RSS

Etiket arşivi: gezici festival

Blut Muss Fliessen – Undercover Unter Nazis (2012)

Türkiye’deki ilk gösterimi 18. Gezici Festival kapsamında yönetmeni Peter Ohlendorf’un katılımıyla yapılan “Kan Akmalı- Gizlice Nazilerin Arasında”, aralarında gizli konserler düzenleyen, Hitler selamı veren, “Kan Akmalı” diye bağıran Neonazilerin 40’a yakın konser görüntüsüyle, bu görüntüleri yıllar boyunca kılık değiştirerek gizli bir şekilde çeken Thomas Kuban’ın ( tabi bu da takma bir isim) çalışmalarının birleşmesi sonucunda ortaya çıkan şaşırtıcı bir belgesel.

Blut_muss_flie_en_-_Undercover_unter_Nazis

Gazeteci Thomas Kuban, yıllar boyu Almanya’yı ve Avrupa’yı dolaşarak ve bir Neonazi gibi davranarak gizlice kaydettiği bu görüntüleri hiçbir yere satamamış. Bu görüntüleri yayınlamayı reddetmemişler, kimse bu işin altına elini sokmak istememiş. Kuban, görüntüleri belgeselci Peter Ohlendorf’a gösterince Ohlendorf’un görüntüler karşısında kanı donmuş ve bunu film olarak birleştirmeyi teklif etmiş. Gizli çekildiğinden oldukça kötü görüntülü konser görüntülerine ek olarak, politikacıların Neonaziler ile ilgili konferans konuşmaları ve Thomas Kuban’ın konsere girmeden önceki sıkı hazırlıkları serpiştirilmiş. Ortaya çıkan manzara ise, hem düşündürücü, hem insanın kanını  dondurucu. Peter Ohlendorf’un film sonrası söyleşide söylediği şu cümle tüm olayı özetler nitelikte: “Günümüzde hala üstü örtülen ve pek kalmamış gibi gösterilen yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın gittikçe artıp ne boyutlara vardığını görmek şok edici.

778_455768874459038_278692691_n

Gizlice çekilen konser görüntüleri içerisinde genelde dazlak, üstü çıplak, vücudunun her tarafı Nazi dövmeleri içerisindeki militanların yanı sıra, birçok kadın, yaşını başını almış evli çiftler de görmek mümkün. Ve sayıları gitgide artmaya devam ediyor. Bolca alkol tüketerek  metal müzikler içerisine serpiştirilmiş “Kan akmalı, aşırısından, bolca, Yahudilerin Cumhuriyeti’ndeki bu özgürlüğün içine sıçarız. Adolf Hitler keşke gerilse, tekrar ülkenin başına geçse” gibi şarkı sözlerini söylüyorlar.

Neonazilere özel metal müziklerin, şapkaların, dövmelerin, tişörtlerin satıldığı dükkanların görüntüleri de belgeselde mevcut. Bazı Neonazilerin mekanlarında ya da evlerinde Nazi örgütünün üst düzey yetkililerinin fotoğraflarını görmek mümkün. Adolf Hitler’in gözle görülür bir posterine veya görüntüsüne ise belgeselde hemen hemen hiç rastlanmaması ise dikkat çekici. Gösterim sırasında Ohlendorf’a bunun bilinçli bir tercih olup olmadığı soruldu. Gülerek yanıt veren Ohlendorf, Neonazilerin üzerlerinde ufak arma, rozet gibi bazı şeylerde Hitler’in yine gözüktüğünü, fakat konser görüntülerinin kötülüğünden dolayı göze çarpmamış olabileceğini dile getirdi.

blutmussfliessen109_v-contentgross

Kan Akmalı – Gizlice Naziler Arasında belgeselinin normal bir sinema salonunda gösterim şansı bulamaması ise üzücü. Ohlendorf, “Neonaziler kimsenin ilgisini çekmiyor. Fakat gün geçtikçe sayıları artmaya ve tehlikeli olmaya başlıyorlar. Almanya’da 8’ü Türk olmak üzere 10 kişi Neonaziler tarafından öldürüldü. Polisler yeterli önlemleri almıyor.” dedi. Fakat filmi tüm dünyada göstermek amacıyla ülke ülke dolaştıklarını söyleyen Ohlendorf, şu ana kadar filmi 15.000 seyirciyle buluşturduklarını ve daha birçok yere gösterim için seyahat edeceklerini söyledi.

Bu bilgiler ışığında filmi tüm dünyada henüz görebilen 15.000 kişiden biri olabilmek mutluluk verici. Umarız bu belgesel daha çok insana ulaşır ve günümüzde sayısı durmadan artan bu yabancı düşmanı – ırkçı Neonaziler hakkında insanlar daha çok bilinçlendirilerek çeşitli önlemler alınabilir.

Not: Gezici Festival fotoğrafı alıntıdır.

6.1 / 10

 
 

Etiketler: , , ,

Zerre (2012)

Sağlam bir gözlemin ürünü olduğunu belli eden Zerre, belgeselden gelen Erdem Tepegöz’ün kurmacayı belgesel gerçekçiliğiyle sade ama sarsıcı bir şekilde işlemesiyle ve tüm yükü üzerine alarak oldukça zor bir oyunculuk sergileyen Jale Arıkan’ın performansıyla hatırlanacaktır.

zerre

Yaşlı annesi ve engelli küçük kızıyla beraber yaşamakta olan Zeynep, zor şartlar altında aldığı üç kuruşluk maaşla çalışıp ailesine bakmaktadır. Bir gün nedensiz şekilde atölyedeki işinden çıkarılınca ortada kalır fakat bu onu yıldırmaz ve iş aramaya devam eder. Bulduğu işler genelde çok zor şartlar içerisinde olup “haftada 90 tl” gibi gülünç rakamlara gebedir. Güçlü bir kadın olan Zeynep, hayattaki tüm olumsuzluklara rağmen her gün ailesinin önüne 3 kap yemek koyup karınlarını doyurabilmek için bulabildiği her işte çalışmak için çabalar. Fakat hayatta ne kadar güçlü durmaya çalışırsa çalışsın yalnız bir kadının erkek egemen bu dünyada “zerre” kadar değeri yoktur.

18. Gezici Festival kapsamında izlediğim “Zerre”, yönetmeni Erdem Tepegöz’ün katılımıyla gerçekleşti. Tepegöz filmin 80 dakikalık kısa süresi ve beklenmedik anda biten finali hakkında “Karakteri olaydan olaya sürüklemek yerine inmemiz gereken durakta inmemiz gerektiğini hissettim. Filmin kapatılmış bir defter gibi sonlanması yerine ucunu açık bitirerek zihnimizde olayı devam ettirmeyi hedefledim. Daha önceki bir gösterim sonrasında bana olayın sonrasını nasıl düşündüklerini söyleyen insanlar oldu. Demek ki “Zerre” hala o yaşantının sonrasını düşündürtüyor” dedi. Filmi sunan Ahmet Boyacıoğlu’nun usta oyuncu Tuncel Kurtiz’e ne düşündüğünü sorması üzerine Kurtiz ” Çok beğendim. Yılmaz Güney bu filmi görse çok heyecanlanırdı. “Umut” (1970) filminin günümüzdeki yansıması olarak düşünmek mümkün. Ayrıca filmdeki yönetmen – oyuncu ilişkisinin samimiyetini farkettim ve çok hoşuma gitti. Tebrik ederim.” diye yanıt verdi.

zerre2

Zerre, her şeyden önce Türk sinemasında sayısı çok az olan “kadın filmleri” ve erkek egemen dünyada onurlu ve güçlü bir şekilde dimdik ayakta durmaya çalışan bir kadının öyküsünü başarıyla sinemasallaştırdığı için övgüyü hakediyor. Filmin oldukça başarılı sanat yönetimi, mekan konusunda sağlam bir araştırma yapıldığının göstergesi. Distopik tarzdaki görsel yapısı ise bu başarılı sanat yönetimine oldukça uyum sağlıyor. 3. Malatya Uluslalarası Film Festivali’nde alınan “En İyi Kurgu” ödülü, “Zerre”nin izleyiciyi 80 dakika boyunca başarılı bir şekilde olayların içerisine dahil edebilmesinde ve yaşanan her olayın gerçekçilik boyutunun uyandırdığı empatide yatıyor. Jale Arıkan ise  adeta “tek kişilik dev kadro” misali oyunculuk yükünü sırtında taşıyarak filmin gücüne güç katıyor.

zerre3

Aktüel kamerasıyla ve atmosferiyle “Dardenne Kardeşler gerçekçiliği”nden izler taşıyan “Zerre”, bu özelliğini “kadın hikayesi”ne entegre ederek “sade”, “eksiksiz” ve “vurucu” bir film olmayı başarıyor. İlk filmiyle oldukça umut vadeden ve Türk Sineması’na başarılı bir yapıt kazandıran Erdem Tepegöz’ün sonraki filmlerini merakla bekliyor olacağız.

Not: Gezici Festival fotoğrafı alıntıdır.

7.4 / 10

 

Etiketler: , , , ,