‘Bağlılık – Aslı’ Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler

baglilikasli

Halil İbrahim Sağlam: Bağlılık – Aslı’nın mevcut iktidarın kadına sorunlu bakış açısını olumladığı söylenebilir. Söylem olarak yanlış olduğu gibi film olarak da 135 dakikanın hakkını verdiği söylenemez. Kaplanoğlu, önceki filmi Buğday’da ilk yarıda görseliyle göz boyayıp ikinci yarıda muhafazakar mesaj bombardımanına başlıyordu. Yönetmen bu sefer tutucu mesajlarını bütüne yaymış, bunu milliyetçilikle desteklemeyi de sona saklamış. Ayrıca bu sefer filmin ilk yarısı da sorunlu, zira hikaye esas olarak Ece Yüksel’in karakteri girdiği anda başlıyor ve Yüksel filme 60. dakikada giriyor. 10-15 dakikada anlatılabilecek bir giriş bölümünü tam 1 saat izliyoruz ve film daha yeni başlamış oluyor. İyi yanları olarak Kübra Kip ve Ece Yüksel’in başarılı oyunculukları öne çıkarılabilir. Filmin Oscar’a aday olma şansı ise neredeyse sıfır.

Ali Ercivan: Semih Kaplanoğlu ile şehirli / modern / laik kadınlar için iç huzur ve kadınlık dersleri. Çok zahmetli değil, mutfak işleri ve bebek emzirmek kadar pratik çözümler. Fırsat ayağınıza geldi hanımlar. Boşuna yogacılara para kaptırmayın. Ama ana karakterin anne travması mı? Üç dört bomboş sahne, bomboş karakter. Maksat, derdi sırf laik Türkiye’yleymiş gibi gözükmesin. Ki oralarda bile Kemalizm göndermeleri, rakı vs… Hadi, aynı yerden bakmayalım dünyaya ama iyi bir öykü anlat bize. Bir tane parlak, yeni fikir ya… O da yok. Tam bir yaratıcı kabızlık. Muhafazakar seyircinin belirli düğmelerine basalım yeter. Yazık.

Haktan Kaan İçel: Bebek masumiyetinin arkasına saklanarak kendince geleneksel olmayan her noktaya savaş açıyor. Ana karaktere seçilen rol öyle keskin biçimlendirilmiş ki, seyirciye adeta tek bir seçim yolu bırakılıyor. Senaryonun içindeki boşluklar filmin bonkör süresine rağmen somutlaştırılmıyor. Daha manevi değerler üzerinden seyircinin çıkarımlar yapması bekleniyor. Yan karakterlerin pek çoğu iki boyutlu ve hikayeye katkısı tartışılır. Her kesime bir söz söylemeye çalışılıyor ama aslında sadece yönetmen kendi bakış açısının esiri oluyor. Her şeyi bir kenara bıraktığımızda ise Kübra Kip, Ece Yüksel ve bebek oyuncu anlatının içeriğinden ırak rolünün hakkını veriyorlar. İyi görüntü yönetimi de cabası.

Müjde Işıl: Kemalist erkek sabahtan rakı içer. Kariyerci kadın vicdani olmayan yöntemlerle bebeğini sütten keser. Zaten kadının hayattaki tek amacı annelik ve kocasına yemek hazırlamak olmalıdır. Oscar adayımız BağlılıkAslı modern hayat eleştirisi yapmıyor, ‘batsın modernliğiniz’ diyor. Yazık! Kötü anne karakteri yaratmak, annelik kutsiyetle özdeşleştiği için çok zordur bu coğrafyada. Kötü anneyi kişilik defolarıyla değil de illet/zillet olarak yaftalanan insanların değerleriyle tanımlarsanız o, evrensel film değil onaylı zihniyetin filmi olur. Bağlılık – Aslı gibi.

Alper Turgut: Bağlılık Aslı filmine dair; Kadınlar çalışmasın, evde otursun, bebeğine baksın, kocasına güzel yemek yapsın ve ohh depresyondan da kurtulsun mesajını vermek için niye film çekip, onca zahmete girdiniz ki? İktidar, aynı mevzuda sürekli tepiniyor, senelerdir kafamızı ütülüyor zaten

Seza Köreken: Bağlılık Aslı evrensel bir durumu eril ve muhafazakar dille ele alıyor. Duruma sunulan çözüm de oldukça geleneksel. Kadın hikayelerinin erkekler tarafından anlatılamamasına bir kere daha tanık oluyoruz, bu filmle.

İsmail Afacan: Bağlılık Aslı filminin yangından mal kaçırır gibi Oscar’a aday gösterilmesinin nedeni belli oldu… Sarayın istediği yerliliği ve milliliği yansıtmış… Anneliğin ve vatanın kutsallığını Amerikan sinemasına göstermemiz lazımdı.

Tanju Baran: “Bağlılık Aslı”, izlediğim en vasat ve kötücül Semih Kaplanoğlu filmi. Bu film, sinemasal açıdan malumun ilamı: Yusuf Üçlemesinde aynı mahallede yaşanıyordu, Buğday’da mahalleler ayrıldı, Bağlılık Aslı’da karşı mahalle kötülüğün kaynağına dönüştürüldü.

Tuğçe Madayanti Dizici: Dünyada aile yapısı değişiyor; modernite, cinsel özgürlük gibi bağlayıcı ciddi tartışmalar sürüyor. Bu açıdan Bağlılık Aslı filmi ile Semih Kaplanoğlu çağdaş bir meseleye kafa yormuş. Ancak evrenselliği son raundda yerele, siyasete feda etmesi saf sinemayı katışıklaştırmış.

Banu Bozdemir: Semih Kaplanoğlu, Bağlılık Aslı’da şehirle ve modern insanın açmazlarıyla yüzleşiyor. Daha doğrusu onların dünyasına hezeyanlarla dolu bomba atmak istiyor, kendince de başarıyor. Karşısına ise daha katıksız, saf bir yaşamı dikiyor.  İyi kötü faslına girmek istemiyorum ama şehir hikayesi Kaplanoğlu’nda annelik, kariyer ve bunların sonucunda hayatının tamamını karartma olarak yer bulmuş!

Numan Serteli: Semih Kaplanoğlu son filmi için Kültür Bakanlığı’ndan aldığı paranın geri ödemesini ‘final tercihi’yle yapıverirken ustalığını kanıtlıyor!

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s