56. Antalya Altın Portakal Film Festivali Değerlendirmesi ve Jürinin Tartışmalı Bozkır Kararı

‘Öze dönüş’ mottosuyla yola çıkarak bu yıl 56.sı düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Yarışma’nın geri dönmesiyle beraber katılımın ve ilginin yoğun olduğu bir festival haftası geçirdi. Menderes Türel zamanında festivalin adından kaldırılan ‘Altın Portakal’ ibaresi Muhittin Böcek sayesinde yeniden eklendi, Altın Portakal heykelciği ise eski formuna geri döndürüldü. Halkın hem yarışma filmlerine hem de filmden sonraki ekip katılımlı söyleşilere yoğun ilgisi festivalin eski zamanlarının tadını geri getirdi. Antalya’da yapılamayıp Kaan Müjdeci önderliğinde İstanbul’da Beyoğlu Sineması’na taşınan 54. ve 55. Ulusal Yarışma’nın kazananları ise ödüllerini Antalya’da, özünde bir törenle aldılar. Festival bünyesinde yönetmenlerle, oyuncularla gerçekleşen öğle sohbetleri de çok yoğun katılımla eğlenceli geçti. Böcek’in 5 yıl daha görevde kalacağını düşünerek en azından 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne kadar özünde, adı değişmeyen ve Ulusal Yarışma’sı kaldırılmaya teşebbüs bile edilemeyen bir festival geçireceğimize dair inancımız oluştu. Oldukça tartışmasız bir festival yılı oluyor derken (Altın Portakal nasıl tartışmasız olabilirdi!) jüri başkanı Zeki Demirkubuz sahneye çıktı ve Ali Özel’in Bozkır filmini 10 dalda ödüllendirerek festival tarihinin en tartışmalı kararlarından birine imza attı.

antalya festival

DEMİRKUBUZ OLMASAYDI MERT FIRAT, ŞEBNEM BOZOKLU, EMRE ERKMEN VE LATİFE TEKİN YİNE BOZKIR’A 10 ÖDÜL VERİR MİYDİ?

Festivallerde verilen ödül kararları sadece jüri başkanının tek başına kararıymış gibi algılanır çoğu zaman. Elbette değildir lakin başkanın üstünlüğü ve yönlendirmesi olmadığını söylemek de pek inandırıcı değil. Bozkır filmi 10 yarışma filmi içerisinde en son gösterilen filmdi. Yani jüri öncesine kadar 9 filmi izlemiş, konuşmuş ve muhtemelen kafasında bir şeyleri oluşturmuştu. Peki, Bozkır gösteriminde ne oldu? Kadrosunda ünlü oyuncuları barındırmayan, içlerinde en iddiasız gözüken, gösterim öncesi sahneye çıktıklarında tek kelime edemeyen heyecanlı bir ekipti. Gösterimine diğer filmlere oranla daha az kişi geldi. 87 dakikalık kısa süresine rağmen yarışma filmleri içerisinde izleyicinin sağlı, sollu terk ettiği tek filmdi. Filmin henüz yarısına gelindiğinde yaklaşık 50 kişi salonu terk etmişti. İzleyiciyle beraber değil de salonun en tepesindeki locadan, yanlarına kimse yaklaştırılmadan -eskiden jüri salonun tam ortasında halkla beraber izlerdi- filmi izleyen jüri ve Demirkubuz da tabii bu olan biteni gördü. Yani ‘oy birliğiyle alındığı söylenen’ bir karara göre Mert Fırat, Şebnem Bozoklu, Emre Erkmen ve Latife Tekin’in hiçbir etki altında kalmadan başından beri 10 yarışma filmi içinde favorisi Bozkır’dı. Sadece ‘en iyi film’ dalında da değil, ödülü kazandığı 10 kategorinin her birinde favorileri Bozkır’dı. Jüri başkanı eğer Demirkubuz değil de Bozkır’ı sevmeyen başka bir yönetmen ya da oyuncu olsaydı 4’e 1 üstünlükle jüri başkanının kararı geçersiz olacak ve film yine en iyi film dahil 10 ödül alacaktı. Açıkçası bunca yıllık festival tarihi ve jüri geçmişine göre bana hiç inandırıcı gelmeyen bir durum.

Film bitiminde filmi izleyen bazı sinema eleştirmenlerine fikirlerini sorarak bir yıldız tablosu paylaştım. 5 üzerinden puanlamanın olduğu tabloda Bozkır’a 9 eleştirmenin 5’i 1 yıldız, 2’si 1,5 yıldız, 2’si 0,5 yıldız verdi. 5 üzerinden 1 ortalama olan filmin tablonun en sonuna yerleşti. Tabloyu paylaştığımda saat 15.00’ti ve ödül töreninden 5 saat önceydi. Yani jürinin kararının çoktan belirlenip, festival tarafından görsel materyallerinin hazırlandığı bir zaman diliminde. Dolayısıyla jürinin ve eleştirmenlerin birbirinden hiç haberdar olmadığı, etkilenmesinin mümkün olmadığı bir tablo bu. Demirkubuz’un 10 ödülü Bozkır’a vermesinin ardından sosyal medyada paylaştığım yıldız tablosu birdenbire uçuşa geçti. Sürekli paylaşılan tablo ‘eleştirmenler sinemadan anlamıyor’ ya da ‘eleştirmenlerden 1 yıldız alan film nasıl 10 ödül alabiliyor’ şeklinde yorumlarla defalarca konuşuldu.

tabloliste

Bozkır filmine tekrar dönersek elbette Demirkubuz başkanlığındaki jüri filmi çok sevmiş olabilir. Bizim eleştirmenler olarak ‘aşkın’ bir şey göremediğimiz, ağlamadığımız, duygu hissetmediğimiz filmi başka kişiler tam tersi şekilde yorumlayabilir. Bozkır filmini en çok bir sinemacının filmine benzetecek olsak buna birçok kişinin Nuri Bilge Ceylan diyeceğine eminim. Tabii atanamamış bir NBC filmi bu, Kasaba zamanlarındaki NBC filmlerinin doğallığına, amatörlüğüne yaslanan ve günümüzde sürekli eleştirilen, ‘NBC esintili yerli ilk filmler furyası’ndan bir film daha. Eğer Demirkubuz gerçekten ‘yapılamamış’ Bozkır’a bayıldıysa ‘yapılmış’ versiyonları olan Nuri Bilge Ceylan filmlerine hayran olması lazım herhalde diye düşünmemek elde değil, ki bu ayrı bir tartışma konusu.

Demirkubuz’un törende söylediği ‘muhalif olduğunu söyleyen bazı gruplar tarafından ucuz eleştirinin gündelik siyasetin nesnesi haline getirilmeye çalışıldığı’ cümlesinde kimlerden bahsettiği ise hala tam olarak netlik kazanmış değil. Birçok sinema yazarı burada tam olarak ‘hangi grup’tan bahsettiğini tartışadursun, Demirkubuz hem söylemleriyle hem de ödül tercihleriyle ortalığı karıştırmayı başardı. Bana göre durumun en vahim kısmı ise ödül dağılımıyla ilişkili olarak işin maddi kısmı. Demirkubuz ‘para pul konuşmadık’ dese de 10 ödül verilen Bozkır filminin kazandığı para ödülü 490.000 tl, neredeyse yarım milyon. 100 bin lira değerindeki Jüri Özel Ödülü ise yönetmeliğe aykırı olmasına rağmen iki filme bölüştürüldü -film başı 50 bin-. Ayrıca ‘en iyi film’ ve ‘en iyi ilk film’ ödüllerinin aynı filme verilemeyeceği de yönetmenlikte yazmasına rağmen bu karar da iki ödülün de Bozkır’a verilmesiyle çiğnendi. Yapılan açıklamada yönetmelikte yer alan 51. maddede tüm bu maddelerin değiştirilme yetkisinin festival yönetiminde olduğu söylendi. İşin en kabul edilemez tarafı da burası, zira ‘festivalin maddeleri bunlar’ diyip ek bir madde ile ‘ama hepsi de değiştirilebilir, o kadar da önemli değil yani’ye getirmek çok ciddiyetsiz bir tutum. Üstelik tamamen kişilerden bağımsız olarak film kalitesi gözüyle baktığımızda bile hem eleştirmenlerin hem izleyicinin gözünde seçkinin en zayıf filmi olduğu bariz olan bir film var karşımızda. (Bozkır’ın Adana Film Festivali’ne başvurup yarışma seçkisine girecek kadar iyi bulunmadığı ve alınmadığı, Antalya Film Festivali’nde ise 10 filmi doldurmak için seçkiye eklenen son film olduğu bilgisini güvenilir kaynaklardan edindim.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s