Bu noktada Nehir Erdoğan ve Tardu Flordun’un ön plana çıkan düzgün oyunculuklarına karşı İlker Kaleli’nin yetersiz kalan performansına ayrı bir parantez açmak gerekiyor.  Açılış ve kapanış sahnelerindeki başarılı mizansenini filmin geri kalanında aynı yeterlilikte yansıtamayan Kaleli, filmin zaten tam oturmayan romans kısmında duyguyu en çok yansıtması gereken kişi olmasına rağmen inişleri çıkışları olmayan düz bir oyunculuk sergiliyor. Tiyatro sahnelerinde canlandırdığı başarılı performanslarından ve Kusursuzlar’dan (2013) tanıdığımız Esra Bezen Bilgin, baştan sona tutarlı bir şekilde sergilediği karakteriyle filme ayrı bir canlılık ve dinamizm katmayı başarırken, Serkan Keskin’in canlandırdığı karakter ise muhtemelen Bilgin’in karakteri kadar hesaplı yazılmadığından dolayı filmin ritmini ve akıcılığını sekteye uğratıyor.

img11

Silsile, artıları eksilerine göre daha ağır basan yenilikçi bir film olarak “Türk Sineması’nda gişe filmi yapılacaksa böyle yapılsın” dedirtmeyi başarıyor. BKM için çektiği iki komedi filmini saymazsak ilk “ciddi” filmiyle 33. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin “Ulusal Yarışma” bölümünde finale kalan Ozan Açıktan, belli ki kafasındaki projeleri çekmeye devam ederse adından daha çok söz ettirecek.

3/5

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Mart 22, 2014 in Film Kritikleri

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Fil’m Hafızası Sunar: Bu da mı Gol Değil! hosted by Banu Yelkovan & Uğur Vardan

“Filmlerin çoğu futbol maçlarına benzer. Bir genel taktik vardır. Ama topun düştüğü yer ve oyuncuların o anda bulundukları noktalar, eğer kullanabilirseniz, daha iyi oynamanızı sağlar.” Stanley Kubrick

Sinemaseverlere farklı ve alternatif bir sinema içeriği sunmak üzere faaliyet gösteren sosyal sinema platformu Fil’m Hafızası’nın gelenekselleşen Tematik Gece etkinliğinin Mart ayı teması “Spor”. Sinema ve spor tutkunlarının keyifli bir akşamda bir araya geleceği “Bu da mı Gol Değil!” etkinliği 28 Mart Cuma saat 21:00’da Salon İKSV’de gerçekleşecek.

bu da mı gol değil1

Banu Yelkovan ve Uğur Vardan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek etkinlikte spor sahalarından beyazperdeye taşınmış oyunculardan, spor coşkusunun beyazperdedeki yansımasına; teknik direktörler ve antrenörler ile yönetmenler arasındaki benzerliklerden, set arasında yapılan müsabakalara kadar birçok eğlenceli anı ve kısa filmler spor ve sinema tutkunları ile buluşacak.

“Bu da mı Gol Değil!” etkinliğinde kısa film gösterimlerinin yanı sıra sürpriz ödüllü yarışmalar ve unutulmaz soundtracklerden oluşan canlı müzik performanslarıyla eğlence gece boyu devam edecek.

Etkinliğin medya sponsorluğunu 2F Magazine, Beyogluin.com ve 10sayfa.com üstlenirken, Karaköy’ün yeni ortak çalışma ortamı Yazane geceye proje desteği sağlıyor.

Etkinlik biletleri Biletix satış kanalları ya da hizmet bedeli olmadan ana gişe İKSV’den temin edilebilir.

Bilet Fiyatları
Oturmalı: 25 TL (110 adetle sınırlıdır)
Ayakta: 15 TL

KISA FİLM SEÇKİSİ

Il Dieci (2011)

Daniel Mejía Vargas/İtalya/10’

Antonio 10 numaralı formayı giymesine rağmen futbol kampında arkadaşları tarafından bir türlü takıma alınmaz. Çocuklar günün birinde esrarengiz bir şekilde kaybolan kale direğinin ardından Antonio’nun gerçek kıymetini anlarlar. Küçükken arkadaşları tarafından mahalle maçlarına alınmayanların hikayesi.

il dieci

Bruce Lee Played Badminton Too (2011)

Corrie Chen/Avustralya/14’

Melbourne’ın banliyölerinden birinde yaşayan ve alışılmışın dışında bir genç olan Nic, eski tenis şampiyonu olan zorlu babasının baskılarına karşın dünyanın en iyi badminton oyuncusu olmayı kafasına koymuştur.

brucelee1

Cadet (2013)

Kevin Meul/Belçika/15’

13 yaşındaki hırslı atlet Steve, aynı zamanda koçu da olan babası tarafından eğitilmektedir. Katıldığı bir yarıştan önce babasının performansını güçlendirmek için ona ilaç verdiğini öğrenmesiyle her şey değişecektir.

cadet

Bir Maç Günlüğü (2013)

Deniz Özden/Türkiye/4′

Milli birlik ve beraberliğe son derece ihtiyaç duyulan bir günde, Türkiye Milli Futbol Takımı Hollanda’yla kıran kırana bir mücadele içerisindedir. Televizyonlardan naklen yayınlanan bu maçı izleyen bir grup kıraathane sakiniyse esas mücadelenin nerede olduğundan bihaberdir.

bir maç günlüğü

The Jelly Wrestler (2013)

Rebecca Thomson/Avustralya/15’

Bir zamanlar ‘Jelatin Kraliçesi’ olarak anılan Eileen’in şimdilerde eski şanından eser kalmamıştır. Jöle güreşinden uzak bir şekilde barmenlik yaparken kendini, bir anda barmenlerden Amy’yi yeni bir maç için eğitirken bulur. Bu belki de jöle dünyasındaki son şansı olacaktır ancak Eileen’in bir yandan da üstesinden gelmesi gereken bir geçmişi vardır.

the jelly wrestler

http://www.filmhafizasi.com/

 
Yorum yapın

Yazan: Mart 4, 2014 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , , , ,

86. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu

Bu yıl 86.sı düzenlenen Akademi Ödülleri sahiplerini buldu. En iyi belgesel dalı haricinde hiçbir sürprizin yaşanmadığı gecede beklenildiği gibi en iyi film ödülü 12 Years a Slave’in olurken, yine beklenildiği gibi geceden en çok ödülle ayrılan film Gravity oldu. Geceye asıl damgasını vuran olay ise sucunu Ellen DeGeneres’in ünlü oyuncularla beraber çektirdiği selfie fotoğraf oldu. Twitter’dan paylaşılan fotoğraf 4 milyondan fazla retweet alarak  rekor kırdı.

oscar selfie

En İyi Film: 12 Years a Slave

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron (Gravity)

En İyi Erkek Oyuncu: Matthew McConaughey (Dallas Buyers Club)

En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett (Blue Jasmine)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Jared Leto (Dallas Buyers Club)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Lupita Nyong’o (12 Years a Slave)

En İyi Özgün Senaryo: Spike Jonze (Her)

En İyi Uyarlama Senaryo: John Ridley (12 Years a Slave)

En İyi Kurgu: Alfonso Cuaron, Mark Sanger (Gravity)

En İyi Sinematografi: Emmanuel Lubezki (Gravity)

En İyi Yapım Tasarımı: Catherine Martin – Beverly Dunn (The Great Gatsby)

En İyi Kostüm Tasarımı: Catherine Martin (The Great Gatsby)

En İyi Özgün Müzik: Steven Price (Gravity)

En İyi Şarkı: Let It Go (Frozen)

En İyi Makyaj ve Saç: Adruitha Lee, Robin Mathews (Dallas Buyers Club)

En İyi Ses Kurgusu: Gravity

En İyi Ses Miksajı: Gravity

En İyi Görsel Efekt: Gravity

En İyi Yabancı Film: La Grande Bellezza

En İyi Belgesel: 20 Feet from Stardom

En İyi Animasyon: Frozen

En İyi Kısa Film: Helium

En İyi Kısa Animasyon: Mr. Hublot

En İyi Kısa Belgesel: The Lady in Number 6: Music Saved My Life

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: Mart 4, 2014 in 2012

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,