RSS

Etiket arşivi: aaron taylor johnson

74. Altın Küre Ödülleri Değerlendirmesi

Dün gece gerçekleştirilen 74. Altın Küre ödülleri beklenildiği gibi Damien Chazelle’in müzikali La La Land’ın geceye damga vurmasıyla sonuçlandı. Komedi / müzikal kategorisinde en iyi film, en iyi erkek oyuncu (Ryan Gosling), en iyi kadın oyuncu (Emma Stone) ve genel kategorilerde en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi özgün müzik, en iyi özgün şarkı dahil olmak üzere 7 ödülle ayrılan La La Land, Altın Küre tarihinin rekorunu kırmış oldu. Bu rekor daha önce toplamda 6 ödül kazanan One Flew Over the Cuckoo’s Nest (1975) ve Midnight Express (1978) filmlerine aitti. En iyi drama ödülünü yılın favori filmlerinden Moonlight’ın kazanması zaten beklenilen bir durumdu. Esas sürpriz ise Moonlight’ın en iyi filmi kazanmasına rağmen başka hiçbir ödüle layık görülmemesiydi. Eğer La La Land ve Moonlight en iyi film için aynı dalda yarışmış olsaydı muhtemelen Moonlight geceden sıfır çekmiş olarak ayrılacaktı.

lalalandmovie

Bu yılki Altın Küre töreni özellikle 4,5 dakikalık muazzam açılışıyla hafızalarda yer edindi. Sunucu Jimmy Fallon başta olmak üzere, Nicole Kidman, Amy Adams, Ryan Reynolds, Stranger Things dizisindeki çocuk oyuncular, Evan Rachel Wood ve daha birçok ismin bulunduğu şov adeta La La Land’in geceye damga vuracağını en baştan ilan eder gibiydi. La La Land’in açılışındaki müzikal sahnenin ve filmin içinden birçok akılda kalıcı sahnenin parodisini oldukça eğlenceli ve kaliteli bir şekilde gözler önüne seren tören, sunum konusunda ilerleyen dakikalarda bu açılışı arattı. Fallon, geçtiğimiz yıl töreni sunan Ricky Gervais kadar akılda kalıcı bir sunum hazırlayamadı, zaten sahnede de toplamda 10 dakika bile görünmedi. Hafızalara kazınacak bir başka an ise Meryl Streep’e “Onur Ödülü” takdim edildiği andı. Alkışların ve gözyaşlarının durmadığı anda Streep, yakın zamanda A.B.D başkanı seçilen Donald Trump’ı eleştiren politik bir konuşma yaparak törene damgasını vurdu.

streep1

En iyi erkek oyuncu -drama- kategorisinde Casey Affleck, en iyi kadın oyuncu –komedi/müzikal- kategorisinde Emma Stone favori olarak çıktıkları yarıştan ödülle ayrıldı ve Oscar için iddialarını sürdürdü. Affleck’in en yakın rakibi Denzel Washington’un burada kazanamaması Affleck’in önünü daha da açmaya yaradı. Emma Stone’un şansı ise Oscar’da Affleck kadar kolay olmayacak, zira Küre’de aynı kategoride yarışmadığı Natalie Portman ve Isabelle Huppert ile karşılaşarak çetin bir yarışa girecek. En iyi erkek oyuncu –komedi/müzikal- kategorisinde Ryan Gosling tahmin edildiği gibi yakın rakipleri Ryan Reynolds ve Hugh Grant’i geride bırakarak ödüle uzandı. Bu ödülün normal şartlarda en iyi erkek oyuncu kategorisinde çok iddiası bulunmayan Gosling’in Oscar’da ilk 5’e girmesine yetip yetmeyeceğini bekleyip göreceğiz.

74th Annual Golden Globe Awards - Season 74

En iyi kadın oyuncu –drama- kategorisinde ise kesin bir şekilde Natalie Portman’ın üçüncü Altın Küre’sini kazanması bekleniyordu ama usta Fransız aktris Isabelle Huppert da yarıştan kopmayarak Portman’ın en yakın takipçisiydi. Huppert’ın Elle filmindeki performansıyla ödülü hak ettiği konusunda çoğu kişi hem fikirdi fakat Fransız oyuncu olması, Hollywood projelerinde genel olarak yer almaması, daha önce Altın Küre ya da Oscar’a aday gösterilmemesi gibi sebepler yüzünden ibre Portman’ın kazanacağını gösteriyordu. Nitekim, ödülü Huppert’ın kazanması sevinçle karşılandı ve büyük bir alkış tufanı koptu. Huppert, bu galibiyetle Oscar adaylığını garantiledi fakat Portman ve Stone ile çetin bir yarışa gireceğinden orada ödülü kazanmasının Küre’dekinden daha zorlu olacağı bir gerçek.

huppert

Yardımcı kadın oyuncu kategorisinde tiyatrodan uyarlanan Fences’taki performansıyla Viola Davis açık ara favoriydi ve ödülü kendisini geriden takip eden Michelle Williams’a kaptırmayarak Oscar’ı da garantiledi. Törenin en büyük sürprizlerinden biri ise yardımcı erkek oyuncu kategorisinde oldu. Eleştirmen birliklerinin hemen hemen hepsinde galip gelen Mahershala Ali’nin Moonlight’taki performansıyla ödülü alması en garanti dallardan biri olarak gözüküyordu. Eğer bir takipçisi olacaksa da Hell or High Water’daki performansıyla Jeff Bridges ikinci sıradaydı. Ödülü ise Nocturnal Animals’taki performansıyla Aaron Taylor-Johnson’ın kazanması şok etkisi yarattı. Hollywood’ta yeterince sevilmeyen ve Oscar’a aday olma şansını da gün geçtikçe iyice yitiren Nocturnal Animals’ın hakkını HFPA yönetmen, senaryo ve yardımcı erkek oyuncu dallarında aday yaparak vermişti. Fakat bu dalda bazı eleştirmen birliklerinde de olduğu gibi aynı filmden Michael Shannon’un aday olması beklenirken HFPA, Shannon’u aday yapmayıp Johnson’u seçti. Çoğu birliğe aday edilmeyen, edildiği zaman da muhtemelen 4. ya da 5. sıradan dahil edilen bir isimdi Shannon. Bu yüzden Johnson’ın dala 5. sıradan girdiği ve adaylık kontenjanını doldurduğu düşünülürken ödüle uzanması çok net bir sürprizdi. Johnson’un normalde Oscar’a aday olması için tahminlerde adı bile geçmemesine rağmen Altın Küre ödülüne uzanması onun Akademi’de ilk 5 aday arasına girmesine yetip yetmeyeceği merak konusu.

la-aaron-taylor-johnson-20170108

En iyi yönetmen dalının Damien Chazelle ve Barry Jenkins arasında geçmesi bekleniyordu. Neticede dramada Moonlight’ın, komedi/müzikalde La La Land’in galip geleceği herkes tarafından tahmin ediliyordu. Dolayısıyla yönetmen ödülünün bu ikisinden birine gideceği garantiydi ve Chazelle biçimi öne çıkaran gösterişli yönetmenliğiyle bir adım daha öndeydi. Beklenildiği gibi Chazelle en iyi yönetmen ödülüne ulaşarak Oscar’da da bu önemli kategorinin favorisi olacağını gösterdi. Törenin en büyük sürprizi ise senaryo ödülünde yaşandı. La La Land, yönetimiyle, oyunculuklarıyla, müzikleriyle, şarkılarıyla, sinematografisiyle, kurgusuyla, sanat yönetimiyle, kostüm tasarımıyla her ne kadar herkesin kalbini çalmış olsa da, bunlara kıyasla zayıf bir noktası varsa onun da senaryosu olduğu konusunda da filmin hayranları bile hem fikirdi. Neticede senaryosu kusursuz derecede çarpıcı Manchester by the Sea ve henüz izleyemesek de yılın en etkileyici senaryolarından biri olduğu söylenen Moonlight arasında geçmesi beklenen ödülün La La Land’a gitmesini çoğu kişi beklemiyordu. HFPA, La La Land’i o kadar çok sevmiş olacak ki, senaryo ödülünü de gözü kapalı vermekte bir sorun görmedi ama ödülün açık ara Manchester by the Sea’nin hakkı olduğunu düşünen birçok La La Land hayranı sosyal medyada yorumlarını esirgemedi.

74th Annual Golden Globe Awards, Press Room, Los Angeles, USA - 08 Jan 2017

Özgün müzik ve özgün şarkı dallarında adeta rakipsiz olan Justin Hurwitz, La La Land’teki olağanüstü besteleri ve filmden çıktıktan sonra herkesin defalarca dinlediği “City of Stars” şarkısıyla zorlanmadan zafere ulaştı. Oscar ödüllerinde de müzik ve şarkı dallarında durumun değişmeyeceğini gönül rahatlığıyla söylemek mümkün hale geldi. Animasyonda Zootopia ve Kubo arasındaki çekişme Zootopia lehine sonuçlanınca aylar önce müthiş bir çıkış yapmasına rağmen son zamanlarda popülaritesini kaybeden Zootopia, Oscar için tekrar favori olduğunu hatırlattı. Yabancı dilde en iyi film kategorisinde ise eleştirmenlerin ve izleyicilerin favorisi olan ve ödülü kazanmasına çoğu kişi tarafından kesin gözüyle bakılan Toni Erdmann, Cannes Film Festivali’nden sonra Altın Küre’den de eli boş döndü. Ödülü Paul Verhoeven’in sansasyonel filmi Elle’nin kazanması ve Isabelle Huppert’ın da kadın oyuncu ödülünü alması, Elle’yi La La Land’ten sonra gecenin en çok ödül kazanan ikinci filmi haline getirdi. Oscar’da “yabancı dilde en iyi film” kategorisinde ilk 9’da bulunmayan Elle, dolayısıyla orada Toni Erdmann’ın rakibi olamayacak. Fakat buna rağmen Toni Erdmann’ın aslında geçtiğimiz yıllardaki “Amour”, “A Separation”, “La Grande Bellezza”, “Son of Saul” zaferleri kadar kesin bir favori olmadığı anlaşıldı. Oscar’da Elle olmasa bile The Salesman ya da Land of Mine ile yine bir yarış içine gireceği kesinleşti.

154a2d-20170109-justin-hurwitz

La La Land, Altın Küre’den 7 ödülle ayrılmasının ardından Oscar’ın da favorisi haline geldi fakat Oscar ve Altın Küre tercihlerinin çoğu zaman farklı olabildiği gerçeğini de göz önünde bulundurmak gerek. Bu yüzden Moonlight’ın hala Oscar’da La La Land’in en güçlü rakibi olduğunu unutmamalı. La La Land’in burada kazandığı en iyi erkek oyuncu ve en iyi senaryo ödüllerini Oscar’da kazanamayacağı çok yüksek ihtimal. En kötü senaryoda en iyi kadın oyuncu ödülünü Portman ya da Huppert’tan biri, en iyi film ödülünü Oscar’da Moonlight kazansa bile garanti ödülü 3’e düşüyor. Fakat Altın Küre’de olmayan sinematografi, kurgu, ses kurgusu, ses miksajı, sanat yönetimi, kostüm tasarımı gibi dallar esasında La La Land’in en güçlü olduğu dallar. Bunların çoğunda favori olduğunu düşünürsek La La Land -en iyi filmi alamasa bile- en az Altın Küre’de aldığı 7 ödüle Oscar ödül töreninde de ulaşarak bu yıl en çok ödül kazanan film olarak ayrılacaktır.

 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 10, 2017 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

“Nocturnal Animals” Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler

nocturnal-animals

Ali Ulvi Uyanık: “Nocturnal Animals”: Aşkı, vicdanı, kalp kırıklığını, tedirgin ve yer yer de şoke eden katmanlarla seyircilerin duygularına emanet ediyor.

Murat Özer: Tom Ford’u bunca yıl beklediğimize değdi… Yılın en iyilerinden “Nocturnal Animals”, temas ettiği her noktaya ateş düşürmeyi başarıyor…

Burak Göral: “Gece Hayvanları” (Nocturnal Animals), “Arrival”dan çok çok daha iyi kotarılmış ve değerli bir film. Nüfuz ettiği kılcal damarların içinde kaybolmadan yolunu buluyor, ‘yaşama’nın cesaret gerektiren bir mesele olduğunu sert, tavizsiz ve hipnoz edici bir üslupla anlatmayı başarıyor. Tom Ford bunu yaparken başka üstat yönetmenleri de taklit etmiyor öyle başka yeni kuşak yönetmenler gibi. Nicolas Winding Refn gibi ‘stil’in içinde de boğulmuyor mesela, hikayesinin ve meselesinin omurgasından hiç sapmadan dramını kuruyor ve henüz daha iki filmi var! Umarım bir dahaki filmi için bu kadar uzun süre bekletmez…

Halil İbrahim Sağlam: Nocturnal Animals’ta sinemayı büyüleyici bir sanat dalı yapan her öge fazlasıyla mevcut. Tom Ford henüz ikinci filminde başyapıtına ulaşmış. Amy Adams, Jake Gyllenhaal ve Michael Shannon harikalar.  5/5

Onur Kırşavoğlu: Tom Ford’un Nocturnal Animals’ı kışkırtıcı, tekinsiz, büyüleyici ve MUHTEŞEM!!! Michael Shannon ise kusursuz ⭐⭐⭐⭐1/2

Utku Ögetürk: Nocturnal Animals MUAZZAM! Ve evet 100/100; yılın en iyisi!

Saffet Serdar Akbıyık: Nocturnal Animals filmini bütün senaristlerin ve yönetmenlerin seyretmesi gerekir. Nasıl paralel hikaye anlatılır, kısa diyaloglarla nasıl karakter oluşturulur, hiç diyalog olmadan bile bir karakter film içinde nasıl önemli yer edinir, psikolojik şiddet sömürülmeden nasıl filmi sürükleyici hale getirir, görüntü yönetmenliği altı çizilmeden nasıl bir filme çizgi atlatabilir, bunu yaparken hikayenin öyle çok farklı veya bilinmemiş olması da gerekmeden iyi film ve iyi hikaye nasıl anlatılabilir? Üstelik bunları yapan yönetmen Tom Ford’un henüz ikinci filmi Gece Hayvanları.

Banu Bozdemir: Gece Hayvanları’nı gayet beğendim. Geçişler, hayatlar, kitaplar birbirine karışırken sıkı eleştiriler de var sistem ve dayattıklarına.

Ekin Limoncu: Nocturnal Animals tek kelime ile harika bir film. Amy Adams’a ise söylenecek söz yok. Öyle böyle değil, şiddetle tavsiye.

Haktan Kaan İçel: Nocturnal Animals: İzledikten sonra intihar ettiren bir film… Yürek burkan, yalnız hissettiren, kabusu gerçek kılan…

Gözde Hatunoğlu: Nocturnal Animals bu sene izlediğim en güzel şey olabilir mi? Büyük ihtimalle öyle. Gönlümün tüm Oscar’ları onun oldu. Çok acayip çok. Amy Adams insan değil. Jake Gyllenhaal’ı izlerken koltuğa tırnaklarımı geçirdim. Michael Shannon’a Oscar vermeyen gidip intihar etsin. Bu kadar stilize bir işin böyle bir gerilim yaratması ve bu gerilimin film bittikten sonra bile devam etmesi. Sinema sanatını neden bu kadar çok seviyoruz sorusunun bütün cevapları filmde.

Tuğçe Madayanti Dizici: Nocturnal Animals ile Tom Ford filmlerini dizayn etmeye devam ediyor. Şiirsel bir terör veya sadece karmakarışık bir film olarak okunabilir.

Ecem Şen: Nocturnal Animals sinemada defalarca işlenmiş klişe konuları başarılı kurgusuyla klişe yapısından kurtararak görsel bir şölene dönüştürmüş.

Manolya Akdemir: Nocturnal Animals’ın bu kadar iyi olduğunu tahmin etmemiştim. Alışık olmadığım gerilim yaratma biçimleriyle karşılaştım. Çok çok etkileyici.

İnci Tulpar: Nocturnal Animals Filmi izlerken de, bitince de nefes almakta zorlanılan filmlerden. Simgelemeler, hikaye, oyunculuk çok üst düzey. Vay be.

Serkan Çellik: Din: Ölüm döşeğindeki insanları herkesi öldürmekten alıkoyan şey. Nocturnal Animals “alıkoyan” olmasa neler olabileceğini sorguluyor.

Hilal Çetinder: Tom Ford’a, yeniden, hayran kaldım… Teşekkürler #NocturnalAnimals

 
Yorum yapın

Yazan: Aralık 7, 2016 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Godzilla (2014)

1954’te Japon yapımı Gojira ile başlayan ve bu yıl 60. yılını kutlayan Godzilla serisi sinema tarihinin en uzun serilerinden biri olma özelliğini taşıyor. Japon toplumunun yaşadığı atom bombası ve nükleer yıkımın sinemada dışavurumu olarak nitelendirebileceğimiz Gojira, ülkedeki nükleer denemelerin yarattığı radyasyonla 2 milyon yıl sonra canlanan efsanevi canavar Godzilla‘yı ortaya çıkardı. Daha önceki Godzilla filmlerinin 28’i Japon yapımıydı, tek Hollywood yapımı olanı ise 1998 tarihli Roland Emmerich’in “Godzilla“sıydı ve bir re-make faciası olarak tarihe geçti. Fantastik bir hikaye olmasına karşı zamane boyunca hep ciddiyetle ele alınan seriyi anlamsız bir mizah anlayışıyla donatan Emmerich, Amerikan milliyetçiliğiyle dolu felaket filmleri türüne bir yenisini eklemekten başka bir şey yapmamıştı. Gareth Edwards’ın 2014 tarihli Godzilla‘sının ise bir anlamda köklere dönüş olduğunu söyleyebiliriz, zira hem 1954 tarihli Gojira‘nın ciddiyetini taşıyor hem de görsel tasarım alanında ihtişamlı bir Godzilla portresi çizmeyi başarıyor.

godzilla

2010 yılında çektiği Monsters ile 800.000 dolar gibi oldukça düşük bir bütçeyle kayda değer bilim kurgu filmi çekilebileceğini kanıtlayan yönetmen Gareth Edwards, bu başarısını devasa bütçeli Godzilla‘nın yönetmenliğine atanarak taçlandırdı. Büyük bütçe ünlü oyuncuları da beraberinde getirdi ve Aaron Taylor Johnson, Bryan Cranston, Elisabeth Olsen, Juliette Binoche, David Strathairn, Ken Watanabe, Sally Hawkins gibi oyunculardan kurulu dikkat çekici bir kadro oluşturuldu.

Godzilla‘nın 60 yıllık tarihindeki otuzuncu filmi olan yeni Godzilla geniş bir karakterler geçidi sunuyor fakat bu karakterlerin dramatik yapısını genelde blockbuster filmlerde üzerinde durulmayan klişe “aile dramı” formülünde tekrarlıyor. Misal, Gojira‘da hayati bir öneme sahip olan Japon bilimadamı Serizawa karakteri bu filmde de bulunuyor fakat etrafı izlemekten, şaşkınca bakmaktan ve “Hiroşima göndermesi” gibi beylik laflar etmekten başka bir şey yapmıyor! Bryan Cranston ve Juliette Binoche’un oynadığı karakterler belirli oranda filmin dram yükünü yükseltse de, Aaron Taylor Johnson ve Elisabeth Olsen ikilisinin aynı oranda başarılı olduğunu söylemek zor. David Strathairn ise karizmatik ses tonuyla kuşkusuz tüm Godzilla filmleri içerisinde en akılda kalıcı amiral karakterine imza atıyor.

godzilla1

Filmin Gojira‘dan ve Emmerich’in Godzilla‘sından ayrıştığı temel nokta ise, esas düşmanın Godzilla olmaması. Japon sinemasında Godzilla‘nın başka yaratıklarla savaştığı kaiju filmlerindeki gibi bir yapı kurulduğunu söylemek mümkün. Bu noktada filmin savaş katmanını askerler ve Godzilla savaşı, askerler ve kaijuların savaşı, Godzilla ve kaijuların savaşı olarak üçe ayırmak gerekiyor. Filmin içerisinde Godzilla‘nın açıkça “doğanın dengeleyici gücü” olarak ifade edilmesi ve finalde kahramanlaştırılması ise filmin esas tartışılması gereken meselesi.

Godzilla‘nın görsel efekt alanında Guillermo Del Toro’nun Pacific Rim’i (2013) ile çokça benzeşmesi şaşırtıyor, zira devasa yaratık tasarımları, iki tarafın savaşında ortaya çıkan hasarların detaylı görsel karşılığı efektlerin aynı ekibin elinden çıkmış izlenimi uyandırıyor. Gojira‘nın (1954) canavar kostümü giydirilmiş insanlardan oluşan Godzilla‘sından detaylarla donatılmış bir görsel efekt şaheseri olan Godzilla tasarımına gelen süreç kuşkusuz önemli. Özellikle askerlerin paraşütle bulutların üzerinden şehre atladığı sahnenin Godzilla evreninde kült bir sahneye dönüşeceği neredeyse kesin.

godzilla2

Gareth Edwards’ın filmi otuz filmlik Godzilla serisinin en iyi filmlerinden biri olarak hatırlanacaktır. İlk göz ağrımız Gojira‘dan biraz daha aşağıda, Emmerich’in Godzilla‘sından kat kat yukarıda olarak. Adeta yeni King Kong ya da Jurassic Park kıvamına getirilecek yapısıyla Hollywood yapımcılarının ağzını sulandıracağı ve Japonlarla yarışacak şekilde seri bir devam filmleri furyasına dönüşeceğini öngörmek zor değil. Temennimiz en fazla Gareth Edwards gibi nitelikli yönetmenlerle seriye devam edilmesi yönünde olur.

3/5

 
Yorum yapın

Yazan: Mayıs 16, 2014 in Film Kritikleri

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,