88. Oscar Ödülleri Tahminleri

88 . Oscar Ödülleri yarın gece açıklanacak. Geleneksel ödül tahminlerimi önce kim alır şeklinde, yüzdeleriyle ve yorumlarıyla beraber sıraladım. Daha sonra ise kim almalı şeklinde kendi kişisel favorilerimi listeledim. Keyifli okumalar.

En İyi Film:

The Revenant: Inarritu, Lubezki, DiCaprio, Hardy ve ayı (!) birer birer döktürerek yönetmenlik ve sinematografinin zirveye çıktığı has bir “sinema”ya imza atmış. Elbette ödülü hak ediyor. Spotlight’la çok kapıştılar. Çoğunu Spotlight kazandı fakat son düzlükte Revenant hem Altın Küre hem BAFTA, hem de DGA ödülünü aldı. Geçen yıl Boyhood – Birdman çekişmesinin gittiği yolu neredeyse birebir izliyor. Sean Penn’in geçen yıl Oscar’ı verirken dediği gibi “Bu o… çocuğuna yeşil kartı kim verdi?” sorusu kendini tekrar edebilir. (Şansı %60)

Spotlight: Senaryosu haricinde sinemasal hiçbir faktörü bulunmayan, konuşan kafalar filmi ya da radyo tiyatrosu olarak adlandırmakta hiç sakınca görmeyeceğimiz Spotlight, tıpkı geçen yılkı “Ama 12 yılda çektik biz, valla 12 yıl” olayıyla sinir krizleri geçirtiren Boyhood’un bu yılki farklı bir varyasyonu. “Kilisenin tacizini gözler önüne serdik, verin Oscar’ı” diyorsunuz, birçok meslek birliğini de bu üçüncü sınıf Tv filmi havanıza rağmen ele geçirmeyi başardınız ama sanırım buraya kadar. Olur da Akademi “sinema” değil de Müslüm Gürses’in “Meselemmmm” şarkısı gibi tutturup da en iyi filmi alırsanız, diğer ödüllerden sadece senaryoyu kazanabileceğiniz için 2 dalda Oscar kazanan “En İyi Film” gibi bir saçmalığa 64 yıl aradan sonra tekrar imza atacaksınız! (Şansı %40)

The Big Short: PGA (Yapımcılar Birliği) ödülünü almasıyla Revenant ve Spotlight arasındaki yarışa dahil olduğu söylendi. Hatta bir ara üçü içinde Oscar’ın favorisi konumunda olduğu bile yazıldı. Bir türlü inanmadım. Evet, The Big Short bence muhteşem bir film fakat Akademi’nin anlama kapasitesini zorlar. Pek düşünmeyi sevdiklerini zannetmiyorum.

Mad Max: Fury Road: Herkesin gönlünün birincisi olduğunu elbet biliyoruz ama hala Mad Max’in Oscar kazanmak için bir şansı olduğunu düşünüyorsanız size hayaller aleminizde mutluluklar.

Bridge of Spies: Amerika’nın MHP filmi olan Bridge of Spies’ın Akademi’den alacağı oy oranı da anca %10’un üzerine çıkıp barajı geçmek olacaktır!

The Martian: Altın Küre’de en iyi müzikal film (!) ödülünü kazandığında orijinal NASA hesabı twitter’dan “Yesssssss!” dercesine bir tweet atmıştı. Başka bir söylemek istemiyorum.

Room: Öyle odanın içine hapsedilmeyle, iki ağlayıp bağırmayla olmuyor bu işler sevgili Abrahamson ve Larson. Ne güzel bak ikinizin de adının sonu “son” . Yani esas kazanan not siz, Jacob Tremblay veledi. 😉

Brooklyn: Carol, Steve Jobs ve The Hateful Eight gibi filmler adaylar arasına girememişken senin burada işinin ne olduğunu hiçbir sinefil çözemedi, çözemeyecek. Rottentomatoes’dan %98 almış bir de. Amerika’nın Mustang’imisin arkadaş!

En İyi Yönetmen:

Alejandro Gonzalez Inarritu (The Revenant): Birdman’den sonra bir başka yönetmenlik şaheseri daha ortaya koyan “yeşil kartlı Meksikalı!” dâhimiz Inarritu, Altın Küre, BAFTA VE DGA’yı da arkasına alarak üst üste ikinci defa Oscar’ı alma konusunda favori. Oscar almadan önce Inarritu aşığı olup da, Oscar aldıktan sonra “Inarritu da çok bozdu be” diye saçmalayanlara umarız ikinci kapak da gelir. (Şansı %75)

George Miller (Mad Max: Fury Road): Bu ödülü Inarritu kadar hatta Inarritu’dan daha fazla hak eden birisi varsa elbet o da herkesin aşık olduğu Mad Max’le çığır açan George Miller. Başlarda favoriydi, sonra Inarritu’yla eşitleşti, daha sonra ise gerisine düştü. Artık kazanamayacağı bariz gibi fakat içimizdeki “Akademi 2 yıl üst üste yeşil kart olayına girmeyip, hayatında muhtemelen bir daha Oscar’a aday olamayacak olan Miller’ı ödüllendirir” düşüncesi de içten içe dürtüklüyor. (Şansı %25)

Adam McKay (The Big Short): Kariyerinin tek ciddi projesinde olağanüstü bir anlatı/kurgu gerçekleştirse de “Anchorman’ın yönetmeni Oscar aldı” gibi şok edici bir söylemin oluşabilmesi için daha çoooook erken.

Tom McCarthy (Spotlight): İçinde zerre yönetmenlik dokunuşu olmadan en iyi yönetmen adayı olmak yeterince saçmayken bir de ödülü kazanacağını mı düşündünüz? Size tüyo vereyim, McCarthy Netflix’in Selena Gomez’li yeni dizisinin ilk iki bölümünü yönetecekmiş. Yani kendisine fazla gelen “sinema”yı rahat bırakıp bir süreliğine ait olduğu yere “televizyona” dönüyor. Mutluluk.

Lenny Abrahamson (Room): Bu nasıl bir torpildir? Hadi ilk yarıyı bir nebze yedik diyelim. Yemedik ama hadi yedik. İkinci yarıdaki Samanyolu Tv özensizliğini ne yapacağız? Aday olamayan Ridley Scott, Steven Spielberg, Quentin Tarantino, Todd Haynes ve Danny Boyle gibi yönetmenlere net hakaret! Aynı şey üstteki Tv McCarthy için de geçerli elbet!

En İyi Erkek Oyuncu:

Leonardo DiCaprio (The Revenant): Yıllardır bir dünya meselesine dönen “Oscar alamayan DiCaprio” olayı nihayet artık mutlu sona ulaşıyor. Çağının en yetenekli aktörlerinin başında gelen DiCaprio, vahşi bir ayı tarafından paramparça edildi, kötürüm oldu, ağzından köpükler çıktı, göz bebekleri büyüdükçe büyüdü, uçurumdan aşağı düştü, bir atın içerisinde uyudu, vegan olmasına rağmen çiğ et yedi, topallaya topallaya intikam aldı ve ödülü fersah fersah hak etti. Oscar gecesi “And the Oscar goes to Leonardo DiCaprio” cümlesini duyduğumuzda tüm salon ayağa kalkıp alkışlarken biz de elbet İstiklal Marşı moduna geçip saygı duruşumuzu ihmal etmeyeceğiz. (Şansı %100)

Eddie Redmayne (The Danish Girl): Siz bakmayın Redmayne gibi müthiş bir yeteneği sırf Oscar projeleri kasıyor diye “Abi çok itici yea, çok kötü oynamış yea” diye saçmalayanlara. The Theory of Everything’de Daniel Day-Lewis’in There Will be Blood’daki insanüstü performansını 2-3 boy farkla geriden de olsa takip eden kusursuz bir performansa imza atan Redmayne, elbette Danish Girl’de de döktürüyor. Geçen yıl hak ederek Oscar’ı kazandığı için bu yıl kazanamayacağına üzülmeyeceğiz elbet. Daha önünde uzun yıllar var. DiCaprio’nun kazanacağına sen de sevin Redmayne, dost olalım!

Michael Fassbender (Steve Jobs): DiCaprio’nun en yakın rakibi olduğunu zannedenler oldu. En başından beri alakası yok demekten dilimizde tüy bitti ama sonunda herkes geç de olsa anladı. Fassbender yetenekli oyuncu elbet fakat en büyük kusuru Steve Jobs’a benzememek olsa gerek! O rezalet 2013 yapımı Jobs filminde Ashton Kutcher bile daha çok benziyordu Jobs’a. İkinci büyük handikabı da Oscar’ın bayıldığı ağlamalı, bağırmalı oyundan (biraz bağırıyor hakkını yemeyelim) eser yok. Adaylığını alır, oturur, törende DiCaprio’yu bir güzel alkışlar ve gelecek seneleri bekler.

Bryan Cranston (Trumbo): Aday olması bile mutluluk verici. Ey gidi Heisenberg! Bugüne kadar dizilerde ne kadar döktürse de sinemada bir o kadar kötü filmlerde oynayan Cranston reisimiz sonunda yeteneklerini sergileyeceği rolü Dalton Trumbo’da buldu. İyi oynuyor, güzel oynuyor ama şöyle bir handikabın var be reis. Ne zaman ağzını açsan Walter White konuşuyor. Trumbo da olsan Walter White, Amerikan başkanını da oynasan Walter White gibisin.

Matt Damon (The Martian): Tüm dünya bu gereksiz ve bir o kadar saçma adaylığından dolayı sana uyuz oluyor biliyorsun değil mi? Ödül töreni gecesi sessiz sedasız otur koltuğunda, niye geldim niye gidiyorum, beni kimse niye sevmiyor diye düşünüp ertesi gün kalktığında en iyi başardığın iş olan 5. Bourne filmi hazırlıklarına devam et.

En İyi Kadın Oyuncu:

Brie Larson (Room): Oscar’ın kalbine giden yolun bol ağlama ve bağırmadan geçtiğini keşfeden ve “ben yeni Jennifer Lawrence’ım ulen” diye kastıkça antipatikleşen Larson, maalesef ödülün sahibi olacak. Başka ihtimal dahi yok, acaba’ların da lüzümu yok. DiCaprio’da nasıl alkış, kıyamet sevineceksek bu olayda da bir o kadar sinirlerimiz hoplayacak. (Şansı %100)

Cate Blanchett (Carol): Herhangi bir film için Cate Blanchett kötü oynuyor gibi bir şey söz konusu dahi olamaz. Eğer bu cümleyi kuruyorsanız bilin ki Blanchett kötü değildir, sizin gözleriniz bozulmuştur! Carol’da adeta döktüren Blanchett’imiz (her ne kadar Truth’ta daha da çok döktürse de) Larson’u alkışlamak zorunda kalacak ya, işte o kareyi görmemek için televizyona ayakkabı fırlatılır!

Charlotte Rampling (45 Years): Bu yılın Emmanuelle Riva’sı (Amour) olan Charlotte Rampling, çoğu kişi için gönüllerin Oscar’ını aldı elbet ama Riva nasıl Lawrence’a kaybettiyse Rampling de aynı şekilde Larson’a karşı kaybedecek. Hayatın acı gerçekleri.

Jennifer Lawrence (Joy): Akademi’nin Jennifer Lawrence sevgisi film çook kötü de olsa, performans o kadar iyi olmasa da “Gel kalbimin sultanı” demeye devam ediyor işte. Biraz da Lawrence köşesinde oturup kendisinin tahtına göz diken Larson’u alkışlasın bakalım.

Saoirse Ronan (Brooklyn): Adaylığının tek esprisinin “Bir zamanların çocuk oyuncusu Saoirse Ronan da artık sevişecek yaşa geldi” olduğuna inanıyorum!

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:

Sylvester Stallone (Creed): Şu bir gerçek ki, nostalji düşkünlüğümüz olmasa, Rocky’i bu kadar çok sevmesek, 20 kere Razzie adayı olan Stallone’nin Rocky’dan bu yana tek eli yüzü düzgün performansı olmasa 5 aday içinde anca 4. sıraya yazılacak bir performans. Gel gelelim ki, bu yıl nostalji sevgisi yılı gibi bir şey. Stallone ödülün favorisi fakat Rylance’la epey çekişmeli. Akademi de nostalji olsun” diyecek gibi geliyor sanki. (Şansı %60)

Mark Rylance (Bridge of Spies): Bridge of Spies ilk ortaya çıktığında Mark Rylance bu yılın net favorisi olarak görülüyordu. Fakat sonradan Stallone nostaljisi bazı kişilerde ağır basınca bu netlik yerini çekişmeye bıraktı. Rylance’ta aslında Akademi’nin sevdiği yoğun mimikle döktürme yok. Aksine mimiksizlikle tüm filmi bitiriyor ama unutulmayacak bir karakter yaratıyor. Yalnız gerçek şu ki, Stallone de pek mimik kasmıyor, yıllar geçti bakın ne kadar yıprandı suratım, yapın bir güzellik abinize diyor. Akademi “Ben bunu yemedim abisi” derse ödül Rylance’ın olur. (Şansı %40)

Tom Hardy (The Revenant): Hardy abimiz de döktürüyor elbet hatta gönlünün Oscar’ını verenler var, birkaç yerden ödülü de aldı fakat bu yıl DiCaprio’nun yılı, Hardy gelecek yılları bekleyecek artık.

Christian Bale (The Big Short): Bale, sen iyi taktın bu 70 kilo verme 139 kilo alma olaylarına ama çöktün be abicim. O filmdeki tipin neydi öyle! Tamam yine Fighter tarzı çılgın çılgın saldırmışsın ama yeni bir Oscar için daha zamanın var.

Mark Ruffalo (Spotlight): Öyle ağzını yüzünü yamultmayla, sapsade oyunculuklarla örülü bir takım çalışmasının tabir-i caizse içine etmeyle Oscar adaylığı değil, Oscar’dan aforoz edilmen lazımdı ya neyse. Geçen yıl adaylığının tek sebebi 12 yıl boyunca ölmemesi olan Ethan Hawke’ın gereksizliği bu yıl sana ait!

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:

Alicia Vikander (The Danish Girl): Ödülü çok net alacağını hala göremeyenlere daha ne diyelim bilmiyoruz. İçlerinde ekran süresi açık ara en fazla oyuncu. Zaten yardımcı değil net başrol ama kategori çakallığı yaparak ödülü garantilediler. Çakallık, makallık artık, Vikander şimdiden Oscar ödüllü bir oyuncu. (Şansı %100)

Rooney Mara (Carol): Cannes’da en iyi kadın oyuncu ödülünü alması ne güzel yanılttı sizi yahu. Bakın o Cannes, bu Oscar. Mara’nın buzdolabı gibi soğuk ve mimiksiz oyunculuğunun Oscar’la alakası yok. Anlatabildik mi? Ha, ama soyundu sevişti diyorsanız onu Ejderha Dövmeli Kız’da da yapmıştı. Alabildiği tek şey adaylık olur.

Kate Winslet (Steve Jobs): Altın Küre ve BAFTA’yı kazanması sizi güzel yanıltıyor. Sorun şu ki, ikisinde de Alicia Vikander’le yarışmadı. Vikander başrol oalrak yarışmıştı lakin burada yardımcı kategorisinde rakipler. Winslet çok iyi oyuncu ama Steve Jobs’ta oradan oraya aynı yüz ifadesiyle dolanıyor. Oscar verilmesi için ayırt edici bir özelliği yok.

Jennifer Jason Leigh (The Hateful Eight): Gönlümüzün Oscar’ı. Kadın resmen döktürdü The Hateful Eight’te. Kaç kişi bu kadar muazzam oynayabilirdi o karakteri cidden? Akademi’nin Hateful Eight’i sevmemesi başlarda favori gözüken Leigh’in şansını da etkiledi maalesef.

Rachel McAdams (Spotlight): Yıllardır romantik komedilerde harcadığı oyunculuğunun De Palma’nın Passion’daki femme fatale karakteri ve True Detective Sezon 2’deki kariyer zirvesi oyunuyla aslında ne kadar yetenekli olduğunu gözler önüne serdi. Ama ama ama. Üzülerek söylüyoruz ki Spotlight’taki rolü yerine herhangi bir sokaktan geçen insanı oynatsanız aynı şekilde oynardı. Adaylığının bir esprisi bile yok!

En İyi Özgün Senaryo:

Spotlight: Filmin zaten tek olayı senaryosu. Kilise tacizi olayı. Ooooo çok önemli ve müthiş. Bas bas ödülü bas. Meselemmmmmmm! (Şansı %100)

Inside Out: Son yılların değil tüm zamanların en harikulade animasyonlarından biri olan Inside Out’un hakkı elbet bu dal. Ama maalesef Inside Out’ta birbirini yiyen duygularımız taciz kadar önemli bir konu değil. Gerçi en iyi özgün konu değil özgün senaryoydu dalın adı? Neyse.

Ex Machina: Güzel senaryo şimdi. Hakkını yemeyelim güzel senaryo. Evet, güzel senaryo.

Bridge of Spies: Coen’ler de yazsa durum değişmez. Yıl Spielberg yılı değil!

Straight Outta Compton: Siyahi bir yönetmenin yönettiği, siyahi oyuncuların oynadığı film senaryo adaylığı almış ama Spike Lee diyor ki senaristler beyaz! Senarist siyahi olsaydı kabul ederdik beyaz olduğu için protesto ediyoruz. Seni gidi ırkçı Spike seni!

En İyi Uyarlama Senaryo:

The Big Short: Ne güzel uyarlamış ama. Kitabı okumadım ama valla çok güzel uyarlamış! “İzledim ama bir şey anlamadım çok karışıktı” diyen herkese gelsin alacağı ödül. Belki o zaman anlamak için biraz daha çaba sarf ederler! (Şansı %100)

Carol: Akademi Carol’u sevmemesine rağmen 6 dalda adaylık verdi ya da vermek zorunda kaldı orasını bilemiyoruz. Ama gerçek şu ki galiba Carol törenden 0 çekerek ayrılacak.

Room: Yok sana senaryo menaryo. Git biraz sinemasal hareketler öğren de gel.

The Martian: Orijinal kitap ne kadar sessizse film bir o kadar geveze diye duymuştum. Hımmm.

Brooklyn: Ya yine mi sen? Dünyanın en iyi senaristi Aaron Sorkin imzalı yılın en iyi senaryosu Steve Jobs yok ama hiçbir özelliği olmayan, 7542 benzeri bulunan filmlerden sen yine aday? Pes.

En İyi Sinematografi:

Emmanuel Lubezki (The Revenant): Artık Lubezki dendiğinde hem tüm sinemaseverlerin hem de görüntü yönetmenlerinin “Allah!” dediğini biliyor muydunuz? Üst üste 3. Oscar’ını kazanarak tarih yazacak adam. Dünyaya böyle bir görüntü yönetmeni bir daha gelmeyebilir. (Şansı %100)

John Seale (Mad Max: Fury Road): Lubezki’ye 3 yıl üst üste Oscar’ı da vermezler artık düşüncesiyle John Seale’in alacağını düşünüyorduk başta. Fakat ilerleyen zamanlarda anladık ki Akademi’nin yönetmen ve sinematografide aslında Mad Max’e hiç meyili yok. 3 yıl da olsa 5 yıl da olsa forever Inarritu forever Lubezki diyorlar. Hem zaten senin Oscar’ın var Seale, boşver panpa.

Edward Lachmann (Carol): Çok güzel tertemiz çektin valla bravo. Tebrik ederim. Ama karşında Allah pardon Lubezki var. Destur J

Roger Deakins (Sicario): Aslında DiCaprio olayından daha büyük bir dünya meselesi olmalı Deakins’inki. Görüntü yönetmenlerinin üstadı tam 13. Oscar adaylığını aldı fakat ne yazık ki talih bu yıl da yüzüne gülmeyecek. Önceden bitirecektin işi üstadım, çok geçe bıraktın, Lubezki tarih yazıyor!

Robert Richardson (The Hateful Eight): Yani kapalı alanda güzel kadrajlar aldı evet. Dış çekimler falan da tertemiz. İyisin, hoşsun, güzelsin ama Janusz Kaminski üstadımız Bridge of Spies ile senden bir tık daha fazla hak ediyordu adaylığı.

En İyi Kurgu:

Margaret Sixel (Mad Max: Fury Road): Aksiyonun bir saniye bile durmadığı çok zor, çok detaylı ve çok özenli bir kurgu çalışması. Yılın en iyi iki kurgusundan biri. Muhtemelen ödülü de alacak. (Şansı %75)

Hank Corwin (The Big Short): Yılın en deli işi ikinci kurgusu. Resmen kurgu şaheseri. Eminiz ki Corwin kurgu masasında sinir krizleri geçirmiştir bu dahiyane kurguyu yaparken. Keşke alsa. (Şansı %25)

Stephen Mirrione (The Revenant): İyi kurgu, güzel kurgu tabi. Ama karşısındaki deli işi Mad Max ve Big Short’la kapışacak kadar değil.

Tom McArdle (Spotlight): Soluksuz izleniyor evet. Ama “meseleeee”sinden dolayı. Yoksa zaten hiçbiri sinematografik olmayan basit kareleri ard arda dizmek pek zor olmasa gerek!

Maryann Brandon: (Star Wars: The Force Awakens): Yaaanni. Nostalji tamam nostalji.

En İyi Müzik:

Ennio Morricone (The Hateful Eight): Üstadın bugüne kadar Oscar ödülü olmaması (Onur Ödülü’nü saymayın) zaten başlı başına ayıp bir şey. Hateful Eight’in açılışındaki senfoni hala kulağımızda. Alacak, alacak. (Şansı %100)

John Williams (Star Wars: The Force Awakens): Morricone’nin en yakın rakibi gözüküyor bir diğer üstad Williams fakat ne bileyim Star Wars işte ya. Dıııııt dııııt dı dı dı dııııt falan işte yani J

Carter Burwell (Carol): Şaheser şaheser. Duygu şaheseri. Kesinlikle alması gerektiğine inandığım. Ama kesinlikle alamayacak olan. Çünkü Akademi Carol sevmiyor :/

Johann Johansson (Sicario): O ne müziklerdi öyle yahu. Gerilimin hasını çıkartı İzlandalı abimiz. Çok iyi besteci ama Akademi pek yüz vermiyor.

Thomas Newman (Bridge of Spies): Güzel işte klasik.

Yabancı Dilde En İyi Film:

Son of Saul: Hem inanılmaz bir ilk film, hem deli işi bir yönetmenlik, hem 2. Dünya Savaşı hikayesi, hem Yahudi lobisi, hem şok edici, sarsıcı, şiddetli falan. Neyse. “And the Oscar goes to Son of Saul”. (Şansı %100)

Mustang: Yurtdışındaki herkesin ayakta alkışladığı, Türkiye’yi bilen herkesin de dünyanın bu illüzyona kanmasını dehşet içinde izlediği, akıl almaz bir lobi yürütülen fakat buna rağmen Oscar’ı kazanamayacak olan sözde Türk ama kafasıyla Fransız filmi!

A War: Danimarka milli marşı!

Theeb: Ürdün sineması bile Oscar’a aday oldu Türk sineması hala olamadı!

Embrace of the Serpent: Kolombiya sineması bile Oscar’a aday oldu Türk sineması hala olamadı!

88. Oscar Ödülleri – Kim Almalı?

En İyi Film: The Revenant

En İyi Yönetmen: George Miller (Mad Max: Fury Road)

En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio (The Revenant)

En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett (Carol)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance (Bridge of Spies)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Jason Leigh (The Hateful Eight)

En İyi Özgün Senaryo: Inside Out

En İyi Uyarlama Senaryo: The Big Short

En İyi Sinematografi: Emmanuel Lubezki (The Revenant)

En İyi Kurgu: Hank Corwin (The Big Short)

En İyi Müzik: Carter Burwell (Carol)

En İyi Animasyon: Inside Out

En İyi Yabancı Dilde Film: Son of Saul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s