RSS

Etiket arşivi: zerre

Türk Sinemasının Son 10 Yılında Çekilen En İyi 15 “İlk Film”

Türk sinemasında ilk film üretimi özellikle son yıllarda büyük bir artış göstermeye başladı. Bu filmlerin büyük çoğunluğu ilk festival gösterimlerinin ardından ya da ilk vizyon deneyimlerinden sonra unutuldu. Çoğu yönetmen ilk filmlerinin başarısızlıklarının ardından ikinci filmlerini çekemedi. Bazı yönetmenler ise ilk filmleriyle büyük bir çıkış sergiledikten sonra kendi kariyerlerini oluşturdu. Özellikle Özcan Alper, Aslı Özge, Onur Ünlü, Emin Alper, Tolga Karaçelik, Pelin Esmer, Seren Yüce, Mahmut Fazıl Coşkun, Selim Evci, Ramin Matin, İnan Temelkuran gibi yönetmenler 2000 sonrasında ilk filmlerini çekmelerinin ardından kendi filmografilerini inşa ederek “Yeni Türk Sineması” içinde Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu ve Tayfun Pirselimoğlu isimlerinin yanına eklendi.

emin-alper

İlk filmiyle yurtiçi ya da yurtdışı başarıları kazandıktan ya da eleştirmenler nezdinde kabul gördükten sonra filmografisini daha güçlü şekilde inşa etmeye başlayan yeni yönetmenler bir nevi Türk sinemasının geleceğini inşa etmekte. Yukarıda saydığım isimlerin yanı sıra henüz sadece tek film çekmiş olan Can Evrenol, Erdem Tepegöz, Ali Aydın, Deniz Akçay, Senem Tüzen, Kaan Müjdeci,  Kıvanç Sezer, Belmin Söylemez, Belma Baş, Çiğdem Sezgin, Emre Konuk gibi yönetmenler de ikinci filmlerine imza atmaları ve aynı başarıyı sürdürmeleri halinde bu halkanın bir parçası olacaklar.

erdem-tepegoz

Mehmet Can Mertoğlu’nun ilk filmi Albüm, Cannes Film Festivali’nde en özgün ve yaratıcı dile sahip filme verilen “France 4 Revelation” ödülünün, Saraybosna Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülünün, Adana Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Senaryo” ödülünün sahibi oldu. İlk filmiyle güçlü bir çıkış yapan Mertoğlu’nun filmi Albüm, 4 Kasım 2016 itibariyle Türkiye’de vizyona girecek.

album3

Son 10 yılda (2006-2016) Türk yönetmenlerin çekmiş olduğu “ilk filmler” arasında kişisel olarak en iyi bulduğum ve kalıcı olacaklarına inandığım 15 filmi dosya kapsamında kaleme aldım.

Takva (2006)

Özer Kızıltan’ın insan nefsinin para ve makamla test edilmesini, dini tarikatların iç yapısını, bastırılmış cinsellik dürtüsünü gözler önüne serdiği Takva, ana karakteri Muharrem’in çok güvendiği şeyhinin isteğiyle kendi içindeki Allah korkusunun çelişmesi sonucu yaşadığı psikolojik gerilimi başarılı yansıtıyordu. Erkan Can’ın çok büyük bir oyunculukla Gemide’yle beraber en iyi performansına imza attığı Takva, zamanında zikir sahneleriyle de çok konuşulmuştu.

takva

Sonbahar (2008)

Özcan Alper’in yazıp yönettiği Sonbahar, melankolik atmosferi, etkileyici sinematografisi, politik bilinci, Angelopoulos etkileri ,Karadeniz’in hüzünlü yanı, Onur Saylak’ın oyunculuğu, Oğuz Atay’dan Sabahattin Ali’ye, Van Gogh’dan Çehov’a varan göndermeleri ile bir “ilk film”den çok daha ötesi. Alper, Türk sinemasına kazınacak o kadar güçlü bir film çekti ki, sonraki filmleri Gelecek Uzun Sürer ve Rüzgarın Hatıraları hep Sonbahar’ın yarattığı beklentinin altında kaldı.

sonbahar

11’e 10 Kala (2009)

Pelin Esmer, 2005’te “Oyun” adlı belgesel filmini çekse de 11’e 10 Kala ilk uzun metrajlı kurmaca filmi. Esmer,  gazete, dergi, kitap, bilet, pul, saat, kaset demeden her şeyin koleksiyonunu yapan amcası Mithat Esmer’in hayatını Nejat İşler’in kapıcı karakteriyle birleştirerek en iyi “kurmaca-belgesel” filmlerden birine imza atıyor. İstanbul’un değişmekte olan yazgısını kuşak çatışması üzerinden ele alan film, ismiyle tam uyuşan dramatik finali ve 2015’te kaybettiğimiz Mithat Esmer’in nevi şahsına münhasır karakteriyle hatırlanıyor.

11e_10_kala_06

Köprüdekiler (2009)

Köprüdekiler, İstanbul’un varoşlarında oturan ve her gün Boğaziçi Köprüsü’nde farkında olmadan hayatları kesişen çiçek satıcısı Fikret, dolmuş şoförü Umut ve trafik polisi Murat’ın hayallerine, umutlarına, maddi ve manevi çıkışsızlıklarına dair bir hikaye. Aslı Özge’nin hayatında ilk defa oyunculuk yapan kişilerden çıkardığı doğal ve gerçekçi oyuncu yönetimi, görüntü yönetmeni Emre Erkmen’in hayatın sıradanlığı içerisinde tüm detaylara hakim el kamerası gibi detaylarla benzerlerinden farklılaşan ve derinleşen bir yapıya sahip.

koprudekiler

Uzak İhtimal (2009)

Mahmut Fazıl Coşkun’un genç bir müezzinle rahibe adayı bir Hıristiyan kadının imkansız aşkını konu alan filmi Uzak İhtimal, birbirine uç noktadaki iki insanın yakınlaşabileceğinin ve dinler arası hoşgörünün sinyallerini veren senaryosuyla, beyaz tonun ağırlıkta olduğu görsel yapısıyla önemli bir “arthouse” aşk filmi. Nadir Sarıbacak, seçmelerini zar zor kazandığı bu ilk oyunculuk deneyiminde ileride ne kadar güçlü bir oyuncu olacağının sinyallerini veriyordu.

uzak-ihtimal

Çoğunluk (2010)

Seren Yüce’nin ilk filmi Çoğunluk, muhafazakar ve milliyetçi aile yapısının bireyleri nasıl tutsak ettiğini, çıkışsızlaştırdığını tokat gibi bir gerçekçilikle yüzümüze vuruyordu. Türk toplumunun “öteki” algısı üzerine şekillendirdiği toplumsal – sınıfsal nefreti oldukça etkileyici sahnelerle gözler önüne sererken, Bartu Küçükçağlayan ve Settar Tanrıöğen’in güçlü ve gerçekçi karakter profilleriyle hafızalara kazınıyordu. Yüce, 6 yıl sonra gelen ikinci filmi Rüzgarda Salınan Nilüfer’de Çoğunluk’un tam tersi bir zümreyi yine gerçekçi gözlemlerle örülü bir senaryo ve iyi oyunculuklarla anlatıyor.

cogunluk

Tepenin Ardı (2011)

Uçsuz bucaksız taşradaki bir ailenin tepenin ardında kendi yarattıkları yörüklerle amansız mücadelesini, western filmlerini andıran bir yapının doğa odaklı sinematografisinde alegorik olarak politik, askeri ve sosyal birçok konuya değinerek anlatan film, Emin Alper gibi bir sinemacıyla tanışmamızı sağlıyor ve “En büyük düşman, kendi içimizdedir” diyordu. 4 yıl sonra Abluka’yı çeken Alper, politik sinemasına yönetimi ve atmosferi daha olgunlaşmış bir yetkinlikle devam ediyordu.

tepeninardi_2

Küf (2012)

Ali Aydın’ın Venedik’ten “Geleceğin Aslanı” ödülüyle dönen filmi Küf, Cumartesi Anneleri’ni temel alan öyküsündeki erkek karakterler üzerinden  90’lardaki çürümüş, kokuşmuş, küfleşmiş sisteme, grenli sinematografisiyle çarpıcı bir bakış atıyor. Özellikle açılışındaki 15 dakika süren tek plan karşılıklı diyalog sahnesiyle hatırlanan film, Ercan Kesal, Muhammet Uzuner, Tansu Biçer’in güçlü performanslarıyla ve tokat gibi vurucu finaliyle hafızalara kazınıyordu.

kuf

Zerre (2012)

Aktüel kamerasıyla ve atmosferiyle “Dardenne Kardeşler gerçekçiliği”nden izler taşıyan Zerre, erkek egemen dünyada onurlu ve güçlü bir şekilde dimdik ayakta durmaya çalışan işçi sınıfından bir kadının öyküsünü belgesel gerçekçiliğiyle sade ama sarsıcı bir şekilde işliyor ve tüm yükü üzerine alarak oldukça yoğun bir performans sergileyen Jale Arıkan’ın performansıyla öne çıkıyor. Sanat yönetimi ve atmosferin birleşerek adeta distopik bir coğrafya yarattığını da söyleyebiliriz.

zerre

Köksüz (2013)

Daha önce senarist kimliğiyle tanınan Deniz Akçay Katıksız’ın filmi Köksüz, “aile kutsaldır” olgusunu deşerek anne-kız çatışmasını rekabet ve kıskançlık düzeyinde ele alıyor, anlatmaya pek cesaret edilemeyen bir konuyu çarpıcı şekilde dile getiriyordu. Yönetmenliği ve sinematografisi geri planda kalsa da senaryosuyla ve Ahu Türkpençe – Lale Başar ikilisinin güçlü oyunculuklarıyla öne çıkıyordu.

koksuz

Ana Yurdu (2015)

Senem Tüzen’in yönetmenlik kumaşını belli eden tercihlerle örülü olan Ana Yurdu, muhafazakar toplumsal baskılara dair eleştirilerini Esra Bezen Bilgin ve Nihal Koldaş’ın çok güçlü canlandırdığı anne – kız tahakkümü üzerinden sıralıyor. Vedat Özdemir’in minimal sinematografi çalışması dar alanda etkili sinemasal sonuçlar verirken, Tüzen’in oldukça aykırı ve sert bir final yaparak izleyiciyi ikiye bölen tartışmalı tercihi hafızalara kazınıyor.

ana-yurdu-filmi

Baskın (2015)

“Beş polis aldıkları bir telefon sonrası kendilerini Lovecraftvari bir cehennemde bulurlar.” Bu fikir üzerinden Can Evrenol’un aynı adlı kendi kısa filminden uzun metraja dönüştürdüğü Baskın,  ucuz cin filmleri arasında kaybolan Türk sinemasında bir milat olarak karşımıza çıktı. Yönetmenliği, atmosferi ve müzikleri oldukça güçlü, bol kanlı bir cehennem senfonisi olan Baskın, Freudyen şemalara uyan karakter tahlilleriyle de dünya sinemasının güçlü korku örnekleriyle yarışabilecek tek Türk korku filmi olarak sinemamız adına bir kapı açtı.

baskin6

Kötü Kedi Şerafettin (2015)

Uzun metraj animasyon konusunda Türkiye’de yapılan film sayısı iki elin parmakları kadar etmezken ve yapılanların hepsi de üçüncü sınıf başarısız işler olarak hatırlanırken Mehmet Kurtuluş ve Ayşe Ünal imzalı Kötü Kedi Şerafettin sinemamız adına bir mihenk taşıydı. Anima İstanbul ekibinin Taksim – Cihangir çevresi ağırlıklı olmak üzere oluşturduğu başarılı semt modellemeleri, birinci sınıf işçiliği, animasyon içindeki cesur tercihleri ve güçlü dublaj kadrosu gelecek için umut verdi.

sero

Albüm (2016)

Aile kurumuna, bürokrasinin işleyişine ve muhafazakar orta sınıfa dair eleştirilerini Rumen Yeni Dalgası’nı ve Roy Andersson filmlerini anımsatan bir kara mizah anlayışıyla, uzun ve sabit planlarla, donuk yüz ifadeleriyle perdeye yansıtan Mertoğlu, üzerine okuma yapma olanağı sağlayan imgelerle örülü bir sanat komedisine imza atıyor. Sinematografik bilinci, absürt mizah anlayışı ve dünya sinemasının yeniliklerini takip ettiği her anında belli olan yönetmeninin sanatsal tercihleriyle öne çıkan Albüm, Mertoğlu’nun sonraki filmlerini merakla beklettirecek cinsten bir sinema.

album

Babamın Kanatları (2016)

İşçilerin maaşını ödemeyi sürekli erteleyen ama başı derde gireceği noktada daha büyük miktarları tıkır tıkır ödeyen düzenin adamlarının foyasını gerçekçi bir anlatımla gözler önüne seren Babamın Kanatları, politik sinemamız adına iyi bir ilk film. Yıllardır yardımcı erkek oyuncu rollerinde yer alan usta oyuncu Menderes Samancılar başta olmak üzere Musap Ekici, Kübra Kip ve Tansel Öngel’den güçlü performanslar alan Kıvanç Sezer, gelecek filmlerini merakla beklettirmeyi başardı.

babamin-kanatlari

Not: Bu yazı CineDergi’nin 97. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Kasım 4, 2016 in Özel Dosyalar

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

46. SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Ödülleri Sahiplerini Buldu

Bu yıl 46.sı düzenlenen SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Ödülleri Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen ödül töreniyle sahiplerini buldu. Kelebeğin Rüyası 5 dalda ödül alarak geceden en çok ödül kazanarak ayrılan film oldu. Zerre “En İyi Film” dahil olmak üzere 3 ödülle geceyi kapatırken, Yozgat Blues, Jin ve Sen Aydınlatırsın Geceyi de 1’er ödülle ayrıldı.

zerre

En İyi Film: Zerre

En İyi Yönetmen: Reha Erdem (Jin)

En İyi Senaryo: Onur Ünlü (Sen Aydınlatırsın Geceyi)

En İyi Erkek Oyuncu: Kıvanç Tatlıtuğ (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Kadın Oyuncu: Jale Arıkan (Zerre)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Nadir Sarıbacak (Yozgat Blues)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Farah Zeynep Abdullah (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Kurgu: Mesut Ulutaş (Zerre)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Sanat Yönetmeni: Hakan Yarkın (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Müzik: Rahman Altın (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Yabancı Film: La vie d’Adele (Abdellatif Kechiche)

En İyi Belgesel Film: Saroyan Ülkesi (Lusin Dink)

En İyi Kısa Film: Nerdesin? (Fatih Kızılgök)

Ahmet Uluçay Umut Ödülü: Ali Aydın (Küf)

Emek Ödülü: Erol Ağakay (Bugüne kadar 3620 Türk filminin afişini tasarlamış olması nedeniyle)

 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 21, 2014 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

46. SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Ödülleri Tahmin Listesi

46. SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) ödülleri 20 Ocak Pazartesi akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenecek ödül töreniyle sahiplerini bulacak. “En İyi Film” yarışı Jin ve Yozgat Blues arasında geçecek gibi gözüküyor. Yönetmen dalında Reha Erdem şimdiden ödülün sahibi gibi. Erkek oyuncu kategorisinde Ercan Kesal ve Kıvanç Tatlıtuğ, kadın oyuncu kategorisinde ise Defne Halman ve Jale Arıkan arasında güçlü bir rekabet var. Yardımcı erkek kategorisi Tansu Biçer mi, Nadir Sarıbacak mı sorusunu sordururken, yardımcı kadın dalı Farah Zeynep Abdullah ve Şenay Aydın arasında geçecek gibi. Görüntü yönetiminde Gökhan Tiryaki (Kelebeğin Rüyası) ve Florent Herry (Jin), sanat yönetiminde Hakan Yarkın (Kelebeğin Rüyası) ve Tural Polat (Eve Dönüş: Sarıkamış 1915),  müzikte Rahman Altın (Kelebeğin Rüyası) ve Mihaly Vig (Eve Dönüş: Sarıkamış 1915), kurguda ise Çiçek Kahraman (Yozgat Blues) ve Bora Gökşingöl (Kelebeğin Rüyası) kıyasıya bir rekabet içerisinde olacak gibi gözüküyor. Deniz Hasgüler ise bu yılki Ahmet Uluçay Umut Ödülü’nün sahibi olmaya en yakın isim. En iyi belgeselde Saroyan Ülkesi önde gözükürken, en iyi kısa filmde ise jüri üyeleri siyasi bir tavır takınmaya karar verirse ödül Ayçe Kartal’ın Tornistan’ına, sinemasal niteliklerine göre karar verirse ödül Can Evrenol’un Baskın’ına gidecek gibi duruyor.

siyad

Kim Alır?

En İyi Film: Yozgat Blues

En İyi Yönetmen: Reha Erdem (Jin)

En İyi Senaryo: Sen Aydınlatırsın Geceyi

En İyi Kadın Oyuncu: Jale Arıkan (Zerre)

En İyi Erkek Oyuncu: Ercan Kesal (Yozgat Blues)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Nadir Sarıbacak (Yozgat Blues)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Farah Zeynep Abdullah (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Kurgu: Çiçek Kahraman (Yozgat Blues)

En İyi Müzik: Rahman Altın (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Görüntü Yönetimi: Gökhan Tiryaki (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Sanat Yönetimi: Hakan Yarkın (Kelebeğin Rüyası)

Ahmet Uluçay Umut Ödülü: Deniz Hasgüler (Jin)

En İyi Belgesel: Saroyan Ülkesi (Lusin Dink)

En İyi Kısa Film: Baskın (Can Evrenol)

Kim Almalı?

En İyi Film: Sen Aydınlatırsın Geceyi

En İyi Yönetmen: Yılmaz Erdoğan (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Senaryo: Sen Aydınlatırsın Geceyi

En İyi Kadın Oyuncu: Defne Halman (Hayatboyu)

En İyi Erkek Oyuncu: Kıvanç Tatlıtuğ (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Nadir Sarıbacak (Yozgat Blues)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Farah Zeynep Abdullah (Kelebeğin Rüyası)

En İyi Kurgu: Ali Aga (Gözümün Nuru)

En İyi Müzik: Mihaly Vig (Eve Dönüş: Sarıkamış 1915)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Emre Erkmen (Hayatboyu)

En İyi Sanat Yönetmeni: Hakan Yarkın (Kelebeğin Rüyası)

Ahmet Uluçay Umut Ödülü: Deniz Hasgüler (Jin)

En İyi Belgesel:

En İyi Kısa Film: Baskın (Can Evrenol)

 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 19, 2014 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , ,

46. SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Adayları Belli Oldu

Bu yıl 46.sı düzenlenecek olan SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Türk Sineması adayları açıklandı. 9 dalda adaylık alan Kelebeğin Rüyası ve Zerre zirveyi paylaşırken onları 8 dalda aday gösterilen Sen Aydınlatırsın Geceyi ve Yozgat Blues takip ediyor. Jin ise 7 dalda adaylık alarak en çok dalda aday gösterilen beşinci film oldu. SİYAD Ödülleri 20 Ocak 2014’te Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek gecede sahiplerini bulacak.

siyad

EN İYİ FİLM
JİN / (Atlantik Film, Mars Entertainment Group, İmaj Yapım, Bredok Film Production)
KELEBEĞİN RÜYASI / (BKM Film)
SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ / (Eflatun Film)
YOZGAT BLUES /(Hokus Focus Film, Arden Film)
ZERRE / (Kule Film)

EN İYİ YÖNETMEN
ERDEM TEPEGÖZ (ZERRE)
MAHMUT FAZIL COŞKUN (YOZGAT BLUES)
ONUR ÜNLÜ (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)
REHA ERDEM (JİN)
YILMAZ ERDOĞAN (KELEBEĞİN RÜYASI)

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN EN İYİ SENARYO
ERDEM TEPEGÖZ (ZERRE)
MAHMUT FAZIL COŞKUN- TARIK TUFAN (YOZGAT BLUES)
ONUR ÜNLÜ (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)
REHA ERDEM (JİN)
YILMAZ ERDOĞAN (KELEBEĞİN RÜYASI)

CAHİDE SONKU EN İYİ KADIN OYUNCU 
DEFNE HALMAN (HAYATBOYU)
DEMET EVGAR (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)
DENİZ HASGÜLER (JİN)
JALE ARIKAN (ZERRE)
SANEM ÖGE (ŞİMDİKİ ZAMAN)

EN İYİ ERKEK OYUNCU
ALİ ATAY (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)
ERCAN KESAL (KÜF)
ERCAN KESAL (YOZGAT BLUES)
KIVANÇ TATLITUĞ (KELEBEĞİN RÜYASI)
SERDAR ORÇİN (EVE DÖNÜŞ: SARIKAMIŞ 1915)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU 
DAMLA SÖNMEZ (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)
FARAH ZEYNEP ABDULLAH (KELEBEĞİN RÜYASI)
ÖZAY FECHT (ZERRE)
RÜÇHAN ÇALIŞKUR (ZERRE)
ŞENAY AYDIN (ŞİMDİKİ ZAMAN)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
MUSTAFA UZUNYILMAZ (MERYEM)
NADİR SARIBACAK (YOZGAT BLUES)
RASİM ÖZTEKİN (DÜĞÜN DERNEK)
TANSU BİÇER (KÜF)
TANSU BİÇER (YOZGAT BLUES)

EN İYİ KURGU
ALİ AGA (GÖZÜMÜN NURU)
BORA GÖKŞİNGÖL (KELEBEĞİN RÜYASI)
ÇİÇEK KAHRAMAN (YOZGAT BLUES)
MESUT ULUTAŞ (ZERRE)
REHA ERDEM (JİN)

EN İYİ MÜZİK
EMRAH AĞDAN (ZERRE)
HILDUR GUGNADOTTIR (JİN)
MIHALY VIG (EVE DÖNÜŞ: SARIKAMIŞ 1915)
RAHMAN ALTIN (KELEBEĞİN RÜYASI)
YOUKI YAMAMATO (MERYEM)

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
EMRE ERKMEN (HAYATBOYU)
FLORENT HERRY (JİN)
GÖKHAN TİRYAKİ (KELEBEĞİN RÜYASI)
HAYK KIRAKOSYAN (EVE DÖNÜŞ: SARIKAMIŞ 1915)
VEDAT ÖZDEMİR (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ
HAKAN YARKIN (KELEBEĞİN RÜYASI)
HÜSAMETTİN DEMİRCİ (SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ)
OSMAN ÖZCAN (YOZGAT BLUES)
TORA AGHABAYOVA (ZERRE)
TURAL POLAT (EVE DÖNÜŞ: SARIKAMIŞ 1915)

EN İYİ BELGESEL FİLM
BABAM, DEVRİM VE BEN (Yönetmen: UFUK EMİROĞLU)
MUSTAFA’NIN YAŞAM ZİNCİRİ (Yönetmen: DOĞU AKINCI)
OT (Yönetmen: CANER CANERİK)
SAROYAN ÜLKESİ (Yönetmen: LUSİN DİNK)
TEK BAŞINA DANS (Yönetmen: BIENE PİLAVCI)

EN İYİ KISA FİLM
BASKIN (Yönetmen: CAN EVRENOL)
EMMAPORATION (Yönetmen: ALP GİRAY TABAKOĞLU)
NERDESİN? (Yönetmen: FATİH KIZILGÖK)
TORNİSTAN (Yönetmen: AYCE KARTAL)
YAŞAM MERKEZİ (Yönetmen: ÖMER GÜNÜVAR)

 
1 Yorum

Yazan: Ocak 6, 2014 in Haberler

 

Etiketler: , , , , ,

Zerre (2012)

Sağlam bir gözlemin ürünü olduğunu belli eden Zerre, belgeselden gelen Erdem Tepegöz’ün kurmacayı belgesel gerçekçiliğiyle sade ama sarsıcı bir şekilde işlemesiyle ve tüm yükü üzerine alarak oldukça zor bir oyunculuk sergileyen Jale Arıkan’ın performansıyla hatırlanacaktır.

zerre

Yaşlı annesi ve engelli küçük kızıyla beraber yaşamakta olan Zeynep, zor şartlar altında aldığı üç kuruşluk maaşla çalışıp ailesine bakmaktadır. Bir gün nedensiz şekilde atölyedeki işinden çıkarılınca ortada kalır fakat bu onu yıldırmaz ve iş aramaya devam eder. Bulduğu işler genelde çok zor şartlar içerisinde olup “haftada 90 tl” gibi gülünç rakamlara gebedir. Güçlü bir kadın olan Zeynep, hayattaki tüm olumsuzluklara rağmen her gün ailesinin önüne 3 kap yemek koyup karınlarını doyurabilmek için bulabildiği her işte çalışmak için çabalar. Fakat hayatta ne kadar güçlü durmaya çalışırsa çalışsın yalnız bir kadının erkek egemen bu dünyada “zerre” kadar değeri yoktur.

18. Gezici Festival kapsamında izlediğim “Zerre”, yönetmeni Erdem Tepegöz’ün katılımıyla gerçekleşti. Tepegöz filmin 80 dakikalık kısa süresi ve beklenmedik anda biten finali hakkında “Karakteri olaydan olaya sürüklemek yerine inmemiz gereken durakta inmemiz gerektiğini hissettim. Filmin kapatılmış bir defter gibi sonlanması yerine ucunu açık bitirerek zihnimizde olayı devam ettirmeyi hedefledim. Daha önceki bir gösterim sonrasında bana olayın sonrasını nasıl düşündüklerini söyleyen insanlar oldu. Demek ki “Zerre” hala o yaşantının sonrasını düşündürtüyor” dedi. Filmi sunan Ahmet Boyacıoğlu’nun usta oyuncu Tuncel Kurtiz’e ne düşündüğünü sorması üzerine Kurtiz ” Çok beğendim. Yılmaz Güney bu filmi görse çok heyecanlanırdı. “Umut” (1970) filminin günümüzdeki yansıması olarak düşünmek mümkün. Ayrıca filmdeki yönetmen – oyuncu ilişkisinin samimiyetini farkettim ve çok hoşuma gitti. Tebrik ederim.” diye yanıt verdi.

zerre2

Zerre, her şeyden önce Türk sinemasında sayısı çok az olan “kadın filmleri” ve erkek egemen dünyada onurlu ve güçlü bir şekilde dimdik ayakta durmaya çalışan bir kadının öyküsünü başarıyla sinemasallaştırdığı için övgüyü hakediyor. Filmin oldukça başarılı sanat yönetimi, mekan konusunda sağlam bir araştırma yapıldığının göstergesi. Distopik tarzdaki görsel yapısı ise bu başarılı sanat yönetimine oldukça uyum sağlıyor. 3. Malatya Uluslalarası Film Festivali’nde alınan “En İyi Kurgu” ödülü, “Zerre”nin izleyiciyi 80 dakika boyunca başarılı bir şekilde olayların içerisine dahil edebilmesinde ve yaşanan her olayın gerçekçilik boyutunun uyandırdığı empatide yatıyor. Jale Arıkan ise  adeta “tek kişilik dev kadro” misali oyunculuk yükünü sırtında taşıyarak filmin gücüne güç katıyor.

zerre3

Aktüel kamerasıyla ve atmosferiyle “Dardenne Kardeşler gerçekçiliği”nden izler taşıyan “Zerre”, bu özelliğini “kadın hikayesi”ne entegre ederek “sade”, “eksiksiz” ve “vurucu” bir film olmayı başarıyor. İlk filmiyle oldukça umut vadeden ve Türk Sineması’na başarılı bir yapıt kazandıran Erdem Tepegöz’ün sonraki filmlerini merakla bekliyor olacağız.

Not: Gezici Festival fotoğrafı alıntıdır.

7.4 / 10

 

Etiketler: , , , ,

18. Gezici Festival’de Görülmesi Gereken 10 Film

30 Kasım – 6 Aralık tarihleri arasında Ankara’da “Kızılay Büyülü Fener Sineması” ve “Alman Kültür Merkezi”nde  gerçekleşecek olan  18. Gezici Festival’in yaklaşmasıyla bir festival heyecanı daha sardı. Bu yıl Gezici Festival’de “Dünya Sineması”, “Türkiye 2012”, “Tuncel Kurtiz’in ‘Bir Daha, Bir Daha İzlediği Filmler”, “Savaşla Büyümek”, “Üretim Hatası”, “Kısa İyidir”, “Büyülenmenin Ötesinde: Larry Jordan’ın Filmleri” ve “Çocuk Filmleri: Hollanda” bölümleri bulunmakta.

Gezici Festival’e gitmek isteyenler için yol gösterecek bir rehber olmasını amaçlayarak program içerisinde “kesinlikle görülmesi gereken 10 film” listesini ele aldım. Not:Türkiye’de vizyon yüzü görmüş filmleri ( Yeraltı, Araf, Babamın Sesi, Lal Gece) ve eski klasikleri ( Il gattopardo, Nashville, All That Jazz) listeye almadan bir değerlendirme yaptım.

1) Küf (2012) – Ali Aydın (94 dk) 

Bu yıl Venedik Film Festivali’nden “Geleceğin Aslanı” ve Selanik Film Festivali’nden “Gümüş İskender” ödülleriyle dönerek uluslararası arenada gururumuzu kabartan Küf, aldığı ödüllerle ve eleştirmenlerin beğenisini kazanmasıyla dikkat çekmekte. Ülkemizde sayısı gün geçtikçe fazlalaşan “minimalist sinema” örneğine katkılarını, Ercan Kesal ve Tansu Biçer’in çok konuşulan performanslarını görmek açısından izlenmeli.

2) Zerre (2012) – Erdem Tepegöz (80 dk) 

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden “En İyi İlk Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Sanat Yönetimi”, “Siyad En İyi Film” ve Malatya Film Festivali’nden “En İyi Kadın Oyuncu – Jale Arıkan”, “En İyi Kurgu” ödülleriyle dönen Zerre, eleştirmenler tarafından bu yılın az sayıda beğenilen filmlerinden biri. Özellikle Altın Portakal’da kendisine “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü verilmediği için büyük bir kesim tarafından prototesto edilen ve performansı çok övülen Jale Arıkan’ı görmek için izlenmeli.

3) Devir (2012) – Derviş Zaim (75 dk) 

Usta yönetmen Derviş Zaim’in tamamen amatör oyuncularla çalıştığı son filmi “Devir”, festivallerde henüz kayda değer bir ödüle layık görülmese de, Derviş Zaim filmografisinde farklı bir yerde durması, insan-doğa ilişkisini incelemesi ve yönetmenin daha önceki filmlerine hiç benzemediğinin söylenmesi sebebiyle izlenmeli.

4) Siirt’in Sırrı (2012) – İnan Temelkuran, Kristen Stevens (89 dk) 

“Made in Europe” ve “Bornova Bornova” filmleriyle önemli yönetmenler adına arasını yazdıran İnan Temelkuran’ın 3. kurmacasını beklerken bir anda bir belgeselle ortaya çıkması şaşırtıcı. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Belgesel”, Adana Altın Koza Film Festivali’nde ise “En İyi Kurgu”, “Jüri Özel ” ve “Jüri Özendirme” ödüllerine layık görülen film, hem İnan Temelkuran’ın tür değişimine gitmesi, hem de bir belgeselin, kurmacaların arasından sıyrılarak “kurgu” ödülünü kazanması açısından izlenmeli.

5) Şimdiki Zaman (2012) – Belmin Söylemez (110 dk) 

İstanbul Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu – Sanem Öge”, Adana Altın Koza Film Festivali’nde ise “Yılmaz Güney Özel”, “Film-Yön Jürisi Özel” ve “Siyad En İyi Film” ödüllerine layık görülen “Şimdiki Zaman” da eleştirmenler nezdinde senenin en iyi Türk filmlerinden biri olarak görülmesiyle, hem de sinemamızda güçlü örnekleri az olan “kadın hikayesi” sebebiyle izlenmeli.

6) Amour / Aşk (2012) – Michael Haneke (127 dk) 

Usta yönetmen Michael Haneke’nin bu yıl Cannes Film Festivali’nden “Altın Palmiye” ödülüyle dönen, senenin en iyi filmleri arasında gösterilen ve çarpıcılığıyla çok konuşulan “Aşk”ını Filmekimi’nde kaçıran ve 28 Aralık’taki vizyon tarihinden önce izlemek isteyenlere 2. bir fırsat daha. “Yaşlanma korkusu” olanlara tavsiye edilmez.

7) Beasts of the Southern Wild / Düşler Diyarı (2012) – Benh Zeitlin (92 dk) 

Cannes, Sundance, Seattle, Los Angeles ve Deavuille Film Festivali’nde aldığı ödüllerle bu senenin “ödül canavarı”na ve yılın en hit filmlerinden birine dönüşen “Düşler Diyarı”, benzerini bir daha uzun yıllar görememe ihtimalimiz olduğu ustalıklı bir “sinema büyüsü” olduğu için izlenmeli. Vizyon tarihi 23 Ocak 2013 olan filmi erkenden izlemek isteyenler  için bir fırsat daha. Kaçırılmamalı!

8) No (2012) – Pablo Larrain (110 dk) 

Cannes Film Festivali’nde “Sanat Sinema” ve Malatya Film Festivali’nde Uluslararası En İyi Film” ödülüne layık görülen No, senenin en beğenilen filmlerinden biri olması ve Gael Garcia Bernal’ın performansını görmek açısından izlenmeli. Özellikle politik-gerilim severler kaçırmamalı.

9) Dae gi eui wang / Domuzların Kralı (2011) – Sang-ho Yeun (97 dk) 

Güney Kore sinemasından çıkan bir animasyon / canlandırma film olan “Domuzların Kralı”, Busan ve Fantasia Film Festivalleri’nde aldığı “En İyi İlk Film”, “En İyi Yönetmen”, “NETPAC” gibi ödüllerin sahibi. Okulda şiddet üzerine sert ve çarpıcı bir yapım olan film, türün meraklıları tarafından izlenmeli fakat çocuklara göre bir animasyon / canlandırma olmadığını söylemeliyiz.

10) Parada / Onur Yürüyüşü (2011) – Srdan Dragojevic (115 dk) 

Berlin Film Festival’nde “Kiliseler Birliği Özel Mansiyon”, “Panorama İzleyici Ödülü” ve Torino Gay ve Lezbiyen Film Festivali’nde”İzleyici Ödülü”ne layık görülen film, bu sene “eşcinsellik” olgusu üzerine yapılmış en etkili filmlerden biri olması sebebiyle izlenmeli.

NOT: “Tuncel Kurtiz’in Bir Daha, Bir Daha İzlediği Filmler” bölümünde gösterilecek tüm filmler ile “Türkiye 2012” bölümünden vizyon şansı yakalamış “Yeraltı”, “Araf”, “Babamın Sesi” ve “Lal Gece” henüz izlememiş olanların kaçırmaması gereken filmler.

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,