Warcraft: Özlemi Duyulan Bir Epik-Fantezi

Dünyanın en fenomen oyunlarından Warcraft’ın dünyasının en az Yüzüklerin Efendisi kadar potansiyel barındırdığını ve bir gün hakkıyla sinemaya uyarlanırsa efsane bir seriye dönüşeceğini bugüne kadar birçok kez duyduk. Moon ve Source Code filmlerinin yönetmeni Duncan Jones tarafından hayata geçirilen film, Azarothlar ve Orklar arasındaki mücadeleye odaklanan bir Orta Dünya tasvirini görsel açıdan oldukça doyurucu bir şekilde kotarıyor.

warcraftfoto1

Aslında video oyunlarının sinema uyarlamalarıyla imtihanının bugüne kadar pek başarılı olduğunu söylemek zor. Özellikle Hitman, Max Payne ve Tekken uyarlamalarının gülünçlüğü hala akıllardan çıkmıyor. Street Fighter ve Mortal Kombat uyarlamaları zamanla kimileri için kült statüsüne kavuşmuş olabilir, lakin bu filmler de zamanında hiç olumlu eleştiriler alan filmler değil. Çoğu kişinin dünyanın en kötü yönetmeni olduğu konusunda fikir birliğine varabileceği Uwe Boll, zaten normalde de iyi film çekmeyi beceremediği gibi bir sürü video oyununun yüz kızartıcı örneklerine imza atarak yeteri kadar nefret edildi. Dolayısıyla oyun uyarlamalarının %90’ı Hollywood’un A sınıf örnekleri arasına bile giremeyecek kadar etkisiz işlerdi.

Bugün Warcraft’ı konuşurken B sınıf ya da C sınıf örneklerle değil de Yüzüklerin Efendisi ve Avatar gibi türün başyapıtlarıyla karşılaştırma yoluna gidebiliyorsak (onlar kadar olamadığını bilmemize rağmen), Warcraft’ın bugüne kadarki en iyi video uyarlaması olduğunu söylemek doğru olacaktır. Oyunu hiç oynamayanların bile büyüsüne çabuk kapılabileceği bir dünya tasviri sunan Warcraft’ta Yüzüklerin Efendisi’nden Avatar’a, Game of Thrones’tan Harry Potter’a kadar izler bulabilmek mümkün.

warcraftfoto2

Jones’un yönetiminin en çok hissedildiği noktalardan biri ise kuşkusuz açılış sahnesi. Destansı bir epik-fantezi olmasına rağmen türün bu konuda klişesi olan görkemli bir açılış ya da flashback sahnesi eşliğinde dünyayı açıklama gereksinimini duymayan Jones, onun yerine Orkların klan şefi olan Durotan’ın dış sesine odaklanarak, onun hamile eşiyle şakalaştığı bir görüntüsüyle filme başlayarak epey şaşırtıyor. Bu hamleyle birlikte Warcraft dünyasına yabancı olup da Orkların korkutucu görüntüsüyle özdeşleşme sıkıntısı yaşayabilecek izleyicinin önyargıları kırılmış oluyor.

Warcraft’ta karakterler çeşitliliği ve tipolojileri bakımından yeni bir fenomen olmaya oldukça uygun gözüküyor. Yaratılan evrenin katmanları çok geniş ve türün diğer efsane örneklerinin belirli açılardan karşılıklarını barındırıyor. Misal, Paula Patton’ın canlandırdığı yarı insan yarı ork karakteri Garona, Avatar’da Zoe Saldana’nın hayat verdiği Neytiri’ye denk düşüyor. Travis Fimmel’in Lothar’ı ve Dominic Cooper’ın “Kral”ı konum ve gidişat bakımından Yüzüklerin Efendisi’nin Aragorn’u ve Kral Theoden’iyle denk düşüyor. Filmin kötüsü Gul’dan resmen bir Lord Voldemort, yeşil renkli “Fel” büyüsü ise tam bir “Avada Kedavra” laneti! Ben Schentzer’in Khadgar’ı ileride Jon Snow kadar meşhur olma potansiyeline sahip, Ben Foster’in Medivh’i ise Gandalf ya da Merlin kadar efsane olması için tasarlanmış bir büyücü modeli.

Film Title: Warcraft

Warcraft’ın teknik açıdan hiçbir problemi yok. Görsel efektleri gayet göz doyurucu, Jones’un birinci sınıf yönetimi başarılı, müzikleri epik-fantezi dünyasına çok uyumlu ve izleyiciyi gaza getirici, büyü ve savaş sahneleri tatmin edici. Yeni bir dünya oluşturma çabasındaki hikaye içerisinde olaylar hızlı ilerlediğinden karakter motivasyonları biraz geri planda kalabiliyor. Türün çok fazla örneğini anımsattığı için de olay örgüsüyle “klişe” olarak itham edilmesi kaçınılmaz.

Yüzüklerin Efendisi ve Avatar gibi türün zirve noktaları çekilmemiş olsaydı Warcraft’ın şu an uyandıracağı yankı kuşkusuz bambaşka olurdu. Ya da planlandığı gibi 90’lu yılların ortalarında çekilmiş olsaydı teknik yetersizlikten ötürü muhtemelen bu kadar başarılı olamayacaktı. Ne olursa olsun Warcraft, yeni bir fantezi-epik seri için gayet etkili bir başlangıç filmi. Devam filmleri geldiği takdirde hem karakterler daha çok derinleşecek hem de Warcraft dünyasının anlatılması gereken diğer güçlü hikayeleri karşılığını bulacaktır.

warcraftphoto4

Şu sıralar özellikle Amerikalı eleştirmenler tarafından  oldukça saçma bir şekilde Warcraft karalama kampanyası yürütülmekte. 2000 sonrası bilimkurgu filmlerinin en gülünç noktası olarak bilinen ve sinema tarihinin en kötü filmleri arasında gösterilen Battlefield Earth(2000)’le Warcraft’ı denk göstermeye çalışan Indiewire yazarı David Ehrlich’in Teenage Mutant Ninja Turtles 2’de çok eğlendiğini dile getirmesi bir bakıma kendi absürdlüğünü ele veriyor.  Yeni bir fantastik dünya arayışında olan herkese haftanın en iyi filmi Warcraft tavsiye.

7,5/10

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s