54. Antalya Film Festivali Resmi Seçkisi – 4

The Florida Project / Sean Baker

Amerikan bağımsız sinemasının stil sahibi yönetmenlerinden Sean Baker, en son iPhone ile çektiği Tangerine’le 2015’in en çok konuşulan filmlerinden biri olmayı başarmıştı. Baker, yılın Akademi Ödülleri’nde de adı geçmesi beklenilen yeni filmi The Florida Project ile filmografisinin en üst sırasında yer alabilecek kadar etkili bir çocukluk filmine imza atıyor.

The-Florida-Project-new-picture

Baker, gençlik/çocukluk filmleri türünde Richard Linklater’in hikaye anlatımındaki ve Andrea Arnold’un görsel vizonundaki başarılarını birleştirerek Florida’ya neorealist bir bakış açısı getiriyor. Her anı duygusal bir dürtüyle dolu olan, çoğu zaman gülümsetmesine rağmen aniden gözyaşlarımızı da doldurabilen film, çocukluğa dair en etkili, dokunaklı, keskin portrelerden biri. Baker’ın yönetimi bu konuda büyüleyici, zengin renklerin hafızamızdan çıkmayacak şekilde kullanılması, Alexis Zabe’in görkemli geniş açılı kadrajları ve özellikle finaldeki kamera kullanımı yönetmenin vizyoner dokunuşlarını hissettiren hamleler. Florida Projesi dünyası somut, lirik, yasaklayıcı ve büyülü bir anda, çocuklar için sınırsız bir oyun alanı yaratıyor.

The Florida Project, 12 yıllık hikaye kurgusu haricinde Boyhood’ta göremediğim görsel vizyonun, yönetmen dokunuşunun ve güçlü oyunculuk performanslarının hepsini en acı anların ortasında bile canlı bir enerjiye sahip olan atmosferinde buluşturuyor. Willem Dafoe’nun ödül sezonunda ‘en iyi yardımcı erkek oyuncu’ dalında adaylık alınmasına neredeyse kesin gözüyle bakılsa da, beyazperdedeki ilk performanslarında Bria Vinaite ve Brooklynn Prince’in çok etkili olduklarını söylemek gerek. Çocuk oyuncu Prince özellikle final bölümündeki sahnede geleceğe dair ümit vadederken, Vinaite’yi de marjinal rollerde görmeye başlayacağımız kesin gibi.

7,5/10

Human Flow / Ai Weiwei

Çin’in modern sanatçılarından Ai Weiwei’nin dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında yapan 140 dakikalık mülteci belgeseli Human Flow, Antalya Film Festivali’nin yarışma filmleri arasında ilk gösterilendi ve hem teknik bir arızadan ötürü 60. dakika yarım kalıp gösteriminin ertelenmedi hem de izleyicilerden bazılarının filmi protesto etmesi üzerine festivalin ‘olaylı filmi’ olarak hafızalarda yer etti.

Human Flow promo image

Weiwei, Afganistan, Bangladeş, Fransa, Yunanistan, Almanya, Macaristan, Irak, İsrail, Meksika, Pakistan, Filistin, Sırbistan, Suriye ve Türkiye’de yaptığı çekimlerde toplamda 65 milyonun savaş, açlık ve diğer sebeplerle zorla yerlerinden edilmesini panoramik görüntüler eşliğinde anlatıyor. Bu film özelinde Çin’İn Michael Moore’u gibi davranan Weiwei’nin filmi teknik / görsel anlamda etkileyici görüntüler barındırmasına rağmen mülteci meselesini 140 dakikalık uzun süresinde bir nevi tekrarlar silsilesine dönüştürüyor. Human Flow, mülteci meselesine dair farklı ve yeni bir şeyler söylemediği gibi politik açıdan da tartışmalı yanlar barındırıyor. Mesela filmin bu konuda Almanya’yı neredeyse hiç eleştirmemesi, her ülkede meseleyi ‘mültecilik’ ile ilgili tutmasına rağmen konu Türkiye’ye geldiğinde Kürtler üzerinden ‘kimlik siyaseti’ yapmaya başlaması Weiwei’nin öznelliği konusunda tartışılması gereken bir durum.

Venedik’te ana yarışma jürisinden ödülsüz dönmesine rağmen aynı festivalin yan dallarından toplamda beş ödül kazanarak bu yılın en çok konuşulacak belgesellerinden biri olacağını gösteren Human Flow, Weiwei’nin kendisinin de filmin içinde yer aldığı ve mültecilerle diyaloga girdiği sahnelerde aksamaya başlıyor. Film, sessiz olduğu ve görüntülerle konuştuğu kısımlarda yükselirken Weiwei’nin diyaloglarında bir miktar düşüyor. Berlin’de Altın Ayı kazanan Gianfranco Rosi imzalı belgesel Fire At Sea çok daha az görkemli olmasına rağmen Weiwei’nin filminden daha net bir bakışa sahipti.

6/10

Misafir / The Guest / Andaç Haznedaroğlu

Haziran Gecesi, Dudaktan Kalbe, Samanyolu gibi tv dizileriyle tanıdığımız yönetmen Andaç Haznedaroğlu, geçen yıl Hande Doğandemir ve Özcan Deniz’li gişe filmi Her Şey Aşktan ile ilk sinema filmine imza atmıştı. Her Şey Aşktan gibi bir filmin ardından Suriyeli mültecilerin hayatını anlatan bir festival filmine geçmesiyle ilginç bir hamle yapan Haznedaroğlu, Antalya Film Festivali izleyicileri tarafından yoğun alkış aldı, nitekim film beklenildiği gibi ‘izleyici ödülü’nün de sahibi oldu.

misafir

Mülteci meselesinin yoğun şekilde beyazperdeye aktarılmaya başlandığı ve zamanlamasının doğru olduğu bu dönemde Haznedaroğlu, Suriye’de savaştan kaçan ve İstanbul’da yeni bir hayat kurmaya çalışan bir grup insanı mercek altına alıyor. Türkiye’de 3 milyondan fazla Suriyeli mültecinin bulunması ve bu durumun her gün ülke vatandaşları arasında sayısız tartışmalara neden olması nedeniyle böyle bir filmin varlığına ihtiyaç olduğu kesin. Bu konuda kimileri çok net ırkçı söylemler ortaya koyarken kimileri de durumu empati yaparak kavramaya çalışıyor. Haznedaroğlu’nun filminin insanların Suriyeli mültecilere bakış açısında bir değişiklik yaratabilmesi olası, en azından konumu Türkiye olan bir filmde bu duruma her gün şahit olan ama onları bu duruma getiren dinamiklere gözlükleri olmadan bakamayan kişiler için.

Misafir, tv dizilerinden gelen bir yönetmenin hiç de tv dizisi standartlarında olmayan, sinema duygusu yakalayabilen bir filmi. Bazı sahnelerinde yönetmenin dizilerden gelen reklam/klip tarzı hissedilebiliyor, lakin filmin başarılı cast çalışması karakterlerle yoğun bir şekilde empati kurabilmemize olanak sağlıyor. Ürdünlü oyuncu Saba Mubarek’in ekran personasıyla beraber çocuk oyuncu kadrosu da gayet başarılı. Filmin duygu sömürüsüne kaçtığını düşünen kişiler elbette olacaktır fakat böylesine bıçak sırtı bir konu üzerinde nesnel olduğu kadar öznel yargılara da ihtiyacımız var. Belki birbirimizi daha iyi anlayabiliriz, belki hiç anlayamayız ama mülteci problemi devam ettiği sürece bu konuda bir şeyler izlemeye, okumaya ve tartışmaya dahil olmamız gerekiyor.

6/10

Zor Bir Karar / Ugly Duckling / Ender Özkahraman

Esas mesleği çizerlik olan, zamanında Leman’dan ve Gırgır’dan tanıdığımız Ender Özkahraman, 2009’da Hayatın Tuzu filminin senaristliğini yapmıştı. Özkahraman’ın ilk uzun metrajlı yönetmenliği olan Zor Bir Karar, birkaç Türkçe diyalog haricinde tamamen Kürtçe çekilen bir yapım. Burun ameliyatı olmak isteyen bir kadının üzerinden politik bir hikaye arka planı sunmaya çalışan film, plastik cerrahi ve Kürt toplumunu aynı hikaye içinde değerlendirmesiyle kağıt üzerinde oldukça ilginç gözüküyor. Lakin, hikaye anlatımı, görsel yapı ve oyunculuk performansları bakımından hiçbir ilgi çekicilik barındırmayan film, kağıt üzerindeki ilginçliğiyle çelişiyor.

zor bir karar

Tüm fikrini ‘burun ameliyatı olmak isteyen bir kadın’ üzerine kuran yönetmenin finalde olayı bağladığı yer kendisine dahice gelmiş olabilir fakat  kişisel olarak sığ bir propaganda olmanın ötesine geçebildiğini söyleyemeyeceğim. Yarışmanın açık ara en zayıf filmi olan Zor Bir Karar’ın belki sinemaya tek kazanımı Nefesim Kesilene Kadar filmindeki Esme Madra’yı anımsatan ve festivalde Behlül Dal Genç Yetenek Ödülü’ne layık görülen Şükran Aktı olabilir.

2,5/10

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s