RSS

Kategori arşivi: 2012

16. Filmekimi’nde Görülmesi Gereken 16 Film

Bu yıl 29 Eylül – 8 Ekim tarihleri arasında 16. kez düzenlenecek olan Filmekimi, sinefiller için aşırı iştah açıcı seçkisiyle sezonun izlemediğimiz ne kadar önemli filmi varsa getiriyor. Filmlerin birçoğunun biletlerinin daha ilk satışta tükeneceği, ek seanslar açılacağı, açılan ek seansların da 10 dakika içinde tükeneceği yeni bir festival sezonuna daha hoş geldiniz. Festivalin 16. yılındaki bu müthiş seçkisi arasında mutlaka görülmesi gerektiğini düşündüğüm 16 film şöyle;

1) The Killing of a Sacred Deer (2017) – Yorgos Lanthimos (109 dk)

Cannes Film Festivali’nden ‘en iyi senaryo’ ödülüyle dönen yeni Yorgos Lanthimos çılgınlığı The Killing of a Sacred Deer’ın yönetmenin en karanlık filmi olduğu, Haneke izleri taşıdığı, buna rağmen sinemasının karakteristik yönlerinden ödün vermeden rahatsız edici bir sahnenin hemen ardından kahkaha attırdığı konuşuluyor. Colin Farrell – Nicole Kidman ikilisinin oldukça farklı karakterleri canlandırarak şaşırttıkları kesin.

killing

2) You Were Never Really Here (2017) – Lynne Ramsay (85 dk)

We Need to Talk About Kevin’den bu yana yeni filmini merakla bekleten Lynne Ramsay, son filmiyle Cannes’da ‘en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu (Joaquin Phoenix)’ ödüllerine layık görüldü. Ramsay’in en iyi filmi olduğu, Taxi Driver ve Leon ‘u hatırlatan bir yapısı olduğu ama bugüne kadar izlediğimiz hiçbir şeye benzemeyen devrimci bir kurgusu olduğu hala konuşuluyor. Phoenix’İn performansı ise dillere destan oldu bile.

you-were-never-really-here

3) The Square (2017) – Ruben Östlund (140 dk)

Bir önceki filmi Force Majeure ile başyapıt seviyesinde bir filme imza atan, kahkaha attırdığı kadar acı bir şekilde insana kendisini sorgulatan yönetmen Ruben Östlund, son filmi The Square ile Cannes’da ‘Altın Palmiye’ ödülüne ulaşarak yılın en merakla beklenen filmlerinin başında geliyor. Bazı eleştirmenler tarafından bu yılın Toni Erdmann’ı olduğu söylenen film, uçuk fragmanıyla da beklentileri iyice artırıyor.

Ruben-Östlunds-Smart-Sharp-Deliciously-Uncomfortable-The-Square

4) Housewife (2017) – Can Evrenol (82 dk)

İlk filmi Baskın ile Türk korku sinemasında milat olarak değerlendirilebilecek bir çıkış yapan ve yurt dışı festivallerde de oldukça ses getiren yönetmen Can Evrenol, ikinci filmi Housewife ile Clementine Poidatz ve David Sakurai’nin yer aldığı İngilizce filmiyle karşımıza çıkıyor. Sadece fragmanıyla bile uluslararası korku filmlerinden hiçbir eksiği olmadığını kanıtlayan Housewife, korku filmleri yönetmeni Xavier Gens tarafından “Dario Argento ve Lars von Trier arası çılgın bir film” olarak tanımlandı.

housewifeee

5) The Shape of Water (2017) – Guillermo Del Toro (119 dk)

Guillermo Del Toro’nun Pan’s Labyrinth’ten bu yana en çok övgü alan filmi olan The Shape of Water, Venedik Film Festivali’nden “Altın Aslan” ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Jüri başkanı Annette Bening “Ciddi tartışmalar yaptık. Gişe için çekilen bir filme Venedik’te ödül vermek zor bi karardı. Ancak film her beklentiyi karşılayacak kadar iyi” dedi. Yılın Arrival’ı olarak nitelendirilen film, 2018 Oscar ödüllerinin de Dunkirk ile beraber şimdilik en büyük favorisi gözüküyor.

water

6) Mother! (2017) – Darren Aronofsky (121 dk)

Darren Aronofsky’nin ‘Noah’ ile hayranlarında yarattığı büyük hayal kırıklığının ardından yeni filmi Mother! ile patlama yaratması bekleniyordu, lakin Venedik Film Festivali’nde bir güruh tarafından yuhalamalara maruz kaldı. Eleştirmen yıldız tablolarında puanları çok düşük olan, genel olarak oldukça olumsuz şekilde lanse edilen Mother!’ın bir de öteki yüzü var. Filmin metacritic ve rottentomatoes’taki eleştirmen puanları gayet yüksek, filme başyapıt diyen azımsanmayacak da bir kitle var. İzleyiciyi net şekilde ikiye bölen film izlemeyenler için heyecanını hala diri tutuyor.

motherfilml

7) Battle of the Sexes (2017) – Jonathan Dayton, Valerie Faris (121 dk)

Little Miss Sunshine ve Ruby Sparks filmlerinin ardından yeni filmleri Battle of the Sexes’ta 55 yaşındaki Bobby Riggs’in kadın tenisçilerin vasat olduğuna inanıp kadın oyuncularla dalga geçtiği dönemlerde 29 yaşındaki Billie Jean King ile 1973 yılında gerçekleştirdiği ve kaybettiği tenis maçına odaklanıyor. Toronto’da dünya prömiyerini yapan filmde geçen yıl Oscar alan Emma Stone’un Oscar adaylığının kesin olduğu, Steve Carell’ın da gayet iyi bir performans sergilediği konuşuluyor.

battle

8) Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017) – Martin McDonagh (115 dk)

In Bruges ve Seven Psychopats’ın ardından filmlerini özleten Martin McDonagh yeni filmiyle Venedik Film Festivali’nde “en iyi senaryo” ödülünü aldı ve eleştirmenlerin yıldız tablosunda yarışmanın açık ara en yüksek puan ortalamasına sahip filmi oldu. (4.44/5) McDonagh’ın sivri zekasını ortaya koyan mizahi yaklaşımı ve Frances McDormand’ın performansıyla tadına doyum olmadığı söylenen filmin adını ödül sezonlarında sık sık duyacağımıza şüphe yok.

three-billboards-outside-ebbing-missouri-movie-3

9) Thelma (2017) – Joachim Trier (116 dk)

Norveç sinemasının önemli isimlerinden Joachim Trier, iki yıl önceki Louder Than Bombs filminin ardından bu kez aşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir kızın hikayesini anlattığı Thelma ile karşımızda. Toronto Film Festivali’nde oldukça iyi eleştiriler alan film, bir süredir merak uyandırıcı afişiyle de ilgiyi üzerine çekmiş durumda. Norveç’in bu yıl Oscar’a gönderdiği Thelma, bilimkurgu soslu bir erotik gerilim olarak tanımlanıyor.

thelma

10) Happy End (2017) – Michael Haneke (107 dk)

Usta yönetmen Michael Haneke’nin Amour’dan beri merakla beklenen yeni filmi Happy End, yeni bir ‘Altın Palmiye’ beklentilerinin aksine Cannes Film Festivali ana jürisinden ödülsüz döndü. Filmin diğer sert Haneke filmlerine kıyasla biraz daha yumuşak olduğu, buna rağmen kötü olmadığı ama en iyi Haneke filmleri arasında da yer almadığı düşünceleri yaygın. Göçmen probleminin karanlık atmosferinde Fransız bir ailenin yaşamından kesitler sunan film, Avusturya’nın bu yıl Oscar’a gönderdiği film oldu.

happyend

11) Loveless (2017) – Andrey Zvyagintsev (127 dk)

Üç yıl önce Leviathan ile en güçlü filmlerinden birine imza atan Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev, yeni filmi Loveless ise Cannes’da “Jüri özel ödülü”ne layık görüldü. Eleştirmenlerden genel anlamda pozitif eleştiriler alan film yine de The Return ve Leviathan kadar güçlü etkileşimler almadı. Boşanma yolundaki bir çiftin kavga ettikleri bir sırada kaybolan çocuklarını bulma arayışına girmesini konu edinen filmin detaylarını güçlü bulanlar kadar sıradan ya da yönetmenin sinemasının tekrar eden unsurları olduğunu söyleyenler de var.

loveless_andrey_zvyagintsev_9

12) In the Fade (2017) – Fatih Akın (106 dk)

En son geçen yıl Tschick adlı sevimli ama çabuk unuttuğumuz filmle karşımıza çıkan Fatih Akın’ın yeni filmi In the Fade, Cannes Film Festivali ana yarışmasından ‘En iyi kadın oyuncu – Diane Kruger’ ödülüyle ayrıldı. Kruger’ın performansı çok beğenilmekle birlikte küçük de olsa Oscar adaylığı için adının geçebileceği konuşuluyor. Eşini ve oğlunu bombalı bir saldırıda kaybeden Katja’nın yas tutma sürecine ve hayatını değiştiren bu olayın sorumlularından almak istediği intikama odaklanan film Almanya’nın bu yıl Oscar’a gönderdiği film oldu.

in_the_fade_2_h_2017

13) The Beguiled (2017) – Sofia Coppola (93 dk)

Amerikan İç Savaşı sırasında Virginia’daki bir kız okuluna gelen yaralı bir askerin çevresinde gelişen olayları anlatan “The Beguiled”, Sofia Coppola’ya Cannes ana yarışmadan “En İyi Yönetmen” ödülü getirdi. Coppola, Cannes’da 50 yıl aradan sonra bu ödülü alan 2. kadın yönetmen oldu. Don Siegel’in yönettiği, Clint Eastwood’un başrolde oynadığı 1973 yapımı aynı adlı filmin yeniden çevriminde Colin Farrell, Nicole Kidman, Kirsten Dunst, Elle Fanning’i izlemek ve Coppola’nın filme ne gibi dokunuşlar yaptığını görmek için izlenmeli.

begiled

14) Good Time (2017) – Benny Safdie, Josh Safdie (101 dk)

Üç yıl önce Heaven Knows What ile adından söz ettiren Safdie biraderlerin başrolünde Robert Pattinson’ın yer aldığı yeni filmleri Good Time, Cannes ana yarışmasına girmiş fakat festivalden ödülsüz ayrılmıştı. Buna rağmen eleştirmenler tarafından yılın en beğenilen filmlerinden biri oldu, Pattinson’un en iyi performansını verdiği, Safdielerin yönetiminin olgunluk mertebesine ulaştığını ve müziklerinin filmi alıp götürdüğünü söyleyenler hiç de az değil.

goodtime

15) Call Me by Your Name (2017) – Luca Guadagnino (132 dk)

Bir önceki filmi A Bigger Splash ile karışık eleştiriler alan İtalyan yönetmen Luca Guadagnino, yeni filmi Call Me by Your Name ile şimdiden yıla damgasını vurmuş gözüküyor. Film hakkında herhangi bir olumsuz eleştirmen ya da izleyici yorumuna rastlamak neredeyse imkansız. Ödül sezonunda da adını sıkça duyacağımız belli olan yapım, etkili/detaycı yaz ruhu ve oyuncularının başarısıyla konuşuluyor. Yaz tatilini ailesiyle geçiren bir delikanlının yazlık evlerine gelen yaşça büyük bir yabancı ile yakınlaşmasını anlatan filmin senaryosu usta isim James Ivory’e ait ve Andre Aciman’In romanından uyarlama.

callme

16) 120 Beats Per Minute (2017) – Robin Campillo (140 dk)

120 BPM ile 1990’lı yılların başında AIDS hakkındaki farkındalığı attırmak için büyük bir çaba gösteren aktivist bir grubun hikayesini anlatan Robin Campillo, Cannes ana yarışmasından ikinci büyük ödül olan Grand Prix ve FIPRESCI ödülleriyle ayrılarak hem jüriyi hem eleştirmenleri etkilemeyi başardı. İlk yarısında soğukkanlı ve gözlemci bir anlatıma sahipken ikinci yarıda daha kişisel ve acıklı bir aşk hikayesine evrildiği söylenen film, finale doğru ağlatmasıyla ünlendi. Jüri başkanı Almodovar’ın basın toplantısında 120 BPM’yi neden desteklediğini gözyaşları içinde anlatması da ayrıca akıllarda yer etti.

120-BPM

 

 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 13, 2017 in 2012

 

74. Altın Küre Ödül Tahminleri

74. Altın Küre ödülleri 8 Ocak 2017 akşamı sahiplerini bulacak. Drama dalında en iyi film ödülünün şu ana kadar 130’a yakın ödül kazanan Moonlight ile 85 ödüle sahip Manchester by the Sea arasında geçmesi beklenirken, komedi/müzikal dalında ise 100’den fazla ödülün sahibi La La Land favori gözüküyor. Oyunculuk dallarında ise Casey Affleck, Emma Stone, Natalie Portman, Ryan Gosling, Mahershala Ali ve Viola Davis’in rakiplerine kıyasla ödüle bir adım daha yakın olduklarını söyleyebiliriz.

14 dalda verilecek olan Altın Küre ödüllerinde La La Land’in 6 dalda ödül kazanarak geceye damga vurması garanti gözükürken, Moonlight ve Manchester by the Sea’nin de duruma göre 2 ya da 3 ödül kazanması olası duruyor. Ödül gecesine iki gün kalmışken “kim alır?”, “en yakın rakibi” “ve “kim almalı?” şeklinde tahminlerimiz ve isteklerimiz şöyle;

En İyi Drama

Adaylar: Moonlight, Manchester by the Sea, Lion, Hacksaw Ridge, Hell or High Water

Kim alır?: Moonlight -%70-

En yakın rakibi: Manchester by the Sea – %30-

Kim almalı?: Manchester by the Sea (Moonlight’ı henüz izleyemedik)

moonlight

En İyi Müzikal/Komedi

Adaylar: La La Land, Deadpool, Florence Foster Jenkins, 20th Century Women, Sing Street

Kim alır?: La La Land -%100-

En yakın rakibi: Deadpool

Kim almalı?: La La Land

la-la-land

En İyi Erkek Oyuncu – Drama

Adaylar: Casey Affleck, Denzel Washington, Joel Edgerton, Andrew Garfield, Viggo Mortensen

Kim alır?: Casey Affleck (Manchester by the Sea) -%75-

En yakın rakibi: Denzel Washington (Fences) – %25-

Kim almalı?: Casey Affleck (Manchester by the Sea)

casey

En İyi Erkek Oyuncu – Müzikal/Komedi

Adaylar: Ryan Gosling, Ryan Reynolds, Hugh Grant, Colin Farrell, Jonah Hill

Kim alır?: Ryan Gosling (La La Land) -%60-

En yakın rakibi: Ryan Reynolds (Deadpool) -%30-, Hugh Grant (Florence) – %10-

Kim almalı?: Colin Farrell (The Lobster)

ryan-gosling-la-la-land-trailer-2016-billboard-1548

En İyi Kadın Oyuncu – Drama

Adaylar: Natalie Portman, Isabelle Huppert, Ruth Negga, Amy Adams, Jessica Chastain

Kim alır?: Natalie Portman (Jackie) -%100-

En yakın rakibi: Isabelle Huppert (Elle)

Kim almalı?: Isabelle Huppert (Elle) (Jackie’yi henüz izleyemedik)

jackie

En İyi Kadın Oyuncu – Müzikal/Komedi

Adaylar: Emma Stone, Meryl Streep, Annette Bening, Lily Collins, Hailee Steinfeld

Kim alır?: Emma Stone (La La Land) -%75-

En yakın rakibi: Meryl Streep (Florence Foster Jenkins) -%25-

Kim almalı?: Emma Stone (La La Land)

la-la-land-movie-images-emma-stone-ryan-gosling1

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Adaylar: Mahershala Ali, Jeff Bridges, Aaron Taylor Johnson, Dev Patel, Simon Helberg

Kim alır?: Mahershala Ali (Moonlight) – %100-

En yakın rakibi: Jeff Bridges (Hell or High Water)

Kim almalı?: Aaron Taylor-Johnson (Nocturnal Animals) –Moonlight’ı henüz izleyemedik-

mahershala-ali-moonlight

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Adaylar: Viola Davis, Michelle Williams, Nicole Kidman, Naomie Harris, Octavia Spencer

Kim alır?: Viola Davis (Fences) -%100-

En yakın rakibi: Michelle Williams (Manchester by the Sea)

Kim almalı? Michelle Williams (Manchester by the Sea) –Moonlight, Lion ve Hidden Figures’i henüz izleyemedik-

violadavis

En İyi Yönetmen

Adaylar: Damien Chazelle, Barry Jenkins, Mel Gibson, Tom Ford, Kenneth Lonergan

Kim alır?: Damien Chazelle (La La Land) – %75-

En yakın rakibi: Barry Jenkins (Moonlight) – %25-

Kim almalı?: Tom Ford (Nocturnal Animals) (Moonlight’ı henüz izleyemedik)

LLL PP _0004.NEF

En İyi Senaryo

Adaylar: Manchester by the Sea, Moonlight, La La Land, Nocturnal Animals, Hell or High Water

Kim alır?: Kenneth Lonergan (Manchester by the Sea) – %60-

En yakın rakibi: Barry Jenkins (Moonlight) -%40-

Kim almalı?: Kenneth Lonergan (Manchester by the Sea) –Moonlight’ı izleyemedik-

casey-affleck-and-kenneth-lonergan-on-the-set-of-manchester-by-the-sea

En İyi Animasyon

Adaylar: Zootopia, Kubo, Moana, Ma vie de Courgette, Sing

Kim alır?: Zootopia -%75-

En yakın rakibi: Kubo -%25-

Kim almalı?: Zootopia

zootopia

Yabancı Dilde En İyi Film

Adaylar: Toni Erdmann, Neruda, The Salesman, Divines, Elle

Kim alır?: Toni Erdmann -%60-

En yakın rakibi: Neruda -%30-, Divines -%10-

Kim almalı?: Elle

tonierdmann

En İyi Özgün Müzik

Adaylar: La La Land, Arrival, Moonlight, Lion, Hidden Figures

Kim alır?: Justin Hurwitz (La La Land) -%100-

En yakın rakibi: Yok

Kim almalı?: Justin Hurwitz (La La Land)

lalalandmusic

En İyi Orijinal Şarkı

Adaylar: La La Land, Moana, Gold, Sing, Trolls

Kim alır?: City of Stars (La La Land) – %100-

En yakın rakibi: Yok

Kim almalı?: City of Stars (La La Land)

cityofstars

 

 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 6, 2017 in 2012, Haberler

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

“Assassin’s Creed” Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler

assassins-creed-movie-wallpaper-hd-film-2016-poster-image

Kerem Akça: Assassin’s Creed, video oyunu uyarlamaları içinde entelektüel ve plastik duruşuyla özel bir yere oturuyor. Kurzel fark yaratmış.

Halil İbrahim Sağlam: Assassin’s Creed, oyun uyarlamalarının makus talihini değiştiremiyor. Aksiyonu ve müzikleri gaza getirse de senaryo çok yavan bir inanç – bilim savaşı türevi. Görsel açıdan da 21. yüzyıldaki türevleriyle kıyasladığımızda iddiasının altında eziliyor. Ayrıca Macbeth’ten sonra Fassbender ve Cotillard arasında uyumlu bir kimya olmadığını bir kez daha anlamış olduk. 2,5/5

Serkan Çellik: Assassin’s Creed son 17 yıldır birçok filmin olduğu gibi The Matrix’e çok şey borçlu. Ama bir yandan da onu güncelleyebilmiş olması inanılmaz.Gördüğüm en cool filmlerden biri. Gerilim duygusu hiç bitmiyor ve çok sürükleyici. 8/10

Tanju Baran: Assassin’s Creed’in bizimle kafa bulduğunu anlamam 1 saat sürdü, o andan sonra da ben filmle kafa bulmaya başladım. Her açıdan facia bir iş.

Burak Göral: Assassin’s Creed oyunlarından bir tanesini (Brotherhood) oynamıştım. Bayıldığım bir oyun değildi doğrusu ama filmi de yabancı meslektaşlarımın gömdüğü kadar kötü bulmadım. Bilgisayar oyunlarından uyarlanan filmlerin hikayeleri genelde ‘güdük’ olur zaten. Bunun da hikayesi her ne kadar bildiğimiz ‘kutsal kase’ meselesine benzese de izletiyor kendisini.. Justin Kurzel, “Macbeth” uyarlamasındaki estetik anlayışını aynen taşımış. Biraz fazla karanlık, toz toprak içinde geçen aksiyon sahnelerine rağmen ben özellikle Endülüs sahnelerini gayet beğendim. Müziklerini daha da çok sevdim. Fassbender yılda 3-4 filmde oynayarak bir Ayhan Işık olma yolunda sanırım… Marion Cotillard’a da o saç hiç olmamış.. Ama o güzel bakış hep baki…

Murat Tolga Şen: Assassin’s Creed’i beğenmedim. Kendi özünden kopmuş, zorlama bir senaryoyla bolca akrobasi içeren Da Vinci Şifresi olmuş.

Fırat Sayıcı: Assassin’s Creed, fen bilgisi öğretmeni kıvamındaki Cotillard hariç, gayet tatminkar…

Onur Kırşavoğlu: Assassin’s Creed’in söylem/diyalogları basit, manevraları demode. Cotillard ve Fassbender’in en kötü performansı. Kurtaran biraz aksiyon 2/5

Kerem Sanatel: Assassin’s Creed’de yerden yere vurulacak bir şey yok, ama oyunun en ilginç yanı olan galaktik entrikasına hiç girmemişler. Seyirciyi de tıpkı oyunculara yaptıkları gibi afallatsalar, kafa karışıklığı yaratsalardı keşke.

Mert Tanöz: Assassin’s Creed sadece başka bir Justin Kurzel filmi. Epik bir atmosfer içinde güzel görüntüler, harika sesler. Fakat her zamanki gibi hikayesi yok. Macbeth’in kötü bir kopyası gibi. Duman her yerde ama Assassin’s Creed hikayesini gerçekten anlatmıyor. Bir diğer başarısız uyarlama …

İnci Tulpar: Hafta sonu için gençleri çekecek tek vizyon filmi olabilir. Aksiyonu bol.

Ekin Limoncu: Üzülerek söylüyorum ki Assassin’s Creed keşke sadece oyun olarak kalsaymış. Aksiyonla kotarılmaya çalışılan filmin senaryosu tatmin etmiyor. Kötü oyunculuğuna alışık olmadığımız Cotillard ise, ciddi anlamda kötüydü.

 
Yorum yapın

Yazan: Aralık 21, 2016 in 2012

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

53. Uluslararası Antalya Film Festivali Değerlendirmesi

ULUSAL YARIŞMA ÖDÜLLERİ

12 filmin yarıştığı “Ulusal Yarışma Filmleri” bölümünde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo ödülleri Ümit Köreken’in yönettiği Mavi Bisiklet filminin oldu. Semih Kaplanoğlu başkanlığındaki jürinin bu kararı hem eleştirmenler hem genel izleyici nezdinde şaşkınlıkla karşılandı. Herkes yarışmanın en güçlü filmleri olan Albüm, Babamın Kanatları, Tereddüt ve Rüzgarda Salınan Nilüfer arasında geçecek bir yarış bekliyordu fakat jüri Albüm ve Rüzgarda Salınan Nilüfer’i tamamen görmezden geldi, Tereddüt’ü ise sadece kadın oyuncu ödülüyle geçiştirdi. Açıkçası kimsenin ödül tahminlerinde Mavi Bisiklet bulunmuyordu ve Köreken’in filminin geceye damga vurması üzerine sosyal medyada tepkiler büyüdü.

ulusal2

Nisan ayında Müjde Ar başkanlığındaki İstanbul Film Festivali jürisinin ve Mayıs ayında George Miller başkanlığındaki Cannes Film Festivali jürisinin hakkaniyetsiz kararları hala tartışılmaya devam edilirken bunlara Kaplanoğlu başkanlığındaki Antalya Film Festivali jürisinin kararları da eklenmiş oldu. Sinemayı ikinci plana atarak verilen politik kararlar “jüri başkanı” seçiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Albüm ve Rüzgarda Salınan Nilüfer’in muhafazakarlık ve hükümet eleştirileri, Tereddüt’ün ise cinselliği öne çıkaran feminist bir film oluşu her ne kadar güçlü “sinema” olsalar da muhafazakar bakış açısına sahip jüriyi muhalif tavrı olmayan, iddiasız ve daha güçsüz bir yapıma ödül vermeye itti.

Babamın Kanatlarına’na “en iyi ilk film” ödülü verilirken yine bir “ilk film” olan Mavi Bisiklet’e “en iyi film” ödülünün verilmesi ise nereden baksanız tutarsız.” Babamın Kanatları, Mavi Bisiklet’ten daha iyi bir ilk film ama Mavi Bisiklet, Babamın Kanatları’ndan daha iyi film!” gibi son derece mantıksız bir sonuç çıkıyor ortaya. Adana Film Festivali’nden toplamda 7 ödülle dönen Babamın Kanatları, Antalya’da da 6 ödülün sahibi olarak yarışmanın en çok ödül kazanan filmi oldu. Özellikle Menderes Samancılar ve Kübra Kip hem Adana’da hem Antalya’da aldığı oyunculuk ödüllerini hak ediyordu.

ulusal1

En iyi kadın oyuncu ödülünü açıklayan Mehmet Özgür’ün “Ödülü kazanan Tereddüt ama biz ödülü sadece birine verdik” diyerek Funda Eryiğit ve Ecem Uzun arasında kısa süreliğine bir rekabet yaratmaya çalışması hiç hoş değildi. Buna rağmen Ecem Uzun’un ödül için adı açıklandığında Funda Eryiğit’in elinden tutarak onu beraber sahneye çıkmak için ikna etmesi alkış alan bir hareket oldu. Keşke ödül zaten muazzam oynamış olan ikili arasında paylaştırılsaydı.

ULUSLARARASI YARIŞMA

10 filmin yarıştığı “Uluslararası Yarışma” bölümünde Türkiye’den Tereddüt ve Toz filmleri de yer alıyordu. Hugh Hudson başkanlığındaki jüri adeta Kaplanoğlu başkanlığındaki jüriye bir cevap niteliğinde Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt’ünü en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi kadın oyuncu (Ecem Uzun) dallarında ödüllendirdi. Gözde Kural’ın Toz filmine bu bölümde bir ödül çıkmadı. Yarışmanın Tereddüt’le beraber diğer favorisi olarak görülen House of Others filmi ise “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.

uluslararasi1

ORGANİZASYON

Özellikle son 3 yılda Türkiye’nin Cannes’ı olmayı amaçlayan Antalya Film Festivali giderek daha görkemli ve şaşaalı olmaya başlıyor. Bu konuda ekibin haklarını teslim etmek gerekiyor ki, filmlerden dünyaca ünlü konuklara, Film Forum’dan TMR’ye, festival yolundan festival gazetesine, şenliklerden söyleşilere, atölyelerden etkinliklere, ödül törenlerinden partilere kadar büyük bir emek söz konusu. Festival süresi içerisinde yapılacak o kadar çok şey buluyorsunuz ki, her anı dolu dolu geçiyor. Özellikle Expo Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreni sunumundan konserine, tekniğinden süresine son derece profesyoneldi. Festival boyunca sadece akrediteli konukların servis saatleri ve yoğun talep olan filmlere bilet bulabilmesi hakkında bazı sıkıntılar yaşandığı oldu. Bilet konusu genelde görevlilerin yardımıyla bir şekilde çözüldü, servis konusunda da bu kadar kalabalık bir festivalde herkese farklı zaman dilimlerinde tek tek araç kaldırılamayacağını bazı konukların idrak etmesi gerekiyor artık. Beklemeler elbette yaşanacak ya da bazı servisler yer yer tüm otelleri dolaşacak bir güzergah izlemek zorunda kalabilecek.  1 hafta boyunca sayısız kişiyi oradan oraya götürmekle görevli olan servis şoförlerini azarlamaya çalışan bazı konuklara rastlamak sinir bozucu bir durumdu. Festivale konuk olarak gelmek kimseye servis şoförlerini  ve salon görevlilerini azarlama hakkını vermiyor.

organizasyon3

AKREDİTASYON MESELESİ

Antalya Film Festivali, Türkiye’deki tüm festivaller içinde akreditasyon meselesini en çok zorlaştıran ve sinema yazarlarıyla papaz olan festival olmaya bu yıl da devam etti. Her yıl bu konu hakkında birçok sinema yazarı çeşitli eleştirilerini dile getirse de bunlardan ders alınmamış gözüküyor. Maillere, telefonlara, mesajlara cevap vermeyen bir basın sorumlusu ve “7 gün, 3 gün, yol + konaklamanı kendin karşılarsan gel” şeklinde üçe ayrılan hakkaniyetsiz akredite sistemi hala devam etmekte. Festivalde bu yıl SİYAD ödülünün olmaması, festival ve SİYAD arasındaki uçurumu giderek artırmaya başladı. Magazin dünyasından isimlerin varlığı daha da artarken akredite sistemi ve basın sorumlusunun davranışları yüzünden “küstürülen”  sinema yazarlarının sayısı azalıyor. Bu konuda en yakın zamanda kalıcı bir çözüm üretilmesi gerekiyor. Festival gelecek yıl için bunları dikkate alır ya da almaz ama bizler sinema yazarları olarak her sene üzerine basarak bunu söylemeye devam edeceğiz.

MANCHESTER BY THE SEA – NERUDA

2017 Oscar Ödülleri’ne adaylıklarıyla damgasını vurması beklenen Kenneth Lonergan filmi Manchester by the Sea ve Pablo Larrain’in Pablo Neruda biyografisi Neruda festivalde Türkiye prömiyerlerini gerçekleştirdi. Sinemaseverlerin çok merak ettiği filmler olmasına rağmen nedense bu iki filmin tanıtımı çok fazla yapılmadı. Sadece bu iki filmi görmek için başka şehirlerden Antalya’ya gelen sinefiller olmasına rağmen salonların doluluk oranı beklediğimiz gibi değildi. Filmekimi’nde gösterilmiş olsa biletleri hemen tükenerek salonlarda izdiham yaratacak olan bu iki film daha iyi bir tanıtım yapılmasını hak ediyordu. Festivalin son 3 gününde görme şansına eriştiğim Manchester by the Sea ve Neruda hakkındaki kısa görüşlerim şöyle;

neruda-e1477420350541

Neruda

Şili sinemasının en iyi yönetmenlerinden Pablo Larrain’in yine Şili’nin unutulmaz figürlerinden komünist şair, yazar ve senatör Pablo Neruda’nın 1940’ların sonundaki kaçak hayatını ele aldığı film, El Club’da (2015) olduğu gibi Larrain’in usta işi yönetimiyle özel bir politik gerilime, şiir gibi bir biyografiye dönüşüyor. Larrain sinemasına göre daha konvansiyonel bir anlatısı olan Neruda, Larrain’in 2017 Oscar Ödülleri için konuşulmaya başlanan Jackie filmi öncesi Hollywood’a geçişinin habercisi niteliği taşıyor. Larrain, daha ana akım biyografik şablonda bile kendi arthouse sinemasının kodlarından görsel ve kurgusal olarak ödün vermiyor. Dış ses anlatısı, zaman – mekan algısını yok eden bazı sekanslar, El Club’ın kirli ve puslu havasını anımsatan sinematografik tercihler Larrain’in “auteur” kimliğine uygun biçimci tercihleri. Neruda rolünde Luis Gnecco ve dedektif Oscar Peluchonneau rolünde Gael Garcia Bernal unutulmaz performans sergiliyorlar.

8/10

manchester-by-the-sea

Manchester by the Sea

Kenneth Lonergan’ın Margaret (2011)’ten 5 yıl sonra gelen yeni filmi Manchester by the Sea, dramatik yapısını yas ve suçluluk duygusu üzerine konumlandıran, her biri çok iyi yazılmış karakterlere sahip olan, son yılların en güçlü dram filmlerinden. Lonergan’ın etkileyici kalemi, sade ve dingin planlarla bezeli yönetmenlik anlayışıyla birleşmiş. Özellikle filmde flashback sahnelerinin girdiği kısımlar kurguculara örnek teşkil edecek kadar temiz ve pürüzsüz kotarılmış. İzleyicinin yüreğini dağlamayı başaran, arada sert bıçak darbeleriyle acıtan ama mizahi sahneleriyle de durumu dengelemeye çalışan senaryosunun yanında filmin en büyük gücü kuşkusuz oyunculukları. Casey Affleck başta olmak üzere Michelle Williams, Kyle Chandler ve Lucas Hedges oldukça güçlü performanslara sahipler. Affleck’in Oscar sezonunda en iyi erkek oyuncu adaylığı alabilme ihtimali yüksek.

8,5/10

 
Yorum yapın

Yazan: Ekim 25, 2016 in 2012, Festivaller

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

73. Venedik Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

Sam Mendes’in jüri başkanlığında bu yıl 73.sü düzenlenen Venedik Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu. Altın Aslan ödülüü Lav Diaz’ın 3 saat 46 dakika uzunluğundaki filmi The Woman Who Left’in olurken, Jüri Büyük Ödülü Tom Ford’un yıldız oyuncularla dolu Nocturnal Animals’ına gitti. Ülkemizden Reha Erdem’in “Orizzonti” bölümünde yarışan filmi Koca Dünya ise “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.

lav-diaz

Ana Yarışma

Altın Aslan: The Woman Who Left – Dir: Lav Diaz

Jüri Büyük Ödülü: Nocturnal Animals – Dir: Tom Ford

Jüri Özel Ödülü: The Bad Batch – Dir: Ana Lily Amirpour

En İyi Yönetmen: Amat Escalante (Untamed) & Andrei Konchalovsky (Paradise)

En İyi Senaryo: Jackie – Dir: Pablo Larrain

En İyi Erkek Oyuncu: Oscar Martinez (El Ciudadano Ilustre)

En İyi Kadın Oyuncu: Emma Stone (La La Land)

En İyi Yeni Aktris: Paula Beer (Frantz)

FIPRESCI: A Woman’s Life – Dir: Stephane Brize

 reha-erdem

Orizzonti

En İyi Film: Liberami – Dir: Federica di Giacamo

Jüri Özel Ödülü: Koca Dünya – Dir: Reha Erdem

En İyi Yönetmen: Fien Troch (Home)

En İyi Erkek Oyuncu: Nuno Lopes (Sao Jorge)

En İyi Kadın Oyuncu: Ruth Diaz (The Fury of the Patient Man)

 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 10, 2016 in 2012

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

“Zootopia” Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler

zootopia-2016

Müjde Işıl: Zootropolis en iyi Disney animasyonlarından. Ütopyayı hayvanlar dünyasına taşıyor; ‘şiddete ve ötekileştirmeye son ver’ diyor.

Halil İbrahim Sağlam: Zootopia, şimdilik yılın en iyi animasyonu. Karakterleri, mizahı, hikayesi ve mesajları çok iyi. Oscar’ı alır, Shakira’nın şarkısı da aday olur. 4/5

Burak Göral: “Zootropolis” toplumlarda birilerinin diğerleri üzerine kurduğu ötekileştirmenin, önyargılarla oluşan ayrımcılığın iyi niyet ve hoşgörüyle nasıl aşılabileceğini çocuklara tatlı bir polisiye hikayeyle anlatan parlak bir animasyon… Jason Bateman’ı çok severim ama Cem Yılmaz’ın dublajı da gayet iyiydi. Motorlu Taşıtlar Bürosu’nda çalışan “tembel hayvanlar” sekansı ise muhteşemdi…

Banu Bozdemir: Zootropolis içinizdeki şiddeti durdurabilirsin diyen gayet hoş bir animasyon. Izleyin, izleyin!

Yiğitcan Erdoğan: Zootropolis’in mükemmel bir mesajı var. Türkiye’de ilkokul seviyesinden başlatılarak müfredata eklenmesi gerekiyor. Şaka değil.

Melis Zararsız: Zootropolis harika, çocuk büyük demeyin koşun!

Mert Tanöz: Animasyon türünde Oscar’ın bu seneki sahibi şimdiden belli gibi: Zootropolis

Gözde Özen: Zootropolis çok güzel bir animasyondu.Hem çok eğlenceli hem de insanlar-hayvanlar dünyası alegorisi çok başarılı. Mutlaka izleyin.

Burak Sakar: Zootopia; “güvensizlik” ve “korku” teması üzerinden, rant sistemiyle kurulu bir evrenin getirisini çok iyi anlatan bir yapım olmuş ve vermek istediği mesaj da yerinde.

 
Yorum yapın

Yazan: Haziran 8, 2016 in 2012, Haberler

 

Etiketler: , , , , , , ,

“Now You See Me 2” Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler

Now-You-See-Me-2

Burak Göral: “Now You See Me 2” filmmiş gibi yapan bir kuru gürültü! İlkini de sevmemiştim, ama buna sonuna kadar zor katlanabildim…

Kerem Akça: Seriyi vasatlastiran Now You See Me 2, bu sebeple ilkinden daha çok izlenirse şaşırmam..

Halil İbrahim Sağlam: Now You See Me 2’de ilk filmin yüksek egosu aynen devam ediyor.  Zannedersin çok büyük seri. Halbuki ne eğlenceli, ne de komik olmayı başarabiliyor. Üstelik bu sefer ilk filmin bile gerisinde. Daniel Radcliffe, gelecek yıl Razzie’ye aday olabilir!

Tuğçe Madayanti Dizici: Now You See Me ikinci filminde sistem karşıtı gibi duran hilelerini çok kişiselleştirdi ve eğlendiremedi. (4/10)

Gözde Özen: Now You See Me 2 ilk filmin gerisinde kalan, “sihrini” kaybetmiş bir devam filmi olmuş.

Haktan Kaan İçel: Now You See Me 2 ilk filmin aynısı diyebiliriz. Tek farkı daha geniş bir coğrafyaya yayılan bir hikaye söz konusu diyebiliriz. Reality show 2… Daniel Radcliffe,  bu seneki Razzie ödüllerinde yerini ayırttırmış gözüküyor.

Mert Tanöz: Now You See Me 2 ilk filmden çok daha iyi bir kurguya sahip. Oyunculuklar ve karakterler bir tık daha iyi, ama işin sihir şovu kısmı daha az. Parçaları birleştirdikten sonra tahmin edilebilir olması, filmin keyifli, hareketli ve akıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

 

 
Yorum yapın

Yazan: Haziran 7, 2016 in 2012, Haberler

 

Etiketler: , , , , , , , ,