RSS

16. Filmekimi’nde Görülmesi Gereken 16 Film

13 Eyl

Bu yıl 29 Eylül – 8 Ekim tarihleri arasında 16. kez düzenlenecek olan Filmekimi, sinefiller için aşırı iştah açıcı seçkisiyle sezonun izlemediğimiz ne kadar önemli filmi varsa getiriyor. Filmlerin birçoğunun biletlerinin daha ilk satışta tükeneceği, ek seanslar açılacağı, açılan ek seansların da 10 dakika içinde tükeneceği yeni bir festival sezonuna daha hoş geldiniz. Festivalin 16. yılındaki bu müthiş seçkisi arasında mutlaka görülmesi gerektiğini düşündüğüm 16 film şöyle;

1) The Killing of a Sacred Deer (2017) – Yorgos Lanthimos (109 dk)

Cannes Film Festivali’nden ‘en iyi senaryo’ ödülüyle dönen yeni Yorgos Lanthimos çılgınlığı The Killing of a Sacred Deer’ın yönetmenin en karanlık filmi olduğu, Haneke izleri taşıdığı, buna rağmen sinemasının karakteristik yönlerinden ödün vermeden rahatsız edici bir sahnenin hemen ardından kahkaha attırdığı konuşuluyor. Colin Farrell – Nicole Kidman ikilisinin oldukça farklı karakterleri canlandırarak şaşırttıkları kesin.

killing

2) You Were Never Really Here (2017) – Lynne Ramsay (85 dk)

We Need to Talk About Kevin’den bu yana yeni filmini merakla bekleten Lynne Ramsay, son filmiyle Cannes’da ‘en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu (Joaquin Phoenix)’ ödüllerine layık görüldü. Ramsay’in en iyi filmi olduğu, Taxi Driver ve Leon ‘u hatırlatan bir yapısı olduğu ama bugüne kadar izlediğimiz hiçbir şeye benzemeyen devrimci bir kurgusu olduğu hala konuşuluyor. Phoenix’İn performansı ise dillere destan oldu bile.

you-were-never-really-here

3) The Square (2017) – Ruben Östlund (140 dk)

Bir önceki filmi Force Majeure ile başyapıt seviyesinde bir filme imza atan, kahkaha attırdığı kadar acı bir şekilde insana kendisini sorgulatan yönetmen Ruben Östlund, son filmi The Square ile Cannes’da ‘Altın Palmiye’ ödülüne ulaşarak yılın en merakla beklenen filmlerinin başında geliyor. Bazı eleştirmenler tarafından bu yılın Toni Erdmann’ı olduğu söylenen film, uçuk fragmanıyla da beklentileri iyice artırıyor.

Ruben-Östlunds-Smart-Sharp-Deliciously-Uncomfortable-The-Square

4) Housewife (2017) – Can Evrenol (82 dk)

İlk filmi Baskın ile Türk korku sinemasında milat olarak değerlendirilebilecek bir çıkış yapan ve yurt dışı festivallerde de oldukça ses getiren yönetmen Can Evrenol, ikinci filmi Housewife ile Clementine Poidatz ve David Sakurai’nin yer aldığı İngilizce filmiyle karşımıza çıkıyor. Sadece fragmanıyla bile uluslararası korku filmlerinden hiçbir eksiği olmadığını kanıtlayan Housewife, korku filmleri yönetmeni Xavier Gens tarafından “Dario Argento ve Lars von Trier arası çılgın bir film” olarak tanımlandı.

housewifeee

5) The Shape of Water (2017) – Guillermo Del Toro (119 dk)

Guillermo Del Toro’nun Pan’s Labyrinth’ten bu yana en çok övgü alan filmi olan The Shape of Water, Venedik Film Festivali’nden “Altın Aslan” ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Jüri başkanı Annette Bening “Ciddi tartışmalar yaptık. Gişe için çekilen bir filme Venedik’te ödül vermek zor bi karardı. Ancak film her beklentiyi karşılayacak kadar iyi” dedi. Yılın Arrival’ı olarak nitelendirilen film, 2018 Oscar ödüllerinin de Dunkirk ile beraber şimdilik en büyük favorisi gözüküyor.

water

6) Mother! (2017) – Darren Aronofsky (121 dk)

Darren Aronofsky’nin ‘Noah’ ile hayranlarında yarattığı büyük hayal kırıklığının ardından yeni filmi Mother! ile patlama yaratması bekleniyordu, lakin Venedik Film Festivali’nde bir güruh tarafından yuhalamalara maruz kaldı. Eleştirmen yıldız tablolarında puanları çok düşük olan, genel olarak oldukça olumsuz şekilde lanse edilen Mother!’ın bir de öteki yüzü var. Filmin metacritic ve rottentomatoes’taki eleştirmen puanları gayet yüksek, filme başyapıt diyen azımsanmayacak da bir kitle var. İzleyiciyi net şekilde ikiye bölen film izlemeyenler için heyecanını hala diri tutuyor.

motherfilml

7) Battle of the Sexes (2017) – Jonathan Dayton, Valerie Faris (121 dk)

Little Miss Sunshine ve Ruby Sparks filmlerinin ardından yeni filmleri Battle of the Sexes’ta 55 yaşındaki Bobby Riggs’in kadın tenisçilerin vasat olduğuna inanıp kadın oyuncularla dalga geçtiği dönemlerde 29 yaşındaki Billie Jean King ile 1973 yılında gerçekleştirdiği ve kaybettiği tenis maçına odaklanıyor. Toronto’da dünya prömiyerini yapan filmde geçen yıl Oscar alan Emma Stone’un Oscar adaylığının kesin olduğu, Steve Carell’ın da gayet iyi bir performans sergilediği konuşuluyor.

battle

8) Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017) – Martin McDonagh (115 dk)

In Bruges ve Seven Psychopats’ın ardından filmlerini özleten Martin McDonagh yeni filmiyle Venedik Film Festivali’nde “en iyi senaryo” ödülünü aldı ve eleştirmenlerin yıldız tablosunda yarışmanın açık ara en yüksek puan ortalamasına sahip filmi oldu. (4.44/5) McDonagh’ın sivri zekasını ortaya koyan mizahi yaklaşımı ve Frances McDormand’ın performansıyla tadına doyum olmadığı söylenen filmin adını ödül sezonlarında sık sık duyacağımıza şüphe yok.

three-billboards-outside-ebbing-missouri-movie-3

9) Thelma (2017) – Joachim Trier (116 dk)

Norveç sinemasının önemli isimlerinden Joachim Trier, iki yıl önceki Louder Than Bombs filminin ardından bu kez aşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir kızın hikayesini anlattığı Thelma ile karşımızda. Toronto Film Festivali’nde oldukça iyi eleştiriler alan film, bir süredir merak uyandırıcı afişiyle de ilgiyi üzerine çekmiş durumda. Norveç’in bu yıl Oscar’a gönderdiği Thelma, bilimkurgu soslu bir erotik gerilim olarak tanımlanıyor.

thelma

10) Happy End (2017) – Michael Haneke (107 dk)

Usta yönetmen Michael Haneke’nin Amour’dan beri merakla beklenen yeni filmi Happy End, yeni bir ‘Altın Palmiye’ beklentilerinin aksine Cannes Film Festivali ana jürisinden ödülsüz döndü. Filmin diğer sert Haneke filmlerine kıyasla biraz daha yumuşak olduğu, buna rağmen kötü olmadığı ama en iyi Haneke filmleri arasında da yer almadığı düşünceleri yaygın. Göçmen probleminin karanlık atmosferinde Fransız bir ailenin yaşamından kesitler sunan film, Avusturya’nın bu yıl Oscar’a gönderdiği film oldu.

happyend

11) Loveless (2017) – Andrey Zvyagintsev (127 dk)

Üç yıl önce Leviathan ile en güçlü filmlerinden birine imza atan Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev, yeni filmi Loveless ise Cannes’da “Jüri özel ödülü”ne layık görüldü. Eleştirmenlerden genel anlamda pozitif eleştiriler alan film yine de The Return ve Leviathan kadar güçlü etkileşimler almadı. Boşanma yolundaki bir çiftin kavga ettikleri bir sırada kaybolan çocuklarını bulma arayışına girmesini konu edinen filmin detaylarını güçlü bulanlar kadar sıradan ya da yönetmenin sinemasının tekrar eden unsurları olduğunu söyleyenler de var.

loveless_andrey_zvyagintsev_9

12) In the Fade (2017) – Fatih Akın (106 dk)

En son geçen yıl Tschick adlı sevimli ama çabuk unuttuğumuz filmle karşımıza çıkan Fatih Akın’ın yeni filmi In the Fade, Cannes Film Festivali ana yarışmasından ‘En iyi kadın oyuncu – Diane Kruger’ ödülüyle ayrıldı. Kruger’ın performansı çok beğenilmekle birlikte küçük de olsa Oscar adaylığı için adının geçebileceği konuşuluyor. Eşini ve oğlunu bombalı bir saldırıda kaybeden Katja’nın yas tutma sürecine ve hayatını değiştiren bu olayın sorumlularından almak istediği intikama odaklanan film Almanya’nın bu yıl Oscar’a gönderdiği film oldu.

in_the_fade_2_h_2017

13) The Beguiled (2017) – Sofia Coppola (93 dk)

Amerikan İç Savaşı sırasında Virginia’daki bir kız okuluna gelen yaralı bir askerin çevresinde gelişen olayları anlatan “The Beguiled”, Sofia Coppola’ya Cannes ana yarışmadan “En İyi Yönetmen” ödülü getirdi. Coppola, Cannes’da 50 yıl aradan sonra bu ödülü alan 2. kadın yönetmen oldu. Don Siegel’in yönettiği, Clint Eastwood’un başrolde oynadığı 1973 yapımı aynı adlı filmin yeniden çevriminde Colin Farrell, Nicole Kidman, Kirsten Dunst, Elle Fanning’i izlemek ve Coppola’nın filme ne gibi dokunuşlar yaptığını görmek için izlenmeli.

begiled

14) Good Time (2017) – Benny Safdie, Josh Safdie (101 dk)

Üç yıl önce Heaven Knows What ile adından söz ettiren Safdie biraderlerin başrolünde Robert Pattinson’ın yer aldığı yeni filmleri Good Time, Cannes ana yarışmasına girmiş fakat festivalden ödülsüz ayrılmıştı. Buna rağmen eleştirmenler tarafından yılın en beğenilen filmlerinden biri oldu, Pattinson’un en iyi performansını verdiği, Safdielerin yönetiminin olgunluk mertebesine ulaştığını ve müziklerinin filmi alıp götürdüğünü söyleyenler hiç de az değil.

goodtime

15) Call Me by Your Name (2017) – Luca Guadagnino (132 dk)

Bir önceki filmi A Bigger Splash ile karışık eleştiriler alan İtalyan yönetmen Luca Guadagnino, yeni filmi Call Me by Your Name ile şimdiden yıla damgasını vurmuş gözüküyor. Film hakkında herhangi bir olumsuz eleştirmen ya da izleyici yorumuna rastlamak neredeyse imkansız. Ödül sezonunda da adını sıkça duyacağımız belli olan yapım, etkili/detaycı yaz ruhu ve oyuncularının başarısıyla konuşuluyor. Yaz tatilini ailesiyle geçiren bir delikanlının yazlık evlerine gelen yaşça büyük bir yabancı ile yakınlaşmasını anlatan filmin senaryosu usta isim James Ivory’e ait ve Andre Aciman’In romanından uyarlama.

callme

16) 120 Beats Per Minute (2017) – Robin Campillo (140 dk)

120 BPM ile 1990’lı yılların başında AIDS hakkındaki farkındalığı attırmak için büyük bir çaba gösteren aktivist bir grubun hikayesini anlatan Robin Campillo, Cannes ana yarışmasından ikinci büyük ödül olan Grand Prix ve FIPRESCI ödülleriyle ayrılarak hem jüriyi hem eleştirmenleri etkilemeyi başardı. İlk yarısında soğukkanlı ve gözlemci bir anlatıma sahipken ikinci yarıda daha kişisel ve acıklı bir aşk hikayesine evrildiği söylenen film, finale doğru ağlatmasıyla ünlendi. Jüri başkanı Almodovar’ın basın toplantısında 120 BPM’yi neden desteklediğini gözyaşları içinde anlatması da ayrıca akıllarda yer etti.

120-BPM

 

 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 13, 2017 in 2012

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: