RSS

“Spotlight” Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler

20 Oca

SpotlightTIFF2015

Murat Karakuş: Spotlight, bıçak sırtı bir konunun yanlış yönetmen/senarist elinde harcanmış hali. Oscar balonu değil fakat kalıcı olma ihtimali düşük. Filmin sarkmaması adına aralara gerekli esler dahi serpiştirilmemiş. Güçlü performanslara rağmen karakterler ile bağ kurulamıyor. Aaron Sorkin-Eric Roth ayarında bir senarist ve türe hakim bir yönetmen böyle bir malzemeyi başyapıta çevirirmiş. Yazık olmuş.

Batu Anadolu: Spotlight gazetecilik mesleğine, etiğine ve kurumlar arası ilişkilere odaklanma konusunda oldukça başarılı. Ele aldığı konunun ağırlığına karşın gösterişsiz bir yönetmenliğe ve oldukça iyi oyuncu performanslarına sahip. Gazeteciliğin şövalyelik mesleği olduğuna dair özlemi yer yer gereksiz sahne tercihleriyle bulandırması rahatsız edici. Yine de haber kuramlarından kitle iletişim teorilerine dek atıfta bulunan örneklemiyle ders niteliğinde bir film.

Halil İbrahim Sağlam: Bir filmin hikayesine ya da diyaloglarına tav olmanın o filmi “iyi bir film” yapması inancı maalesef bazı filmleri şişirmeye devam ediyor. Spotlight’ın tek iyi tarafı ele aldığı mesele. Senaryosu da yer yer güçlü fakat bir Aaron Sorkin yazsaydı nerelere gelirdi dedirtmiyor değil. Yönetmenlik ve sinematografi üçüncü sınıf Tv filminden hallice. Film boyunca keşke başkası yazsa, başkası yönetse, başkası çekse, başkaları oynasa diyip duruyorsunuz. Hiçbir sinema duygusu yok. Bir Tv filmi olarak da izleyebilirdik bu hikayeyi, ki zaten bu bir Tv filmi. Sinema bu değil. Filmin sade ve sıradan tavrına uyarak oldukça iddiasız oynayan oyuncu kadrosu içinde, ağzını yüzünü yamultarak, her kelimeyi çiğneyerek “Oscar istiyorum ben” edasıyla öne çıkmaya çabalayan Mark Ruffalo ise filme nasıl bir zarar verdiğinin farkında değil sanırım.

Burak Göral: Bazı filmleri yumruklarınızı sıka sıka izlersiniz… Bu dünyada sizi “insanlık”tan nefret ettiren tonlarca gerçek hikayeden sadece bir tanesini anlatıyordur.. Haftaya vizyona girecek olan Oscar adayı “Spotlight” da yine yumruğunuzu sıkarak izlediğiniz o filmlerden biri… Sanki “The Club”ın paralelinde ilerliyor, çocuk tacizcisi rahipleri ve onları koruyan kiliseyi ve görmezden gelmeye alıştırıldığımız sistemi haber yapmaya çalışan gazetecileri anlatıyor. Çok iyi yazılmış, dengeli senaryosuyla seyircisini sarsıyor… Sanki “The Club”ın tacizci rahiplerini “Spotlight”taki araştırmacı gazeteciler ifşa etmişler gibi. Özgür ve bağımsız medyaya neden çok ihtiyacımız olduğunu da daha çok anlayacaksınız.

Güzin Tekeş: Gerçek gazeteciliğin nası bir şey olduğunu unuttuğumuz şu günlerde Spotlight adeta yol haritası çiziyor..Spotlight’ın güçlü bir senaryosu var, işlediği konu da çok hassas, yine de karşısında Mad Max ve Revenant gibi filmler varken Oscar alamaz..

Kerem Akça: Spotlight’a tapan Amerikalı eleştirmenleri bir odaya kilitleyip, ses bandını kapatarak filmi 2-3 kere üst üste izlettirmek paklar. Böylece filme değil diyaloglara, sinema sanatının büyüsüne değil cümlelerin etkileyiciliğine vurulduklarını eziyet çekerek idrak edebilirler.

Kerem Sanatel: Sağlam bir makale gibi sadece meseleye odaklanıyor, çarpıtmasız, kahramansız, süslemesiz, Spotlight’ı görün.

Müjde Işıl: Spotlight’ın neyi yapamadığını net olarak görmek için The Club’ı izlemek yeterli.İkincisi sinema, birinci ise konuşan insan kareleri toplamı.

Murat Özer: “Spotlight” + “Deliver Us from Evil” (2006) = Bizde yapıl(a)mayan gazetecilik + “fetva”…

Onur Kırşavoğlu: Spotlight meselesini çok iyi aktaran, baskısını hissettirip sizi icine alan minimal bir harika. Oyunculuk performanslari da tuz biber.

Serkan Çellik: Hayatında 5 film izlemiş birine kamera versen Spotlight’ı böyle çekerdi. Bir de en iyi yönetmen Oscar adaylığı vermişler. Ayıptır be. Senaryo çok iyi, Mark Ruffalo çok kötü. İzle-unut benim için.

Banu Bozdemir: Spotlight.Araştırmacı gazetecilik başarısıyla dönen dolapların açığa çıktığı film etkileyici!Ama şaşırtmıyor din ve çocuk istismarı!Ne yazık.

Seçil Toprak: Spotlight iyi hikâye ama o kadar gibi. Vasat yönetmenlik filmi tv filminden hallice yapmış. McCarthy düzgün hikâye anlatan bir adam ok. Örneğin The Visitor filmi çok iyiydi, basit ve etkileyici şekilde anlatmıştı derdini. Ancak Spotlight başka türlü olmalıydı, çarpıcı değil. Öykü çok iyi, sinema vasat. Potansiyeli olan öykünün heder olması gibi bir şey Spotlight.

Tanju Baran: Spotlight; güçlü bir ağıt, sert bir tokat, kapanmaması gereken yaraya dökülen tuzdur. Makamı düz diye eleştirilemez.

Utku Ögetürk: Spotlight gazetecilerin bir bir yargılandığı, “basın özgürlüğü”nün sadece sözde kaldığı şu günlerde pek kıymetli.

Mert Tanöz: Spotlight bir Truth veya bir The Big Short temposunda olmamasına rağmen oldukça akıcı. Fakat gazete(cilik)den yeterince bahsetmiyor. Konusu ve özellikle de yönetmenliği iyi, ancak “En İyi Film” Oscar’ı için yeterliliği tartışılır. Olayın beyazperdeye hayli geç taşındığını da söylemek gerekli. Bunca yıl neredeydiniz, diye sormazlar mı adama?

Tuğçe Madayanti Dizici: Spotlight, İslam dini ile bu kadar uğraşılan bir dönem için önemli bir film ama senenin en iyisi değil (7.5/10)

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 20, 2016 in 2012, Haberler

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: