RSS

87. Oscar Ödülleri Tahminleri

21 Şub

87. Oscar Ödülleri yarın gece açıklanacak. Geleneksel ödül tahminlerimi önce kim alır şeklinde, yüzdeleriyle ve yorumlarıyla beraber sıraladım. Daha sonra ise kim almalı şeklinde kendi kişisel favorilerimi listeledim. Keyifli okumalar.

oscarkrer

En İyi Film:

Boyhood: 1 senedir her ay ayrı bir Boyhood zaferi görmekten çoğumuza gına geldiği doğrudur. Oscar’da da durumun değişeceğini zannetmiyorum. Birdman’a karşı hemen hemen her ödül töreninde üstünlük sağladı. Akademi’nin “12 yıl” damarı tutacak ve yüksek ihtimal Boyhood kazanacaktır. (Şansı %75)

Birdman: Son anda Yapımcılar ve Yönetmenler Birliği’nden gördüğü desteğe rağmen Amerika’da herhangi bir yerde doğru düzgün Boyhood’a karşı üstünlük sağlayabilmiş değil. Akademi için fazla yenilikçi bir tercih olur, zira Birdman aslında bir Oscar filmi değil. Fakat bir ters köşe yapma ihtimali de göz önünde bulundurulmalı. (Şansı %25)

The Grand Budapest Hotel: Lay lay lom eğlencelik filmler ne zaman en iyi filmi kazanmış ki?

The Imitation Game: Bir zamanlar favori gözüküyordu göya ama artık şansı yok.

The Theory of Everything: Hiç şansı yok. Rüyasında belki görür.

Selma: Sadece film ve şarkı adayı olup da nasıl şansı olsun?

Whiplash: Öyle bir dünya yok.

American Sniper: Akademi, milliyetçilik damarı vs. acaba diye düşünenler olsa da şansı yok.

En İyi Yönetmen:

Richard Linklater (Boyhood): Film içinde hiçbir yönetmenlik dokunuşu olmamasına rağmen film dışında gerçekleşen “12 yılda çektim” büyüsünün tüm dünyayı esiri altına almasıyla bir adım önde olarak favori. Ama Inarritu’yla bir rekabet içerisinde. (Şansı %60)

Alejandro Gonzalez Inarritu (Birdman): Yönetmenler birliği ödülünü kazanmasına rağmen, filmin her saniyesindeki üstün emeğiyle hak etmesine rağmen 12 yıl damarı Inarritu’yu yakabilir. Akademi şaşaalı yönetmenlikleri sever. Bu yüzden şansı elbet var. Kazanabilir de. Favorinin en büyük plasesi. (Şansı %40)

Wes Anderson (The Grand Budapest Hotel): Akademi’den birkaç kişi belki öne çıkarabilir ama kıyasıya rekabette üçüncü adam konumunda. Pek şansı yok.

Morten Tyldum (The Imitation Game): Hiç ama hiç şansı yok.

Bennett Miller (Foxcatcher): Cannes’da en iyi yönetmeni kazanmasına ve adaylar içerisinde Inarritu’dan sonra en iyi yönetmenliği sergilemesine rağmen maalesef şansı yok.

En İyi Erkek Oyuncu:

Eddie Redmayne (The Theory of Everything): Oscar ödüllü performans tanımına bu kadar uyan bir oyun olamazdı herhalde. Akademi’nin istediği her şey var. Hastalıktan, fiziksel değişime vs. Yaşının genç olması ve rakibinin Keaton olması bazı kişilerde soru işareti yaratıyor ama aynı Akademi daha geçen yıl bunun 1000’de 1’ini sergileyemeyen Lupita Nyongo’o ya ilk oyunculuğuyla Oscar vermedi mi? 2008’deki Mickey Rourke – Sean Penn çekişmesinin Sean Penn’i olacak gibi. (Şansı %70)

Michael Keaton (Birdman): Yaşını başını almış, ilk defa Oscar’a aday gösterilmiş, çok da iyi oynanmış ve herkes tarafından sevilen bir performans. Gel gelelim ki rakibi Eddie Redmayne. Mickey Rourke’u da herkes favori görüyor ve kazanmasını istiyordu lakin karşısında tipik Oscar kompozisyonuyla Sean Penn vardı. Keaton da Rourke olarak kalacak gibi ama şansı var tabii. (Şansı %30)

Benedict Cumberbatch (The Imitation Game): Törene hiç şansı olmadığını bilerek gidip kazananı alkışlamaya odaklanmıştır bile.

Bradley Cooper (American Sniper): Üç yıl üst üste aday olmak bile kendisini mutlu etmeye yetiyordur. Seneye de aday olur, bir de kazanırsa Marlon Brando’nun rekoruna ortak olacak. Varsın şansı olmasın ne olmuş yani?

Steve Carell (Foxcatcher): Biraz daha bol mimikli, Daniel Day-Lewis tarzı bir performans sergilese ve Steve Carell oluşu bazı insanlarda önyargı bırakmasa net favori olabilirdi. Ama şansı yok artık.

En İyi Kadın Oyuncu:

Julianne Moore (Still Alice): Alzheimer’lı anne. Tipik Oscar performansı. %100 kazanacağını kendisi de biliyor. Kazanınca çıkıp beklemiyormuş, heyecanlanmış gibi yapacak. Ondan iyisi yok (Şansı %100)

Rosamund Pike (Gone Girl): Harika bir vamp kadın performansı olmasına ve hak etmesine rağmen Moore’dan dolayı hiç şansı kalmadı üzülerek.

Felicity Jones (The Theory of Everything): Niye aday oldum ben acaba diye sorguluyor mudur kendisini zaman zaman diye düşünüyorum.

Marion Cotillard (Two Days, One Night): İkinci bir “La Mome” vakası yaratamayacağını kendisi de biliyor. üstelik bu seferki performansı iyi de değil.

Reese Witherspoon (Wild): Ödül alanı alkışlar işte, Walk the Line yıllarına selam çakar vs.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:

J.K. Simmons (Whiplash): En az Heath Ledger’ın The Dark Knight senesi kadar net bir şekilde kazanacağını biliyor. Yardımcı erkek performansı olmasına rağmen herkes başrol olarak biliyor artık. Öyle yoruma can kurban o zaman. (Şansı %100)

Edward Norton (Birdman): Fight Club’tan beri ilk defa harika bir performans sergilemiş olmasına rağmen maalesef törende Simmons’u alkışlayıp etrafa gülücükler saçmak zorunda kalacak. Napalım, kader utansın be Norton!

Mark Ruffalo (Foxcatcher): Geldiği gibi gidecek işte. Ne diyeyim ki?

Ethan Hawke (Boyhood): Aday olmasının tek sebebinin 12 yıllık çekim süresince ölmemesi olduğunu kendisi de biliyor mu acaba?

Robert Duvall (The Judge): Usta Duvall yine döktürmüş, güzel oynamış, herkes önünde tören gecesi gömleğini ilikleyecek falan ama maalesef amcam, Simmons’u alkışlamak zorundasın. Tommy Lee Jones gibi somurtup küser mi acaba?

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:

Patricia Arquette (Boyhood): Basbayağı vasat bir performansla Oscar’ın net favorisi olmak nasıl bir duygu kendisine sormalı. Kazanacağını biliyor, herkes de alkışlayacak ama hak etmiyorsun be Patricia ablam. (Şansı %100)

Keira Knightley (The Imitation Game): Niye aday oldun? Neden aday oldun? Performansını Oscar’lık buluyor musun? Şimdi sen şansının olduğunu falan da düşünüyorsundur? Hadi canım! Valla mı?

Emma Stone (Birdman): Oscarlık tek monologu Keaton’a saydırdığı sahne olsa da sırf bakışlarıyla bile gözlerinden alev saçıyordu resmen. Güzelliği de cabası. Bence sen almalıydın be Emma ama ne yapalım ileride bir gün mutlaka.

Meryl Streep (Into the Woods): Meryl teyze ver elini öpeyim. Valla sen adaylık rekoru kırmaktan bıkmadın, çoğu kişi bıktı seni görmekten, ama ben bıkmadım. Valla. Senin gibisi yok. Adaylıklar sana kurban olsun. Arquette’yi alkışlamasan ne güzel olur ama!

Laura Dern (Wild): Adaylığı için şaşkınlıklar içerisindeyim. Hala hazmetmeye çalışıyorum.

En İyi Orijinal Senaryo:

The Grand Budapest Hotel: Film ödülünde ne kadar şansı yoksa senaryo ödülünde tam tersi bolca şansı mevcut. Favori hatta. (Şansı %60)

Birdman: Fişek gibi işleyen bir senaryosu olmasına rağmen bazıları çıkmış “Yeni bir şey değil ki anlattığı” vs. diyor. İşte böyle düşünenler yüzünden şansı da düşüyor. Ne edelim be! (Şansı %30)

Nightcrawler: Bence adaylar içindeki en özgün senaryo. İleride 21. yüzyılın Network’ü, Gyllenhaal’ın karakteri de Travis Bickle’ı vs. gibi anılacak, tüm sinema televizyon fakültelerinde derslerde gösterilecek senaryosu vs. Belki bir sürpriz yapar mı? Bir umut (Şansı %10)

Boyhood: Yok artık! O kadar da uzun boylu değil.

Foxcatcher: Harika bir senaryo ama kıymeti bilinmez, adı bile geçmez, Akademi’nin senaryodan anladığı bu değil vs. Şansı sıfır.

En İyi Uyarlama Senaryo:

The Imitation Game: “Dünyanın Turing’ten özür filmi” diye yedirmeye çalıştılar ama gayet de muhafazakar kodlu, kesinlikle özür dilemeyen!, ama Akademi amcalarımızın “Tamam ya dilemiş işte daha ne kadar dilesin, yeterli, bas ödülü bas” diyeceği bir film çıktı karşımıza. (Şansı %100)

The Theory of Everything: Sen koskoca Hawking’in buluşlarını 30 saniye göster, karısıyla ilişkilerini de bize uzun uzun anlat. Sonra b ir de senaryo ödülü bekle. Ayıp ediyorsun. Gerçekten.

Whiplash: Şansı olduğunu düşünenler var ama Whiplash senaryo filmi değil, bir senfoni. Kurgu, film, yönetmenlik vs. Senaryo değil. Bak, bir daha söyleyeyim mi?

American Sniper: Biliyorum “Acaba” diye düşündüğünüzü duyar gibiyim ama ı ıh. Vermezler. Turing’ten özür dileyecekler daha göya, milliyetçilik daha sonraki mevzu.

Inherent Vice: 21. yüzyılın Stanley Kubrick’i olarak gördüğüm Paul Thomas Anderson’un tek sevmediğim filmi olması ne üzücüdür. Hala şoku atlatmaya çalışıyorum.

En İyi Sinematografi:

Emmanuel Lubezki (Birdman): Lubezki bu dünyanın en iyi görüntü sihirbazı olabilir. Normal şartlarda Birdman ile %1500 ödülü kazanması lazım. Lakin, geçen yıl Gravity ile ilk Oscar’ını aldı. Onun öncesinde Children of Men ve The Tree of Life gibi sinematografik zirvelerle sektör ödüllerini alsa da Akademi “vermiyorum” demişti. Lubezki’ye karşı bir “Anti Paul Thomas Anderson”cılıkları olduğunu düşünüyorum. Gravity, kıvıramayacakları bir sinematografiydi. Keza Birdman de öyle ama “Biz tek plan değil de cafcaflı görüntü seviyoruz” diyip Budapest Hotel’i seçerek şok etme ihtimalleri küçük de olsa mevcut. (Şansı %80)

Robert D. Yeoman (The Grand Budapest Hotel): Akademi’nin Lubezki’ye karşı olan tavrı sürpriz yapıp yapamayacağını belirleyecek. (şansı %20)

Dick Pope (Mr. Turner): Harikulade bir sinematografi ama şansı yok sanki.

Roger Deakins (Unbroken): Usta yoruldu artık ya 8965. adaylığını alıp Oscar alamamaktan. Ama usta sen de her yıl en güçlü rakibinden daha iyi bir sinematografi koyamıyorsun ortaya napsınlar. Üstelik Unbroken senin filmografinde alt sıralara oynar.

Lukasz Zal (Ida): Öyle görüntüleri yamuk yumuk kadrajlamayla tamam bir göz zevki yaratıyorsunuz ama haddinizi bilin. Ne Oscar’ı canım!

En İyi Kurgu:

Sandra Adair (Boyhood): 165 dakikalık gayet dümdüz bir kurgu hayal edin. Ortalama, işini bilen, düzgün her kurgucunun montajlayabileceği gayet sıradan planlar bütünü. Böyle bir şey nasıl kurguda Oscar’a aday ihtimali bile geçmeyecekken net favori olabiliyor? Ee 12 yıllık planları kurguladı kardeşim aaa. Bak bu 5 sene önceki bir görüntü, heh bunu geçen yılki görüntünün arkasına bağladım. Gördün mü montajı. Ver bakayım Oscar’ı. İşte bu kadar sevimsiz şeyler. (Şansı %60)

Tom Cross (Whiplash): Resmen senfoniye dönüşen bir kurgu. Kesmeler, kan, davul, ağız, tükürük, surat, müzik, hız, açı, karşı, yakın plan, genel plan. Full Metal Jacket’ı da hafiften anımsatmadın değil hani. Şansın var. iyisin. (Şansı %30)

Barney Pilling (The Grand Budapest Hotel): Ufaktan bir sürprizin sürprizi şansın da yok değil hani (Şansı %10)

William Goldenberg (The Imitation Game): N’oldu sıkıldın mı?

Joel Cox (American Sniper): Başka sefere.

En İyi Animasyon:

How to Train Your Dragon 2: Lego Movie mi, Ejderha mı derken koskoca Lego Movie’yi aday bile yapmayıp herkesi şok ettiklerinden sonra kaldı mı geriye tek favori? 40 eder ve Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2, Oscar’ın favorisidir. (%90)

Big Hero 6: Çok ufak bir sürpriz ihtimali diyelim mi? Hadi diyelim, hadi hayatının bir dönemi mutlu olsunlar (%10)

The Tale of the Princess Kaguya: Açık ara en hayranlık uyandırıcı animasyon adaylar içinde. Akademi böyle bir şeyi ödüllendirir mi? Kesinlikle hayır. Peki neden? Yorum yapmayacağım. Sakinim.

The Boxtrolls: Çok farklı ve emek isteyen bir animasyon tekniği ama şansınız yok be gülüm.

Song of the Sea: Sen sus. Lego Movie’nin hakkını yediğin için seni kaale almayacağım. Hayır çapın ne anlamıyorum ki?

En İyi Yabancı Film:

Ida: Bir bitmedi gitti şu Ida şakşakçılığı. Yahu koskoca Kış Uykusu ve Force Majeure gibi iki başyapıt aday olamasın, Ida her ödülün en büyük favorisi olsun. Valla bazen insanları anlamak güç. Aslında %100 kazanacak diye görüyordum ama Altın Küre’de beklenmedik bir şok yaşadılar. Hadi en fazla 80’e düşsün şansı. Yine kazanacak ki? (Şansı %80)

Leviathan: Ida’yla karşılaştığı her çekişmeyi kaybetmişti, taa ki Altın Küre’yi sürpriz şekilde kazanana kadar. Hak ediyor mu evet? Adaylar arasındaki en iyi film mi? Evet. Kazanma şansı? Şimdi diyorlar ki, film Rusya’yı bir güzel eleştiriyor ya, he, bizim Amerikalı amcalar bundan hoşnutluk duyabilirlermiş. O yüzden şansı varmış. Hadi biraz olsun bakalım. Verdim 20. Daha fazla mı? Kaşınıyorsun ama. Yine de keşke. (Şansı %20)

Wild Tales: 2009’da Un Prophete ve Das Weisse Band arası çekişmeden Arjantin filmi El Secreto de Sus Ojos bir sürpriz yaparak herkesi yamultmuştu. Wild Tales de Arjantin filmi. Niye olmasın mı diyorsunuz, sürpriz falan? Ida manyaklığı diyorum size. Bu sefer olmaz.

Tangerines: Taa Gürcistan’dan çıkmış gelmiş bir film de, bu kadar mı Oscar kokar kardeşim. Bu kadar mı formülize olur bir film? Hadi oldun, adaylık da aldın. Ama şöyle azıcık ucundan gram şansın yok biliyorsun değil mi?

Timbuktu: Charlie Hebdo saldırısı nedeniyle geçen gece Cesar Ödülleri’nde estin gürledin. Ama orası Fransa, burası Amerika. Onu ne yapacağız şimdi? Sen çok vasat bir filmsin. Vasat. Kış Uykusu sana 1000 basar. Hadi yürü git.

En İyi Prodüksiyon Tasarımı:

The Grand Budapest Hotel: Fersah fersah garanti. Ve hakkı da. İnanmıyorsanız size şöyle bir şey söyleyeyim. Filmdeki o otelin gerçek bir otel olduğuna inananlar var. Ne oldu suratınız buruştu? Yoksa siz de mi gerçek olduğuna inanıyordunuz? İnternetten araştırdınız değil mi hatta? Püüü, yazıklar olsun. E yani film ne kadar inandırmış hak etmiş prodüksiyon tasarımını anla o zaman. (Şansı %100)

Into the Woods: Öyle masalları birleştirmeyle, ağaçların içinde gezinmeyle olmuyor bu işler maalesef.

Interstellar: Yani kazansa hiçbir itirazım olmaz, o nasıl bir harikulade bir prodüksiyon tasarımıdır ama Akademi filmi zaten sevmiyor ve sevdiği tarz da Budapest Hotel tarzı. Maalesef şansımız yok Nolan. Ama ileride bu film 21. yüzyılın 2001: A Space Odyysey’i olarak anıldığında göstereceğiz gününü herkese.

The Imitation Game: Yok. Şansın yok. Vallahi yok.

Mr. Turner: Dönem inanılmaz tasarlanmıştı yalnız. Bildiğin Turner zamanında yaşadım falan. Hele o sergi sahneleri. Dehşetengiz. Ama. İşte. Mike Leigh filmi olunca olmuyor pek şans.

En İyi Kostüm Tasarımı:

The Grand Budapest Hotel: Şıkır şıkır renkteki capcanlı elbiseleriyle alacak elbet. Yalnız aynısını biz dönem filmlerimizde yapınca “Şunları bir eskitin yahu” demesini biliyorsunuz, buna niye… (Susturdular) (Şansı %75)

Mr. Turner: Jacqueline Durran kim bilir misiniz? Bu işin uzmanı. Bir araştırın bakalım. Favorinin plasesi ama bence asıl hak eden. (Şansı %25)

Into the Woods: Sana alışamıyorum bir türlü konuşmayalım.

Maleficent: Angelina’nın ve Sharlto’nun kostümleri hala aklımda. Valla fiyakalı elbiselerdi. ama zannetmiyorum ya sürpriz olsun. Olmaz herhalde.

Inherent Vice: Dönemsel olarak çekici, cool vs. gelmiş olabilir elbiseler ama hiç Akademi’nin tarzı olduğunu zannetmiyorum.

En İyi Saç ve Makyaj:

The Grand Budapest Hotel: Alır, alır, makyajı da alır, saçı da alır. Allah can sağlığı versin. (Göndermemi çaktınız umarım!) (Şansı %70)

Foxcatcher: Böyle bir makyaj yok Ama kesin Akademi filmi soğuk bulduğu gibi makyajı da soğuk bulacaktır. Gerçi geçen yıl Dallas Buyers Club aldı makyajı blockbusterlar karşısında. gene böyle bir şey olabilir. Ucundan şansı var canım, ama favori olmalıydı! (Şansı %10)

Guardians of the Galaxy: Zannetmiyorum aslında ama Akademi bu belli olmaz. Bu filmi haddinden fazla abarttıkları gibi “Al makyaj senindir” de diyebilirler. (Şansı %20)

En İyi Orijinal Müzik:

Johann Johansson (The Theory of Everything): Altın Küre’de kazandı. Müzikleri hem duygusal, hem dönemin ruhuna uygun. İzlandalı bir de besteci. Güzel, farklı. Akademi de sever bu tarz müzikleri. Alır ya, neden almasın. Favori. (Şansı %60)

Alexandre Desplat (The Grand Budapest Hotel): Böyle iki filmle birden aday olan besteciler genelde büyük bir egoyla gelip, fena bir hüsranla ayrılıyorlar hep. Bilinçli yaptıklarını düşünüyorum bazen. Desplat’ın iddiası var aslında ama bilemedim. Kazanabilir, kazanamaz diye bir şey yok ama işte. (Şansı %20)

Hans Zimmer (Interstellar): Hala her bir tınısı, melodisi tek tek aklımda. O kadar dahiyane, etkileyici müzikler ki her biri. Zimmer’ın aştığı besteler resmen. Ama şu Akademi’nin kahrolası “Anti Interstellar”cı tavrı muhakkak etkilenmemiştir yine. Zimmer olduğu için çok küçük bir şans verelim bakalım. Ama en iyisi he aralarında açık ara! (Şansı %10)

Alexandre Desplat (The Imitation Game): Biraz da Desplat’a buradan hisse verelim (Şansı %10)

Gary Yershon (Mr. Turner): Hiç şansı yok. Hiç. Hiç. Hiç.

En İyi Orijinal Şarkı:

Selma: Neredeyse “milli marş” gibi bir şey yahu bu şarkı. O kadar kesin ki. (Şansı %100)

The Lego Movie: Şansı yok.

Beyond the Lights: Senin de yok.

Begin Again: Senin hiç yok.

Glen Capmbell… I’ll Be Me: Sen kimsin? Çık dışarı. Çık.

En İyi Görsel Efekt:

Interstellar: Yani Gravity’i geçen yıl bu dalda nasıl %1500 favori gördüyseniz Interstellar’ı da bu konuda öyle görmek zorundasınız. Ama gel gelelim katılmayanlar var. Şaka gibi. Anlayamayacağım bu Interstellar antipatisini. Favori yine de ama ben Akademi’ye hiç güvenmiyorum. Şuraya bak. Interstellar’ın bahsini en iyi filmde, Nolan’ın bahsini yönetmenlikte tartışıyor olacak iken, gelmiş burada görsel efekt konuşuyoruz. Ee onu da verin artık insaf ya! (Şansı %70)

Guardians of the Galaxy: Interstellar’a antipati oluşturan kişiler topluluğu evet bu filmi çok sevdi. Gerçekten. Kulaklarınıza inanamadığınızı biliyorum ama kahrolası gerçekler. Valla şansı da var. Hiç belli olmaz yani. (şansı %20)

Dawn of the Planet of the Apes: Maymun şansı diyerek bir 10 verelim bakalım (Şansı %10)

Captain America: Winter Soldier: Sevmiyorum seni Kaptan.

X-Men Days of Future Past: “Geçmiş Günler Gelecek” ne güzel isim değil mi ya? Efektinize demedim isme dedim. Tamam. Sustum.

En İyi Belgesel:

Citizenfour: “Citizen” dendiği adın “Citizenfouuuur” diye galeyana gelip dünyanın en iyi belgeseli ilan edecek insanlar oluştu. O derece popüler ve bayılıyorlar artık bu belgesele. Her şeyin favorisi. Tamam kazanacaksınız Oscar’ı orası kesin ama “Citizennnn Kaneeee” Ters köşe yaptım. Kaçıyorum. (Şansı %100)

Finding Vivien Maier: Methini duyduk ama şansın yok bence.

Virunga: Sen kimsin? Daha önce tanışmış mıydık?

The Salt of the Earth: Bir Wim Wenders belgeselinin Oscar’a aday olması şaşkınlık. Bir Wim Wenders belgeselinin Oscar kazanması ise bu gezegen dahilinde olası değil.

Last Days in Vietnam: Vietnam falan şekil gözüküyor, şansı da vardır dedirtiyor ama rakibin Citizenfour. Hiç heveslenme.

87. Oscar Ödülleri – Kim Almalı?

En İyi Film: Birdman

En İyi Yönetmen: Alejandro Gonzalez Inarritu (Birdman)

En İyi Erkek Oyuncu: Eddie Redmayne (The Theory of Everything)

En İyi Kadın Oyuncu: Rosamund Pike (Gone Girl)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: J. K. Simmons (Whiplash)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Emma Stone (Birdman)

En İyi Özgün Senaryo: Nightcrawler

En İyi Uyarlama Senaryo: American Sniper

En İyi Sinematografi: Emmanuel Lubezki (Birdman)

En İyi Kurgu: Whiplash

En İyi Müzik: Hans Zimmer (Interstellar)

En İyi Görsel Efekt: Interstellar

En İyi Sanat Yönetimi: The Grand Budapest Hotel

En İyi Kostüm Tasarımı: Mr. Turner

En İyi Saç ve Makyaj: Foxcatcher

En İyi Animasyon: The Tale of the Princess Kaguya

En İyi Yabancı Dilde Film: Leviathan

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Şubat 21, 2015 in Özel Dosyalar

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: