RSS

Kategori arşivi: Randevu İstanbul Film Festivali

16. Randevu İstanbul Film Festivali’nde Görülmesi Gereken 12 Film

20 Aralık – 26 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da “Levent Cinemaximum Kanyon”, “Zincirlikuyu Cinemaximum Zorlu Center”, “Beyoğlu Cine Majestic” ve “Beyoğlu Fransız Kültür Merkezi”nde gerçekleşecek olan 16.  Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali’nin yaklaşmasıyla birlikte “yılın son film festivali” heyecanı sardı. Bu yıl Randevu İstanbul’da “Gala İstanbul”, “Sinema Tarihi Yazıyor”, “Haklarınız İçin Savaşın!”, “Dünya Dönüyor”, “Film Bağımlıları İçin Bağımsız Filmler”, “İlk Randevu”, “Pelikül Kabuslar”, “Acı Gerçek”, “Çok Satanlar”, “Filistin Sineması: Özgürlük” ve “En Kısa Gün!” bölümleri bulunmakta.

Randevu İstanbul Film Festivali’ne gitmek isteyenler için yol gösterecek bir rehber olmasını amaçlayarak program içerisinde “görülmesi gereken 12 film” listesini ele aldım.

1) 12 Years a Slave / 12 Yıllık Esaret (2013) – Steve McQueen – (133 dk) 

12 years a slave

Hunger (2008) ve Shame (2011) filmleriyle usta bir sinemacı olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Steve McQueen’in son filmi olan 12 Years a Slave, şimdiden Oscar’ın en büyük favorisi gözükmekle birlikte Amerika’da birçok film eleştirmenleri birliği ödüllerinde de “en iyi film” ödülüne layık görüldü. McQueen’in “arthouse sinemacı” kimliğinden ödün verip vermediğini, Oscar’a oynayan popülist yönetmen imajına doğru savrulmasının doğru olup olmadığını, ödüller ve adaylıklarla dönen Chiwetel Ejiofor, Lupita N’yongo, Michael Fassbender’ın performanslarının nasıl olduğunu görmek için izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: Açılış Filmi

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=iiw1cYXQw4g

2) Nebraska (2013) – Alexander Payne (121 dk) 

nebraska

Sideways’ten (2004) sonra uzun süre hayranlarını bekleten yönetmen Alexander Payne, 2011’de The Descendants ile tekrar sinemaya dönmüş, birçok festivalde ödül ve adaylıklarına devam etmişti. Son filmi Nebraska ise, hem siyah-beyaz oluşu, hem farklı atmosferi, hem de Bruce Dern ile June Squibb’in performanslarının çok beğenilmesiyle yılın merak edilenleri arasında.

Gösterim Tarihleri: 26 Aralık Perşembe 19.00 (Beyoğlu Cinemajestic), 26 Aralık Perşembe 21.30 (Cinemaximum Zorlu Center) Kapanış Filmi

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=UT5tqPojMtg

3) Kill Your Darlings / Öldüresiye Sevmek (2013) – John Krokidas (104 dk) 

kill your darlings

Geçtiğimiz yıl Walter Salles’ın çektiği, Beat kuşağını anlatan uyarlama On the Road (2012), genel anlamda beğenilmeyerek hayal kırıklığı yaratmıştı. John Krokidas’ın yönettiği Kill Your Darlings ise şimdiden olumlu yorumlar almaya başladı bile. Jack Huston’un Jack Kerouac’ı, Daniel Radcliffe’ın Allen Ginsberg’i, Ben Foster’ın ise William Burroughs’u canlandırdığı film, Beat kuşağı severleri epey meraklandırıyor.

Gösterim Tarihleri: 22 Aralık Pazar 21.30 (Cinemaximum Zorlu Center), 24 Aralık Salı 19.00 (Cinemaximum Kanyon)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=AxGgkEHmHHg

4) Le Week-End / Paris’te Bir Haftasonu (2013) – Roger Michell 

le week-end

Roger Michell’in yönettiği, Hanif Kureishi’nin senaryosunu yazdığı Le-Week End’in, çatırdamaya başlayan evliliklerini 30.yıl dönümlerinde tekrar canlandırmaya çalışan yaşlı bir çiftin hikayesini gerçekçi, komik ve aynı zamanda dokunaklı bir şekilde anlattığı söyleniyor. Jim Broadbent ve Lindsay Duncan’ın İngiltere’deki festivallerde ve San Sebastian’da aldığı ödüller de oyunculuk gücü yüksek bir İngiliz filmiyle karşı karşıya olduğumuzun sinyallerini veriyor.

Gösterim Tarihleri: 21 Aralık Cumartesi 16.30 (Cinemaximum Kanyon), 22 Aralık Pazar 19.00 (Cinemaximum Zorlu Center), 23 Aralık Pazartesi 19.00 (Beyoğlu Cinemajestic)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=VY4GKUxIGwQ

5) Zulu (2013) – Jerome Salle

zulu

66. Cannes Film Festivali’nin kapanış filmi olan Zulu, Anthony Zimmer (2005), Largo Winch (2008) ve Largo Winch 2 (2011) filmleriyle aksiyonda farklı bir tarzı olduğunu ortaya koyan yönetmen Jerome Salle’nin eseri. Caryl Ferey’in, uluslararası çok satan kitaplar arasında yer alan eseri Zulu’dan uyarlanan film, suç-polisiye filmine bir yenilik getirip getirmediği, şiddeti ve gerilimi ne şekilde ele aldığı ve Orlando Bloom – Forest Whitaker ikilisinin performansları gibi merak ettirici ögelerden dolayı izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: 20 Aralık Cuma 21.30 (Cinemaximum Zorlu Center), 24 Aralık Salı 21.30 (Cinemaximum Kanyon), 26 Aralık Perşembe 19.00 (Cinemaximum Zorlu Center)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=G4LB6RQXp1w

6) Jimmy P. / Düş ve Gerçek (2013) – Arnaud Desplechin (117 dk) 

jimmy p.

Georges Devereux’un çığır açan etnografik psikoanaliz çalışması “Psychotherapy Of A Plains Indian”dan uyarlanan film, hem ele aldığı konu itibariyle psikoanaliz, terapi, hastalık, dostluk gibi kavramları nasıl işlediğiyle, hem de Benicio Del Toro ve Mathieu Amalric’in karşılıklı döktürdüklerinin söylenmesiyle merak ettiriyor.

Gösterim Tarihleri: 21 Aralık Cumartesi 19.00 (Beyoğlu Cinemajestic), 26 Aralık Perşembe 16.30 (Cinemaximum Kanyon)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=oyHBtadl8d4

7) Joe (2013) – David Gordon Green (117 dk) 

joe

George Washington (2000), All the Real Girls (2003) gibi filmleriyle Amerikan bağımsız sinemasının öne çıkan yönetmenlerinden olan David Gordon Green’in 2013 yılında çektiği iki filmden biri olan Joe, kariyerinin en iyi performanslarından birini verdiği söylenen Nicolas Cage ile The Tree of Life (2011), Mud (2012) gibi filmlerde yer alarak ümit vadeden bir oyuncu olma yolunda ilerleyen Tye Sheridan’ı buluşturmasıyla merak ettiriyor. Kariyerinde hızla düşüşe geçen Nicolas Cage için Joe bir kurtuluş filmi olacak mı, izleyip göreceğiz.

Gösterim Tarihleri: 21 Aralık Cumartesi 21.30 (Cinemaximum Kanyon), 22 Aralık Pazar 16.30 (Cinemaximum Zorlu Center), 24 Aralık Salı 19.00 (Beyoğlu Cinemajestic)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=OgZpp7GEZ-0

8) Omar (2013) – Hany-Abu Assad (94 dk) 

omar

Filistin sinemasından son dönemde çıkan en iyi işlerden biri olan Omar, ülkemizde Filmekimi, Altın Koza, Altın Portakal, Malatya Film Festivali gibi festivallerde de gösterilmiş ve izleyici tarafından çok beğenilmiş bir iş. Hikayesinin sürükleyiciliği, kurduğu dramatik çatışmanın sahiciliği ve Adam Bakri ile Samer Bisharat’ın güçlü oyunculukları filmi izlemek için nedenler arasında.

Gösterim Tarihleri: 20 Aralık Cuma 19.00 (Cinemaximum Kanyon), 23 Aralık Pazartesi 19.00 (Cinemaximum Zorlu Center), 25 Aralık Çarşamba 19.00 (Beyoğlu Cinemajestic)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=v5dSeBD-qiY

9) Exhibition / Sergi (2013) – Joanna Hogg (104 dk) 

exhibition

Bu yıl Locarno Film Festivali’nde yarışan, Joanna Hogg’un yönettiği Exhibition’ın, Aslı Özge’nin Hayatboyu filmiyle benzerliğinin dikkat çektiği söyleniyor. İki filmin de bir kadın yönetmenin elinden çıkması, 50’li yaşlardaki sanatçı bir çiftin hikayesini ele alıyor olması, modern tarzdaki evlerinin hayatlarındaki önemi, ilişkilerindeki çıkmaz ve stilize görselliği düşünülürse hiç de haksız sayılmazlar! Hayatboyu’nun yılın en iyi Türk filmlerinden biri olduğunu düşünürsek Exhibition’u da merak etmeden duramıyoruz.

Gösterim Tarihleri: 21 Aralık Cumartesi 14.00 (Cinemaximum Kanyon), 23 Aralık Pazartesi 16.30 (Beyoğlu Cinemajestic)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=EzwrSkrB1G8

10) Grand Piano / Piyano (2013) – Eugenio Mira (90 dk) 

grand piano

Eugenio Mira’nın yönettiği bu gerilim filmi, sadece sinopsisiyle bile merak duygusunu körüklemeye yetiyor. Tıklım tıklım dolu konser salonunda çalmaya başlayan meşhur klasik müzik piyanisti Tom Selznick, nota defterine karalanmış tehdit notunu görür. Güçlü bir müzik kulağına sahip psikopat bir adam tarafından izlendiğini farkeden Tom, tek bir notada bile hata yaparsa hem kendisi, hem de seyirciler arasındaki karısı öldürülecektir. Heyecanlanmadınız mı? Peki, piyano çalmanın maksimum derecede önemli olduğu bu gerilim filminin Hitchcock ve Argento’ya göndermeler yaptığının söylenmesi? Hala mı kararsızsınız? Peki piyanisti Elijah Wood’un, psikopatı ise John Cusack’in canlandırdığını söylesek? Bence, ikna oldunuz.

Gösterim Tarihleri: 25 Aralık Çarşamba 21.30 (Cinemaximum Zorlu Center), 26 Aralık Perşembe 21.30 (Beyoğlu Cinemajestic)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=XF3cGr-XFhw

11) The Sacrament / Ayin (2013) – Ti West (95 dk) 

the sacrament

The House of the Devil (2009) ve The Inkeepers (2011) gibi korku filmleriyle tanınan yönetmen Ti West, bu sefer yapımcılığında Eli Roth’un da imzasının bulunduğu The Sacrament’i yönetiyor. İntihar tarikatları ve “Baba” olarak bilinen gizemli bir tarikat lideri ekseninde geçen karanlık, zeki ve sert bir film olduğunun söylenmesinin yeterince ilgi çekici olduğunu düşünüyoruz. Hele ki, Eli Roth imzası da varsa!

Gösterim Tarihleri: 24 Aralık Salı 21.30 (Cinemaximum Zorlu Center), 25 Aralık Çarşamba 21.30 (Beyoğlu Cinemajestic), 26 Aralık Perşembe 21.30 (Cinemaximum Kanyon)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=iP2rtrudKro

12) Taped / Kayıtta (2012) – Diederik Van Rooijen (81 dk)

taped

81 dakikalık Hollanda yapımı bir gerilim filmi olan Taped, ilişkilerini kurtarmak için aşklarının başladığı yer olan Buenos Aires’e giden, fakat ayrılmaya karar verip dönerlerken bir polisin işlediği cinayete tanık olan çiftin kaçış öyküsünü anlatıyor. Polis, ellerinde öldürme anının kaydı olan bu çifti yakalamakta kararlıdır, ayrılmaya karar veren çift ise birbirine tekrardan güvenmek zorundadır. Hollanda’da vizyona girdiği gibi Columbia Pictures tarafından yeniden çevrim haklarının satın alınması, filmin orijinal bir nokta yakaladığını garantiliyor. Hollywood remakelerinin kötü olduğunu, orijinal filmlerin ise sıklıkla iyi olduğunu düşünürsek Taped’ı görmek şart oluyor.

Gösterim Tarihleri: 22 Aralık Pazar 21.30 (Beyoğlu Cinemajestic), 24 Aralık Salı 21.30 (Beyoğlu Cinemajestic)

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=m_w53-cd-7A

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Blancanieves (2012)

İlk filmi “Torremolinos 73” (2003) ile “sinema sevgisi”ni dramatik/komedi karışımı bir türle harmanlayarak unutulmayacak bir filme imza atan İspanyol yönetmen Pablo Berger, Blancanieves (2012) ile de aynı formülü uygulayarak kendi başyapıtını oluşturuyor. Bu sefer “melodramatik ögeler”in ağır bastığı bir hikaye ekseninde bildiğimiz “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” metnini, 1920’lerin İspanya’sındaki boğa güreşleri ve “sessiz sinema” ile birleştirerek yapıbozumuna uğratan bir “sessiz sinema klasiği”ne imza atıyor.

blanca

Efsanevi matador Antonio Villalta (Daniel Gimenez Cacho), boğayla yaptığı şovun ardından bir kaza geçirir. Kazanın şokunun etkisiyle hamile karısı komaya girer ve hayatını kaybeder. Bebek Carmencita doğmuştur fakat Antonio kötürüm kalmıştır. Hastanedeki kötü kalpli hemşire Encarna (Mariel Verdu) ile evlenen Antonio’nun serveti artık Encarna’nın ellerindedir. Gösteriş meraklısı Encarna hayatını yığınla para harcamak ve absürd fanteziler yapmak arasında geçirirken, Antonio’ya bir köpek gibi davranmaktadır. Carmencita’nın da saraylarına gelmesiyle beraber Encarna kötülüklerini göstermeye devam eder. Babasıyla tanışan Carmencita’nın hayali de babası gibi efsanevi bir matador olmaktır. Bu yolda ona yedi cüceler eşlik edecektir.

15. Randevu İstanbul Film Festivali kapsamında izlediğim, 1920’lerin İspanya’sında geçen gotik bir Pamuk Prenses uyarlaması olan film, Tim Burton’un gotikliğini Luis Bunuel’in sürrealizmiyle birleştirerek ortaya boğa güreşleri içerisinde sinema sevgisiyle dolu bir “The Artist” (2011) çıkarıyor. “Ayna ayna, söyle bana”nın ve “prens”in olmadığı  bir Pamuk Prenses fikri bile yeterince orijinalken bunu İspanya’ya has “matador”, “flamenko” ve “Carmen” hikayeleriyle birleştiren Pablo Berger, Torremolinos 73’teki “sinema sevgisi” ve “Carmen hikayesi”ni ikinci filmine de başarılı bir şekilde adapte ediyor. Bunu yaparken bolca kullandığı yakın planları ve görüntü bindirmelerini müthiş müzik kullanımıyla görsel ve işitsel bir şölene dönüştürmeyi ihmal etmiyor.

blancanieves-2012

Bu postmodern Pamuk Prenses uyarlamasında büründüğü “femme-fatale” karakterinde harikalar yaratan Mariel Verdu’ya ayrı bir parantez açmak lazım. Mimikleriyle ve beden diliyle bu yılın en iyi kadın oyuncu performanslarından birine imza atan Verdu, bunun karşılığını San Sebastian Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görülerek almıştır. Bu yılki Oscar ödüllerinde İspanya’nın Oscar aday adayı olan “Blancanieves”, Akademi tarafından “Yabancı Film” kategorisinde ilk 9’a alınmasa da, oluşturduğu postmodern sinema büyüsüyle sinema tarihine adını yeni dönem “sessiz sinema” ürünlerinin başyapıtı olarak yazdıracaktır.

9.2 / 10

 

15. Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali’nde Görülmesi Gereken 10 Film + Bonus

14 Aralık – 20 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da “Levent Cinemaximum Kanyon”, “Beyoğlu Cinemaximum Fitaş” ve “Fransız Kültür Merkezi”nde gerçekleşecek olan 15.  Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali’nin yaklaşmasıyla birlikte “yılın son film festivali” heyecanı sardı. Bu yıl Randevu İstanbul’da “Gala İstanbul”, “Sinema Tarihi Yazıyor”, “Haklarınız İçin Savaşın!”, “Dünya Dönüyor”, “Film Bağımlıları İçin Bağımsız Filmler”, “İlk Randevu”, “Pelikül Kabuslar”, “Acı Gerçek” ve “Avrupa Film Akademisi: Kısa Şart!” bölümleri bulunmakta.

Randevu İstanbul Film Festivali’ne gitmek isteyenler için yol gösterecek bir rehber olmasını amaçlayarak program içerisinde “kesinlikle görülmesi gereken 10 film” listesini ele aldım.

1) Blancanieves / Pamuk Prenses (2012) – Pablo Berger (104 dk) 

blanca

2003 yılında çektiği ilk filmi “Torremolinos 73” (2003) ile çok sayıda ödül kazanıp sinemaya iyi bir başlangıç yapan İspanyol yönetmen Pablo Berger’in 9 sene aradan sonra sinemaya yapıbozucu – kült bir Pamuk Prenses uyarlamasıyla geri dönüşünü görmek için izlenmeli. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i, sessiz sinema ve boğa güreşleri ile birleştirip Bunuelvari bir saygı duruşunda bulunan film, sinefiller için kaçırılmaz bir nimet gibi duruyor. Blancanieves ayrıca, San Sebastian Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ve “Jüri Özel Ödülü”ne layık görülmüştür.

Gösterim Tarihleri: 15 Aralık Cumartesi 19.00 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş), 18 Aralık Salı 16.00 (Levent Cinemaximum Kanyon)

2) Anna Karenina (2012) – Joe Wright (130 dk) 

anna

Bugüne kadar sayısız uyarlaması çekilen Tolstoy şaheseri Anna Karenina, bu sefer “Pride & Prejudice” (2005) ve “Atonement” (2007) filmleriyle hem dönem filmi hem de roman uyarlaması konusunda rüştünü ispatlamış yönetmen Joe Wright ile sinemada yerini buluyor. Festivalin açılış filmi olan Anna Karenina’da, Keira Knightley, Jude Law ve Aaron Taylor’ın, Tolstoy karakterlerine uyum sağlayıp sağlayamadığını, kostüm tasarımı ve sanat yönetimi gibi dallarda görkemli bir hale gelip gelmediğini ve Oscar yarışındaki iddiasının ne durumda olduğunu görmek için izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: 14 Aralık Cuma 21.00 (Festival Açılış Filmi)

3) Killing Them Softly / Kibarca Öldürmek (2012) – Andrew Dominik (97 dk) 

killing

2000 sonrası ortaya çıkan en yetenekli yönetmenlerden biri olan, “Chopper” (2000) ve “The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford” (2007) filmleriyle kendine has bir hayran kitlesi yaratan Andrew Dominik’in 5 yıl aradan sonra sinemaya geri dönüşü için izlenmeli. Brad Pitt’in akıllarda kalacak bir karakter oyunculuğu çıkarma ihtimali, fragmanında görülen uzun tek plan sekansları ve uzun diyalog çalışmaları nedeniyle yine bir Andrew Dominik klasiğinin ortaya çıkması an meselesi gibi gözüküyor.

Gösterim Tarihleri: 15 Aralık Cumartesi 19.00 (Levent Cinemaximum Kanyon), 16 Aralık Pazar 19.00 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş)

4) Lawless / Kanunsuzlar (2012) – John Hillcoat (116 dk) 

lawless

“The Proposition” (2005) ve “The Road” (2009) filmleriyle dikkat çeken, filmleri beklenen bir yönetmen olmaya başlayan John Hillcoat’ın yönetmenliğiyle ve yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuyla (Shia LaBeouf, Tom Hardy, Guy Pearce, Jessica Chastain, Mia Wasikowska, Gary Oldman, Ryan Gosling) gangsterlerle dolu bir “crime/drama” için izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: 20 Aralık Perşembe 19.00 (Levent Cinemaximum Kanyon), 20 Aralık Perşembe 21.30 (Levent Cinemaximum Kanyon)

5) The Lines of Wellington / Wellington Hatları (2012) – Valeria Sarmiento (151 dk) 

wellington

Şilili usta yönetmen Raoul Ruiz’in geçen yıl hayatını kaybetmesinin ardından hazırlık aşamasında kalan bu projesini, Ruiz’in eşi ve iş ortağı yönetmen Valeria Sarmiento yönetiyor. 2,5 saatlik süresiyle 19.yy’da geçen bir “dönem-savaş-drama” epiği izlenimi veren film, Sarmiento’nun eşi Ruiz’in tüm filmografisine kişisel bir saygı niteliğinde sunduğu hüzünlü vedasını görmek açısından izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: 16 Aralık Pazar 21.30 (Levent Cinemaximum Kanyon), 17 Aralık Pazartesi 16.00 (Levent Cinemaximum Kanyon), 20 Aralık Perşembe 16.00 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş)

6) A.C.A.B: All Cops Are Bastards / Bütün Polislerin Canı Cehenneme (2012) – Stefano Sollima (112 dk) 

all cops

İtalyan yönetmen Stefano Sollima’nın ilk filmi olan “Bütün Polislerin Canı Cehenneme”, üç zorba polisin çevresindekilere yaşattığı “polis terörü”nü karanlık yanlarıyla sunmaya çalışan gerçekçi yapısı için izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: 15 Aralık Cumartesi 16.00 (Levent Cinemaximum Kanyon), 19 Aralık Çarşamba 13.30 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş), 20 Aralık Perşembe 16.00 (Levent Cinemaximum Kanyon)

7) Emperor / İmparator (2012) – Peter Webber (98 dk) 

emperor

“Girl with a Pearl Earring” (2003) ve “Hannibal Rising” (2007) filmleriyle çıkış yapan İngiliz yönetmen Peter Webber’ın sinemaya geri dönüşünü görmek ve hem Amerikan hem Japon oyuncuların yer aldığı bir savaş ve aşk hikayesi görmek için izlenmeli. Lost dizisiyle parlayan Matthew Fox ve usta aktör Tommy Lee Jones’un başrollerinde yer aldığı film 2. Dünya Savaşı sonrasındanda geçen bir uzlaşma ve anlayış öğretisi.

Gösterim Tarihleri: 14 Aralık Cuma 19.00 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş), 16 Aralık Pazar 16.00 (Levent Cinemaximum Kanyon), 20 Aralık Perşembe 13.30 (Levent Cinemaximum Kanyon)

8) Hotel Noir / Suç Oteli (2012) – Sebastian Gutierrez (97 dk) 

hotel_noir

Venezuelalı yönetmen Sebastien Gutierrez’in son filmi olan “Hotel Noir”, Alfred Hitchcock’un “The Birds” (1963) ünden, Fritz Lang’ın “M” (1931) ine, Otto Preminger’in “Anatomy of a Murder” (1959) ına kadar dedektif kovalamacılarına, femme-fatale’lere ve o dönemin gizem içindeki atmosferlerine bir saygı duruşunda bulunduğu için izlenmeli. Üstelik Malin Akerman, Danny DeVito ve Rosario Dawson da cabası.

Gösterim Tarihleri: 15 Aralık Cumartesi 16.00 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş), 16 Aralık Pazar 13.30 (Levent Cinemaximum Kanyon), 19 Aralık Çarşamba 21.30 (Levent Cinemaximum Kanyon)

9) Atomic Age / Atom Çağı (2012) – Helena Klotz (67 dk) 

atomic

Cahiers du Cinema dergisinin web sitesinde ve oyuncu seçiminde çalışan Fransız yönetmen Helena Klotz’un ilk filmi “Atom Çağı”, 67 dakikalık kısa süresi içerisinde, ilerleyen gençlik çağının değişen tüm dinamiklerine dikkat çeken yapısı ve fragmanındaki görsel açıdan çekici atmosferi nedeniyle izlenmeli. Cahiers du Cinema ile içli dışlı olan bir yönetmenin ilk işi olması da filmi merak etmenin ayrı bir nedeni. Film, Berlin Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü’ne layık görülmüştür.

Gösterim Tarihleri: 17 Aralık Pazartesi 11.30 (Levent Cinemaximum Kanyon), 19 Aralık Çarşamba 13.30 (Levent Cinemaximum Kanyon)

10) Robot & Frank (2012) – Jake Schreier (89 dk) 

robot

Sundance Film Festivali’nde “Alfred P. Sloan En İyi Film Ödülü”ne layık görülen film, robot ve insan ilişkisini modern ve bir o kadar da sci-fi bir Bonnie & Clyde hikayesi şeklinde sunduğunu iddia etmesiyle izlenmeli. Peter Sarsgard’ın sesiyle robota can verdiği filmde, Frank Langella, Liv Tyler, Susan Sarandon, James Marsden gibi oyuncular yer almakta.

Gösterim Tarihleri: 14 Aralık Cuma 21.30 (Levent Cinemaximum Kanyon), 17 Aralık Pazartesi 16.00 (Beyoğlu Cinemaximum Fitaş), 18 Aralık Salı 21.30 (Levent Cinemaximum Kanyon)

BONUS:

Une journee particuliere / Özel Bir Gün (2012) – Gilles Jacob (53 dk) 

une_journee_particuliere

Cannes Film Festivali’nin 12 yıldır başkanlığını üstlenen Gilles Jacob’un festivale bir saygı duruşu olarak bir araya getirdiği bu 53 dakikalık anı defteri niteliğindeki dokümanterde neler yok ki! “Chacun son Cinema” (2007) filmiyle sinemayla ilişkilerini anlatan 33 yönetmenin Cannes serüveninde kamera yeri geliyor, Jane Campion’la Roman Polanski’yi kadeh tokuştururken yakalıyor. Alejandro Gonzalez Inarritu konuşuyor, Gus Van Sant dinliyor. Kırmızı halıda Takeshi Kitano kimonosuyla gözüküyor. Rüya gibi bir derleme olan “Özel Bir Gün” kesinlikle izlenmeli.

Gösterim Tarihleri: 15 Aralık Cumartesi 16.00 (Fransız Kültür Merkezi), 18 Aralık Salı 19.00 (Fransız Kültür Merkezi)

 

Etiketler: , , , ,