The Theory of Everything

Man on Wire (2008) ve Project Nim (2011) gibi ödüllü belgeselleriyle bilinen, 2012’de ise pek de konuşulmayan Shadow Dancer filmine imza atan İngiliz yönetmen James Marsh’ın yönettiği The Theory of Everything, geçen ay 87. Oscar ödüllerinden “En İyi Erkek Oyuncu” ödülüyle ayrılmıştı. İngiliz fizikçi, evrenbilimci ve teorisyen Stephen Hawking’in hayatını anlatacak bir biyografi filmi mutlaka ödül sezonlarında karşılığını bulacaktı, nitekim düşünüldüğü gibi de oldu. Peki, film Hawking’in yaşamını ne derece ve nasıl ele alıyor?

The Theory of Everything’in senaryosu  Jane Hawking’in “Travelling to Infinity: My Life with Stephen” adlı kitabından uyarlama. Dolayısıyla odak noktası Stephen Hawking olan bir filmle değil, Jane Hawking’in bakış açısı ve anılarıyla ilerleyen bir filmle karşı karşıyayız. Filmin en çok eleştirilen yönlerinden biri Hawking gibi bir dehanın buluşlarını, fikirlerini kısa süreli sahnelerle geçiştirip, Jane Hawking ile olan aşk ve evlilik ilişkisine daha çok odaklandığı yönündeydi. Jane Hawking’in kitabından uyarlanan bir senaryo olduğu için bu konuda en fazla “Keşke tamamen Stephen Hawking’in dehası, buluşları, fikirleri, genel olarak hayatı üzerine bir film olsaydı” diye sitem edebiliriz fakat elimizdeki malzemenin bu kadar olduğunu uyarlanan kitaptan dolayı kabul etmek gerekiyor. Buna rağmen fiziksel engellilik, koltuğa bağlı kalma, yüz kaslarının etkisiz hale gelmesi gibi durumlarıyla The Diving Bell and the Butterfly (2007) ile akrabalık kuran film, bir dehanın biyografik hikayesi ekseninde akıllara elbet A Beautiful Mind (2001)’ı getiriyor.

stephenhawkingbio

Fransız görüntü yönetmeni Benoit Delhomme’nin filme kattığı görsel estetik aslında birçok biyografik filme kıyasla oldukça doyurucu. Misal, bu yılki rakipleri The Imitation Game’e ya da Selma’ya göre sinematografik olarak daha çekici bir film olduğunu söyleyebiliriz. Finale doğru gerçekleşen Johann Johansson müzikleri etkili “başa sarma” sekansının da hafızalarda rahatça yer edeceği aşikar. Özellikle İzlandalı besteci Johann Johansson’un Altın Küre’yi kazanan duygusal notaları oldukça akılda kalıcı ve etkileyici. Lakin, The Theory of Everything her şeyden çok “Hawking’in hayatını başarılı bir şekilde gözler önüne seren bir film” olarak değil “Eddie Redmayne’nin Oscar projesi” olarak anılacaktır. Redmayne’nin adeta Hawking’in ta kendisi olup fiziksel açıdan girdiği dönüşüm ve bunu vücut diline uygulamaktaki başarısı filmin başarısının çok çok üstünde.

marry photo

Stephen Hawking, 2004 yapımı “Hawking” adlı bir Tv filminde Benedict Cumberbatch tarafından canlandırılmıştı. Bundan çoğu kişinin haberi dahi olmamasının sebebi Tv filmi olması gibi gözükse de aslında Cumberbatch’ın “budur” denilecek performansı sergileyememesi olarak da düşünülebilir, zira bu tarz önemli kişiliklerin hakkıyla canlandırıldığı performanslar her zaman “unutulmaz” olarak bir köşeye yazılır. Eddie Redmayne ise tam da böyle en üst seviyede bir performansa imza atarak, bundan sonra çekilecek herhangi bir Hawking filminde “aşılması güç bir doruk noktası” olarak gösterilecektir. Hala hayatta olan gerçek Stephen Hawking’in ise Eddie Redmayne’in performansını çok beğendiğini ve aynı kendisine benzediğini söylemesi de bunu doğrular nitelikte. Felicity Jones’un performansı ise elbet Redmayne’e kıyasla çok daha standart ve düz kalıyor. Pek de Oscar adaylığı gerektirecek güçte bir performans sergilediğini söyleyemeyiz, çoğu başarılı oyuncunun rahatlıkla üstesinden kalkabileceği, hatta daha fazla şeyler katabileceği bir rol neticede.

3 / 5

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s